Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Kullanıcılar
Aylık Konu İstatistikleri
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Ayın En Çok Mesaj Atanları
Rozetler
ELITE Efektleri
ELITE Üyelik
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Konuya cevap cer
Ana sayfa
Forumlar
Arşiv
Makale ve Köşe Yazıları
Deneme | Kasabayı Jon Dalton'dan Kurtarmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Mesaj
<blockquote data-quote="Sikiru" data-source="post: 388509" data-attributes="member: 57"><p>*yazının inceleme veya kronoloji işlevi görme amacı yoktur, muğlak ve hissel anlatım tercih edilmiştir. yazının sonundaki videoyu açarak okursanız konsepte daha uygun olur, teşekkürler.</p><p></p><p style="text-align: center"><em>hunter horse helmsley'in anısına.</em></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.pinimg.com/736x/44/2a/23/442a23ef9d1b03104eed21e23251904b.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">I'm gonna tell you here a story that's true, about the cleanest cowboy that the wild west knew </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">slow when he's talkin', mighty quick on the draw, they call him <strong>Hangman</strong>, defender of the law</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Kovboylarla pazar günü klasiği olan TRT western kuşağı sırasında tanışmak sadece bizlere değil, babalarımıza ve hatta büyük babalarımıza kadar uzanıyor. Asıl mesleği kundura tamircisi olan sinema emektarı Ahmet Sert'in 1963'te Pirinççiköy'e kurduğu <em>western kasabası </em>ve Yeşilçam kovboy filmlerinin çekilmesine öncülük eden <em>İntikam Hırsı </em>filmi, en az 3 kuşağın günbatımına karşı izlenimini değiştirmiştir. Siz ister Cüneyt Arkın'ın kovboyculuğuyla, ister Red Kit'le, ister Blondie'yle kovboyları tanımış olun, eğer bu geniş zaman dilimini kapsayan kuşaktansanız mutlaka çocukluğunuzun bir western kahramanı vardır. Ağzında sigarayı temsilen bir tutam samanla, atı Düldül'le günbatımına doğru yol alan Lucky Luke'un meşhur jenerik müziğindeki tiratın, o dönem İngilizceyi bilmeyen bizlerin bile kalbinde yer ettiğine eminim. Yazarken bile kırık bir aksanla mırılandığımız, <em>poor lonesome cowboy</em>. Belki de, her bölüm Daltonları kanun önüne teslim eden, kasabaya huzur getiren, her zaman diğerlerinden daha uyanık olan ve tüm çabasına rağmen bir teşekkür bile kabul etmeyen Lucky Luke'un daha iyisini hak ettiğini düşünmüşüzdür. Daha iyisi ve hak etmek.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">when <strong>Hangman </strong>goes a-hittin' that trail, them villains had better watch it, or they'll end up in jail </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">It's jail for the Daltons, and they don't give a dang, oh listen to the ballad of the Dalton gang </span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Amerika'nın <em>fırsatlar ülkesi </em>olarak nam salması gibi, bizim kovboyumuzun kasabası da ilk yılları için fırsatlar kapısıydı. Kasabanın kalantorları yerlinin namını salmak için vananın musluğunu açardı ama pastanın büyüğü göçmenlere kalırdı. Belki de yerliye hesap sormak lazımdı, "bu işi siz yapın, siz kazanın" diyerek. Hatalı kararlar, hatalı sonuçlar. Değer miydi vazgeçmeye? Bu kasabanın tabelasına kadar üstünde emeği varken? Üstelik şimdi haydutlar da dadanmıştı kasabaya. Adalet lazımdı marabaya.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/6libp69.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Zamanın gerçeğiydi değişim. Kasaba da gelişti, haritada yer edinmek için daha da büyümeliydi. Karar verildi, kanun değişti. Tek bir kovboy tüm asayişe nasıl yetişebilirdi? Yetişemedi de. Maraba da tepkiliydi, artık yetinmek bir seçenek değildi. Doymak veya aç kalmak gitti, daha fazlasını istemek geldi. Bizim kovboy ne yapabilirdi? Haydutları yakalamanın kıymeti kalmamıştı. Gelip geçen şeydi zaman, değişim de beraberinde gelirdi. Dillendirilmedi ama herkesin düşüncesi belliydi: "Biz kovboyun bize sunabileceklerinden daha iyisini hak ediyoruz."</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">them Dalton boys play a mighty mean trick, and which of them's the meanest? you can take your pick </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">they plan their plans and the boulders they clang, oh listen to the ballad of the Dalton Gang </span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">İlk <em>collision </em>buydu belki. Kovboy arkasındaki koşulsuz desteği kaybetmişti. Tek ihtiyacı olanı. Daha büyük kazançlar için büyük fedakarlıklar yapılmalıydı. Ötekiyle berikiyi bilmezdi kovboy, sessiz çığlığını anlayan olmadı. Ama ne yapılabilirdi ki? <em>Kanun karşısında boynumuz kıldan ince</em>. Hassiktir. Koskoca bir yalandı ve kovboya iftira atmaktan daha kötü olan tek şeydi belki. İstenmediği dürüstçe söylense kabul etmez miydi? Günbatımına doğru bir teşekkürü bile almadan atını süren kovboy, sırtını kasabalıya güvenerek dönerdi. Şimdiyse vazgeçerek dönüyordu. Gerçi, niye kovboy suçluydu ki? Kasaba kovboya sırt dönmüştü. İlk kez böyle düşündü kovboy, ilk kez haydutların dışında birine, üstelik haydutlardan koruduğu kasabalıya yakıştırdı "suçlu" demeyi.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/72n9btb.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Kasabada "main charcater" olarak nam salmış kovboy, artık herhangi bir yüzdü. Zaten kasabalı kavramı neydi ki? Eskide kalmıştı o. Fırsatlar kapısıydı burası, <em>All Elite</em>'di. Kanunu haklı olan değil güçlü olan yazıyordu artık. Etik mi? Kalbi kırıktı kovboyun, konuşmak istemezdi o konulardan. Ama bir gün geldi. Haydutların haydutu. Sakin ve korkusuzdu, panik olmazdı kovboy. Şiddete başvurmaz, adalete güvenirdi. "Daha fazla ne olabilir" dedi bir kez daha, bir başka haydut daha gelip geçecekti, kötü bir alışkanlıktı bu. Daha kötü ne olur dediği her seferinde daha kötüsünü görmüştü. Tüm kasabanın asayişini sağlayacak kadar güvenilir biriyken, kendi ailesini, bebeğinin odasını bile koruyamıyordu artık. Haydutlar kundaktaki bebeğinin önünde gözdağı vermişti. Bunun motivasyonu neydi ki? Kim ailesinden ne isteyebilirdi? En üzücü yanıydı bu hikayenin. Haydutun kovboya bunları yapmak için hiçbir sebebi yoktu. Daha iyisini hak ediyordu ve bunun için büyük lokma yutmalıydı. Sayıkladı kovboy, daha iyisi ve hak etmek.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">now, folks can judge him but they'll gossip too so, like an old coyote folks'll bay at the moon </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">has <strong>Hangman </strong>been really bitten by Lucifer's fang? (just) oh listen to the ballad of the Dalton gang</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Olaylar şahsileşiyordu ve en suçsuz olanlar ipin ucundaydı, tiksindiği hissetti kovboy. Üstelik bu haydutu destekleyenler de vardı. Gereksiz şiddet, "daha iyisi" için makul görülmüştü. İlk kez korktu belki. Hayduttan değil ama haydutun düşüncesini destekleyenlerin çoğunluğundan. Belediye başkanlığı, hakimlik, şeriflik, tüm adaylar haydutlardandı. "Bizim evimiz" diyordu, sloganlarda. Dağdan gelip bağdakini kovuyorduk diye kimse düşünmemiş miydi? Bunu düşünen biri başkasına ailesi üzerinden gözdağı verir miydi?</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/smux7dx.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Adalete ihtiyaç duyduğu ilk ve tek seferde Daltonlara yenilmişti kovboy. Trajikti. Kasaba sırt çevirmişti. Ailesinin şerefini koruyamamıştı. Bunca yıl uğruna bekçilik yaptığı adalet, hak ve doğruyudan sapmıştı. Neydi bu daha iyi olan? Neydi insanların hak ettiğini düşündüğü? Onurlu bir adamın itibarını, değer verdiklerini çiğnemek ne kazandıracaktı bu insanlara? Desteklediler haydutu, çiğnediler kanunu. "Daha iyisini buldunuz mu?" diyordu içinden, tüm bunların geçici olduğunu bilmeden. Her zaman daha iyisi vardı. Şöyle düşündü kovboy: "kanun yoksa......"</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">and only a villain with hate in his hea, would struggle through the desert where the badlands start </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">where thirstin' after water's just a torturin' pa, oh listen to the ballad of the Dalton gang</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Kasabayı terk etme vakti gelmişti belki de. Ailesine bulaştırdığı lekenin, Daltonlara yenilmenin verdiği vicdanı yük çok büyüktü. Kasabalı da anladı hatayı. Hayduttan yönetici olur muydu hiç? Daha fazla haydutluk yaptı ve her şey kanuna uygun oldu. Toprağına göz konuldu, kazancı haydutlara pay edildi, fırsatlar hep kötüye kullanıldı. Daha iyisini hak ettiği savları bir daha kullanılmadı. Düşülmüştü yine dara, adalet lazımdı. Diyordu ya kitapta, alışkanlıklar kolay değişmez diye. Bir kez kahrını çekmedikleri o kovboyu aradılar günlerce. Takılmıyordu artık Pony Express'e, taşımıyordu postaları. Görmüyordu da Lotta Leggs'i görmeye. Zaman neyi değiştirmezdi ki? Her zamanki kovboyumuz bile değişmişti. Kötüye mi, iyiye mi? Sahi, daha iyi olan neydi?</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/5udhu4h.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">İçinin yangını sönmüyordu ve artık kasaba pek de umrunda değildi. İntikam istedi ve bunun için haklıydı da. Tek sorun şuydu ki, kimse haydutlardan daha ilerisine gitmesini beklememişti. "Bunu siz istediniz" diye bağırmak istiyordu içten içe, neye faydaydı ki? Kovboyun bu hale gelmesinde kasabalı da suçluydu, kaçamazdı bu gerçekten. Girdi haydutun evine, her zamanki "namlusunun gölgesinden hızlı olduğu şey"den mi gelecekti yine? Taşımıyordu silahı, binmiyordu Düldül'e, rahmete kavuşmuştu çok daha önce. Yaşadığını yaşatmak istedi ve yaktı haydutun evini. Kasabalı mesele etmemişti haydutun kovboyun evine girmesini, bebeğini ve ailesini tehdit etmesini, ama bunun konuşulacağını biliyordu. Daha iyisi diye bir şey olmadığı gerçeği yüzüne vurdu kasabalının: "kovboy düşerse, biz de düşeriz."</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">from the whole wide world to the Yukon they flock, 'cause they've caught the yellow fever from the golden rock </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">and they panned for gold till the holler hills rang, oh listen to the ballad of the Dalton gang</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Geçmişi anlatırken, bu kısmı anlatmaktan kaçınırdı kasabalı. Kovboyun dönüştüğü "şey", tüm kasabayı titretti. Hepimiz hayduta acıdık. Kovboy da dönüştüğü kişiye. Hepsi bu.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/sp4d4ep.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Bağırdı. Aylardır, yıllardır içinde tuttuğu her şeyi. Ses telleri kısılana kadar.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-family: 'Courier New'"><strong>"daha iyisini hak ediyorum"</strong></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Tüm bunlar yaşanırken kasaba yönetimi kalontor haydutların elinde pespaye olmuştu. Kovboy dönmeli diye düşündü herkes ama o oralı değildi. İnsanlar kasabayı terk etmeye başlıyordu, kovboysa bunu engellemek yerine yardımcı oldu. Her geçen gün daha da aksileşti, her geçen gün biraz daha şiddetli oldu. Kasabada kovboyla göz göze gelmeye cesaret edebilecek kimse yok gibi duruyordu. Biri çıktı ama. Ona inandığını söyledi. İşe yarardı belki, bunu ailesiyle tehdit edilmeden önce duysaydı. Yaşlı adamı tanıyordu gözler bir yerden. Çok eskisiydi buraların. Kovboya getirdiği şiddetin bir işe yaramadığını telkin etse de argümanlar işlemiyordu buz tutmuş yüreğe. Aşağıladı yaşlı adamı, davet etti yarışmaya. Uyarmak istedi diğerleri ama yaşlı adam da onurluydu, bazen her şey bu kadar basitleşebiliyordu.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">now there ain't no medicine, so the preacher man to, for the feller with a fever that's a thirst for gold </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">he's a-diggin' and a-delvin' till he's ready to drop, but the harvest he's a-raisin's just a bitter crop</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">İlk kez kovboy adına utanmıştı yerli. Ama o gün kimsenin fark etmediği bir şey oldu. Belki de kasabaya kanunu geri getiren fitil ateşiydi bu.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/eu888by.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Suçsuz yaşlı adam kalıcı hasar almıştı. Herkesin çekindiği kovboyun karşısına, her şeyi göze alarak bir kere daha çıktı. Sağlık durumundan bahsetti ve buna kovboyun sebep olduğunu da ekledi. Kovboyun çatık kaşları yavaş yavaş normale döndü, kötü bir kabustan uyanmış gibiydi mimikleri. Yarattığı tahribatın nelere sonuç açtığını gördü ilk kez. Kasabanın ona kötü davrandığı günler, kovboy kasabaya sahip çıkmıştı. Bu sefer kasabadakiler, kovboyun kötü günlerinde ona sahip çıktılar. İlişkiler karşılıklıdır ve bazen çıkarcıdır da. Kasabasız kovboy olmadığı gibi, kovboysuz kasaba da olmuyordu. Tek bir adam, kendi sağlığı uğruna hatırlatmıştı bunu. İsmi efsanelerde zikredilmez ama, kasabalılar ondan <em>düşmüş melek </em>diye bahsetmeyi severler.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Etrafına baktı kovboy, kötüye gidiyordu her şey. Kasabanın anahtarı için yarışma düzenleniyordu ve kendisini zorlayabilecek insanların olduğunu duymuştu. Silkelenmeye ihtiyacı vardı.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/s05wjgk.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Eğer buna tanık olduysanız, nasıl anlatacağım konusunda bir fikrim olmadığını da bilirsiniz.. Herkesin bugüne kadar istediği "daha iyisi", gördükleri karşısında buyur ağabey derdi belki de. Kovboyun anahtarı almak önünde tek bir engel kalmıştı ama oraya gelene kadar aştığı engeller daha da önemliydi. O sadece bir kovboy değildi, bizim kovboyumuzdu. Hayduttan intikam alırken dizlerinin üstünde çığlık atıyordu ve o kurşunları hepimiz hak ettik ama yarışmadan sonra yaşananlar, iki tarafın da ne kadar mahcup olduğunu açıklıyordu. Yaşattığı her şey için pişmandı kovboy, yaşattığı her şey için pişmandı kasaba. Kimseden tek bir söz çıkmadı ama o duygu selinde hissedilen şeyi biliyorduk.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'"><strong>"hepimiz daha iyisini hak ediyoruz"</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">you ain't no saint, <strong>Uncle Jon</strong>, it's true, forgettin' and forgivin', all the kids love you </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">and rich were the praises that the orphan kids sang, oh listen to the ballad of the Dalton gang</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Kasabanın anahtarını kilitli bir çantanın içinde tutuyordu yönetici haydut. Kasabanın mücadeleci, ekmeğini taştan çıkaran ruhunu geri getireceğini söylemişti ama kasabaya zulüm getirmekten başka iş yapmıyordu. Kanunları işine geldiği gibi kullandığını, kanun adamlarını himayesi altına aldığını görüyorduk. Jon Dalton'du baş müsebbip. Kovboy küçüklerle uğraşmanın fayda getirmeyeceğini biliyordu ve kendisinin görkemli günlerinde, Jon Dalton'un kendisine kaybettiğini de hatırlıyordu. Hesap sormaya gitti.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/8qk4ioo.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Eski arkadaşlarını da gördü, Jon Dalton'u direk destekliyorlar hatta el altından yönettiklerini söylüyorlardı. Kasabanın "kurucu babaları", yeni düzen getirmişlerdi ve karşılarında direnen herkesin ensesine basmışlardı. Kasabanın ümidi kalmamışken kovboy çıktı, garipsiyordu içinden, "3 yıl önce de aynı şeyleri konuşmuyor muyduk?" diyerek. Daha iyisi ve hak etmek. İyi olanın da hak olanın da subjektif olduğunu hesap edersek, herkesin ortak noktada birleşmesi için Daltonlar gerekliydi belki de. Kötülük olmadan iyilik, ışık olmadan gölge olmazdı. Bu süreç bir şeyi daha hatırlattı, kasabalıların fısır fısır konuştuğu o gerçeği, bu genç adam kasabanın kalbi ve ruhuydu. O iyileştikçe, kasabalı da iyileşti.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">lookee here, my friends, if you tamper with sin, you're gonna be the loser 'cause the good guys win </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">gll the plans of the Daltons, they was headin' for naught, 'cause the orphans got the money and the gang got caught</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Beklenmeyen ittifaklar da oldu, büyük bir zalim karşısında en büyük düşmanları bile birleştirebiliyordu.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/9b570b6.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">"Hak ettim" diyordu, haydut. "Bana yaptıklarını hak ettim." Belki de bu kasabada bunu söyleyebilmiş ilk kişiydi. Haydut da olsa birinin evini yakmanın vicdan azabıyla yaşıyordu kovboy, bu sözler ona ne hissettirdi bilinmez ama samimi olan herkesin kovboyun etrafında birleştiğini görmek özel hissettiriyordu. Güven sorunu olmayacak mıydı? Elbette. Samimiyet testinde başarısız da olabilirdi ama o ilk adım önemliydi. Her ikisinin de bunu yapmamak için geçerli ve ikna edici sebepleri olmasına rağmen yaptılar. İyileşmeyi seçtiler. Yine de Jon'un sesi yüksekti, kovboyu gördüğü her yerde tek bir şey söylüyordu.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'"><strong>"herkesin umudu sana bağlı, onları hayal kırıklığına uğratacaksın. yine."</strong></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Daltonların istediği de buydu. Kasabanın tüm umudunu zaten kırılgan olan bir adama yüklemek. Kovboyun insanları kazanmasını beklediler ve sabrettiler, son darbeyi ona yaparlarsa herkesin suspus olacaklarını biliyorlardı. Onu yıpratmak kolaydı, üzerinde taşıyamayacağı kadar çok yük olacağını söylesen bile yeterdi. Fakat eylemlerin söylemlerden daha etkili olduğu aşikar. Kovboy tek de olsa Jon'un karşısına çıkardı. Meydan dayağı çekmeye kalktıklarında muhakkak kovboyun hakkını savunmaya gelen bir yerli çıkardı. Kaos içindeki asayişin tarifini yapsalar böyle bir şey çıkardı.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/azhw08s.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Ve o akşam geldi. Sonunda Jon Dalton'a karşı bir ümidimiz vardı. Rüzgarın sesinden zar zor duyulan eski ıslığıyla, Jon'un karşısına çıkarken neler hissetmedik ki. Sadece ağlıyorduk.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">It's jail again for the villainous four, and the Daltons gonna stay there for a year and more, they planned their plans for an ambushin' job </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">the stages they'll be stoppin' and the banks they'll rob but they goofed a goof that's dud as a dime</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Jon Dalton'u boğarken gencinden yaşlısına herkes Dalton'un pes etmesi için bağırıyordu. Kasabanın ruhu geri gelmemişti, yeniden doğmuştu. Nasırlı elleriyle sıkıca sarılmıştı zincire kovboy ve eğer o gün Jon'u öldürseydi, hiçbirimiz bunu yadırgamazdık.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/23tyh7s.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="width: 400px" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">Ve kovboy zinciri bıraktı, Jon da kendini yere attı. Dizlerinin üzerindeydi kovboy. Bu sahneyi üçüncüye görüyorduk. Bir pozisyona kaç duygu sığdırabilirsiniz? Bu ana gelmek için feda edilen şeyleri nasıl unutabilirsiniz? İşte O AN, her şeyi anlamlı yaptı. Atını gün batımına sürerken sonsuza kadar taşıyacağı bir gururdu bu. Everest Dağı'ndan bile duyuldu, en yakın düşmanı bile şen şakrak kutladı, eski büyük isimler bile oradaydı bu genç adam için. Ailesine en önden izletti bu anı, açtı kilitli çantayı, çıkardı altını ve hatırlattı gururu kasabaya. Daha iyisi? Hak edilen? Sikerler, bize kovboyumuz yeter. Teşekkürler kurtarıcımız, teşekkürler Hangman.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">askin' <strong>Hangman </strong>to be a partner in crime, so they're stuck in jail 'cause the jurymen sang </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Courier New'">the endin' of the ballad of the Dalton gang, that was the ballad of the Dalton gang</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">[MEDIA=youtube]4hsHELSSwyw, list: RD4hsHELSSwyw[/MEDIA]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Sikiru, post: 388509, member: 57"] *yazının inceleme veya kronoloji işlevi görme amacı yoktur, muğlak ve hissel anlatım tercih edilmiştir. yazının sonundaki videoyu açarak okursanız konsepte daha uygun olur, teşekkürler. [CENTER][I]hunter horse helmsley'in anısına.[/I] [IMG width="400px"]https://i.pinimg.com/736x/44/2a/23/442a23ef9d1b03104eed21e23251904b.jpg[/IMG] [FONT=Courier New]I'm gonna tell you here a story that's true, about the cleanest cowboy that the wild west knew slow when he's talkin', mighty quick on the draw, they call him [B]Hangman[/B], defender of the law[/FONT] Kovboylarla pazar günü klasiği olan TRT western kuşağı sırasında tanışmak sadece bizlere değil, babalarımıza ve hatta büyük babalarımıza kadar uzanıyor. Asıl mesleği kundura tamircisi olan sinema emektarı Ahmet Sert'in 1963'te Pirinççiköy'e kurduğu [I]western kasabası [/I]ve Yeşilçam kovboy filmlerinin çekilmesine öncülük eden [I]İntikam Hırsı [/I]filmi, en az 3 kuşağın günbatımına karşı izlenimini değiştirmiştir. Siz ister Cüneyt Arkın'ın kovboyculuğuyla, ister Red Kit'le, ister Blondie'yle kovboyları tanımış olun, eğer bu geniş zaman dilimini kapsayan kuşaktansanız mutlaka çocukluğunuzun bir western kahramanı vardır. Ağzında sigarayı temsilen bir tutam samanla, atı Düldül'le günbatımına doğru yol alan Lucky Luke'un meşhur jenerik müziğindeki tiratın, o dönem İngilizceyi bilmeyen bizlerin bile kalbinde yer ettiğine eminim. Yazarken bile kırık bir aksanla mırılandığımız, [I]poor lonesome cowboy[/I]. Belki de, her bölüm Daltonları kanun önüne teslim eden, kasabaya huzur getiren, her zaman diğerlerinden daha uyanık olan ve tüm çabasına rağmen bir teşekkür bile kabul etmeyen Lucky Luke'un daha iyisini hak ettiğini düşünmüşüzdür. Daha iyisi ve hak etmek. [FONT=Courier New]when [B]Hangman [/B]goes a-hittin' that trail, them villains had better watch it, or they'll end up in jail It's jail for the Daltons, and they don't give a dang, oh listen to the ballad of the Dalton gang [/FONT] Amerika'nın [I]fırsatlar ülkesi [/I]olarak nam salması gibi, bizim kovboyumuzun kasabası da ilk yılları için fırsatlar kapısıydı. Kasabanın kalantorları yerlinin namını salmak için vananın musluğunu açardı ama pastanın büyüğü göçmenlere kalırdı. Belki de yerliye hesap sormak lazımdı, "bu işi siz yapın, siz kazanın" diyerek. Hatalı kararlar, hatalı sonuçlar. Değer miydi vazgeçmeye? Bu kasabanın tabelasına kadar üstünde emeği varken? Üstelik şimdi haydutlar da dadanmıştı kasabaya. Adalet lazımdı marabaya. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/6libp69.png[/IMG] Zamanın gerçeğiydi değişim. Kasaba da gelişti, haritada yer edinmek için daha da büyümeliydi. Karar verildi, kanun değişti. Tek bir kovboy tüm asayişe nasıl yetişebilirdi? Yetişemedi de. Maraba da tepkiliydi, artık yetinmek bir seçenek değildi. Doymak veya aç kalmak gitti, daha fazlasını istemek geldi. Bizim kovboy ne yapabilirdi? Haydutları yakalamanın kıymeti kalmamıştı. Gelip geçen şeydi zaman, değişim de beraberinde gelirdi. Dillendirilmedi ama herkesin düşüncesi belliydi: "Biz kovboyun bize sunabileceklerinden daha iyisini hak ediyoruz." [FONT=Courier New]them Dalton boys play a mighty mean trick, and which of them's the meanest? you can take your pick they plan their plans and the boulders they clang, oh listen to the ballad of the Dalton Gang [/FONT] İlk [I]collision [/I]buydu belki. Kovboy arkasındaki koşulsuz desteği kaybetmişti. Tek ihtiyacı olanı. Daha büyük kazançlar için büyük fedakarlıklar yapılmalıydı. Ötekiyle berikiyi bilmezdi kovboy, sessiz çığlığını anlayan olmadı. Ama ne yapılabilirdi ki? [I]Kanun karşısında boynumuz kıldan ince[/I]. Hassiktir. Koskoca bir yalandı ve kovboya iftira atmaktan daha kötü olan tek şeydi belki. İstenmediği dürüstçe söylense kabul etmez miydi? Günbatımına doğru bir teşekkürü bile almadan atını süren kovboy, sırtını kasabalıya güvenerek dönerdi. Şimdiyse vazgeçerek dönüyordu. Gerçi, niye kovboy suçluydu ki? Kasaba kovboya sırt dönmüştü. İlk kez böyle düşündü kovboy, ilk kez haydutların dışında birine, üstelik haydutlardan koruduğu kasabalıya yakıştırdı "suçlu" demeyi. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/72n9btb.png[/IMG] Kasabada "main charcater" olarak nam salmış kovboy, artık herhangi bir yüzdü. Zaten kasabalı kavramı neydi ki? Eskide kalmıştı o. Fırsatlar kapısıydı burası, [I]All Elite[/I]'di. Kanunu haklı olan değil güçlü olan yazıyordu artık. Etik mi? Kalbi kırıktı kovboyun, konuşmak istemezdi o konulardan. Ama bir gün geldi. Haydutların haydutu. Sakin ve korkusuzdu, panik olmazdı kovboy. Şiddete başvurmaz, adalete güvenirdi. "Daha fazla ne olabilir" dedi bir kez daha, bir başka haydut daha gelip geçecekti, kötü bir alışkanlıktı bu. Daha kötü ne olur dediği her seferinde daha kötüsünü görmüştü. Tüm kasabanın asayişini sağlayacak kadar güvenilir biriyken, kendi ailesini, bebeğinin odasını bile koruyamıyordu artık. Haydutlar kundaktaki bebeğinin önünde gözdağı vermişti. Bunun motivasyonu neydi ki? Kim ailesinden ne isteyebilirdi? En üzücü yanıydı bu hikayenin. Haydutun kovboya bunları yapmak için hiçbir sebebi yoktu. Daha iyisini hak ediyordu ve bunun için büyük lokma yutmalıydı. Sayıkladı kovboy, daha iyisi ve hak etmek. [FONT=Courier New]now, folks can judge him but they'll gossip too so, like an old coyote folks'll bay at the moon has [B]Hangman [/B]been really bitten by Lucifer's fang? (just) oh listen to the ballad of the Dalton gang[/FONT] Olaylar şahsileşiyordu ve en suçsuz olanlar ipin ucundaydı, tiksindiği hissetti kovboy. Üstelik bu haydutu destekleyenler de vardı. Gereksiz şiddet, "daha iyisi" için makul görülmüştü. İlk kez korktu belki. Hayduttan değil ama haydutun düşüncesini destekleyenlerin çoğunluğundan. Belediye başkanlığı, hakimlik, şeriflik, tüm adaylar haydutlardandı. "Bizim evimiz" diyordu, sloganlarda. Dağdan gelip bağdakini kovuyorduk diye kimse düşünmemiş miydi? Bunu düşünen biri başkasına ailesi üzerinden gözdağı verir miydi? [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/smux7dx.png[/IMG] Adalete ihtiyaç duyduğu ilk ve tek seferde Daltonlara yenilmişti kovboy. Trajikti. Kasaba sırt çevirmişti. Ailesinin şerefini koruyamamıştı. Bunca yıl uğruna bekçilik yaptığı adalet, hak ve doğruyudan sapmıştı. Neydi bu daha iyi olan? Neydi insanların hak ettiğini düşündüğü? Onurlu bir adamın itibarını, değer verdiklerini çiğnemek ne kazandıracaktı bu insanlara? Desteklediler haydutu, çiğnediler kanunu. "Daha iyisini buldunuz mu?" diyordu içinden, tüm bunların geçici olduğunu bilmeden. Her zaman daha iyisi vardı. Şöyle düşündü kovboy: "kanun yoksa......" [FONT=Courier New]and only a villain with hate in his hea, would struggle through the desert where the badlands start where thirstin' after water's just a torturin' pa, oh listen to the ballad of the Dalton gang[/FONT] Kasabayı terk etme vakti gelmişti belki de. Ailesine bulaştırdığı lekenin, Daltonlara yenilmenin verdiği vicdanı yük çok büyüktü. Kasabalı da anladı hatayı. Hayduttan yönetici olur muydu hiç? Daha fazla haydutluk yaptı ve her şey kanuna uygun oldu. Toprağına göz konuldu, kazancı haydutlara pay edildi, fırsatlar hep kötüye kullanıldı. Daha iyisini hak ettiği savları bir daha kullanılmadı. Düşülmüştü yine dara, adalet lazımdı. Diyordu ya kitapta, alışkanlıklar kolay değişmez diye. Bir kez kahrını çekmedikleri o kovboyu aradılar günlerce. Takılmıyordu artık Pony Express'e, taşımıyordu postaları. Görmüyordu da Lotta Leggs'i görmeye. Zaman neyi değiştirmezdi ki? Her zamanki kovboyumuz bile değişmişti. Kötüye mi, iyiye mi? Sahi, daha iyi olan neydi? [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/5udhu4h.png[/IMG] İçinin yangını sönmüyordu ve artık kasaba pek de umrunda değildi. İntikam istedi ve bunun için haklıydı da. Tek sorun şuydu ki, kimse haydutlardan daha ilerisine gitmesini beklememişti. "Bunu siz istediniz" diye bağırmak istiyordu içten içe, neye faydaydı ki? Kovboyun bu hale gelmesinde kasabalı da suçluydu, kaçamazdı bu gerçekten. Girdi haydutun evine, her zamanki "namlusunun gölgesinden hızlı olduğu şey"den mi gelecekti yine? Taşımıyordu silahı, binmiyordu Düldül'e, rahmete kavuşmuştu çok daha önce. Yaşadığını yaşatmak istedi ve yaktı haydutun evini. Kasabalı mesele etmemişti haydutun kovboyun evine girmesini, bebeğini ve ailesini tehdit etmesini, ama bunun konuşulacağını biliyordu. Daha iyisi diye bir şey olmadığı gerçeği yüzüne vurdu kasabalının: "kovboy düşerse, biz de düşeriz." [FONT=Courier New]from the whole wide world to the Yukon they flock, 'cause they've caught the yellow fever from the golden rock and they panned for gold till the holler hills rang, oh listen to the ballad of the Dalton gang[/FONT] Geçmişi anlatırken, bu kısmı anlatmaktan kaçınırdı kasabalı. Kovboyun dönüştüğü "şey", tüm kasabayı titretti. Hepimiz hayduta acıdık. Kovboy da dönüştüğü kişiye. Hepsi bu. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/sp4d4ep.png[/IMG] Bağırdı. Aylardır, yıllardır içinde tuttuğu her şeyi. Ses telleri kısılana kadar. [B][FONT=Courier New][B]"daha iyisini hak ediyorum"[/B][/FONT][/B] Tüm bunlar yaşanırken kasaba yönetimi kalontor haydutların elinde pespaye olmuştu. Kovboy dönmeli diye düşündü herkes ama o oralı değildi. İnsanlar kasabayı terk etmeye başlıyordu, kovboysa bunu engellemek yerine yardımcı oldu. Her geçen gün daha da aksileşti, her geçen gün biraz daha şiddetli oldu. Kasabada kovboyla göz göze gelmeye cesaret edebilecek kimse yok gibi duruyordu. Biri çıktı ama. Ona inandığını söyledi. İşe yarardı belki, bunu ailesiyle tehdit edilmeden önce duysaydı. Yaşlı adamı tanıyordu gözler bir yerden. Çok eskisiydi buraların. Kovboya getirdiği şiddetin bir işe yaramadığını telkin etse de argümanlar işlemiyordu buz tutmuş yüreğe. Aşağıladı yaşlı adamı, davet etti yarışmaya. Uyarmak istedi diğerleri ama yaşlı adam da onurluydu, bazen her şey bu kadar basitleşebiliyordu. [FONT=Courier New]now there ain't no medicine, so the preacher man to, for the feller with a fever that's a thirst for gold he's a-diggin' and a-delvin' till he's ready to drop, but the harvest he's a-raisin's just a bitter crop[/FONT] İlk kez kovboy adına utanmıştı yerli. Ama o gün kimsenin fark etmediği bir şey oldu. Belki de kasabaya kanunu geri getiren fitil ateşiydi bu. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/eu888by.png[/IMG] Suçsuz yaşlı adam kalıcı hasar almıştı. Herkesin çekindiği kovboyun karşısına, her şeyi göze alarak bir kere daha çıktı. Sağlık durumundan bahsetti ve buna kovboyun sebep olduğunu da ekledi. Kovboyun çatık kaşları yavaş yavaş normale döndü, kötü bir kabustan uyanmış gibiydi mimikleri. Yarattığı tahribatın nelere sonuç açtığını gördü ilk kez. Kasabanın ona kötü davrandığı günler, kovboy kasabaya sahip çıkmıştı. Bu sefer kasabadakiler, kovboyun kötü günlerinde ona sahip çıktılar. İlişkiler karşılıklıdır ve bazen çıkarcıdır da. Kasabasız kovboy olmadığı gibi, kovboysuz kasaba da olmuyordu. Tek bir adam, kendi sağlığı uğruna hatırlatmıştı bunu. İsmi efsanelerde zikredilmez ama, kasabalılar ondan [I]düşmüş melek [/I]diye bahsetmeyi severler. Etrafına baktı kovboy, kötüye gidiyordu her şey. Kasabanın anahtarı için yarışma düzenleniyordu ve kendisini zorlayabilecek insanların olduğunu duymuştu. Silkelenmeye ihtiyacı vardı. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/s05wjgk.png[/IMG] Eğer buna tanık olduysanız, nasıl anlatacağım konusunda bir fikrim olmadığını da bilirsiniz.. Herkesin bugüne kadar istediği "daha iyisi", gördükleri karşısında buyur ağabey derdi belki de. Kovboyun anahtarı almak önünde tek bir engel kalmıştı ama oraya gelene kadar aştığı engeller daha da önemliydi. O sadece bir kovboy değildi, bizim kovboyumuzdu. Hayduttan intikam alırken dizlerinin üstünde çığlık atıyordu ve o kurşunları hepimiz hak ettik ama yarışmadan sonra yaşananlar, iki tarafın da ne kadar mahcup olduğunu açıklıyordu. Yaşattığı her şey için pişmandı kovboy, yaşattığı her şey için pişmandı kasaba. Kimseden tek bir söz çıkmadı ama o duygu selinde hissedilen şeyi biliyorduk. [FONT=Courier New][B]"hepimiz daha iyisini hak ediyoruz"[/B] you ain't no saint, [B]Uncle Jon[/B], it's true, forgettin' and forgivin', all the kids love you and rich were the praises that the orphan kids sang, oh listen to the ballad of the Dalton gang[/FONT] Kasabanın anahtarını kilitli bir çantanın içinde tutuyordu yönetici haydut. Kasabanın mücadeleci, ekmeğini taştan çıkaran ruhunu geri getireceğini söylemişti ama kasabaya zulüm getirmekten başka iş yapmıyordu. Kanunları işine geldiği gibi kullandığını, kanun adamlarını himayesi altına aldığını görüyorduk. Jon Dalton'du baş müsebbip. Kovboy küçüklerle uğraşmanın fayda getirmeyeceğini biliyordu ve kendisinin görkemli günlerinde, Jon Dalton'un kendisine kaybettiğini de hatırlıyordu. Hesap sormaya gitti. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/8qk4ioo.png[/IMG] Eski arkadaşlarını da gördü, Jon Dalton'u direk destekliyorlar hatta el altından yönettiklerini söylüyorlardı. Kasabanın "kurucu babaları", yeni düzen getirmişlerdi ve karşılarında direnen herkesin ensesine basmışlardı. Kasabanın ümidi kalmamışken kovboy çıktı, garipsiyordu içinden, "3 yıl önce de aynı şeyleri konuşmuyor muyduk?" diyerek. Daha iyisi ve hak etmek. İyi olanın da hak olanın da subjektif olduğunu hesap edersek, herkesin ortak noktada birleşmesi için Daltonlar gerekliydi belki de. Kötülük olmadan iyilik, ışık olmadan gölge olmazdı. Bu süreç bir şeyi daha hatırlattı, kasabalıların fısır fısır konuştuğu o gerçeği, bu genç adam kasabanın kalbi ve ruhuydu. O iyileştikçe, kasabalı da iyileşti. [FONT=Courier New]lookee here, my friends, if you tamper with sin, you're gonna be the loser 'cause the good guys win gll the plans of the Daltons, they was headin' for naught, 'cause the orphans got the money and the gang got caught[/FONT] Beklenmeyen ittifaklar da oldu, büyük bir zalim karşısında en büyük düşmanları bile birleştirebiliyordu. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/9b570b6.png[/IMG] "Hak ettim" diyordu, haydut. "Bana yaptıklarını hak ettim." Belki de bu kasabada bunu söyleyebilmiş ilk kişiydi. Haydut da olsa birinin evini yakmanın vicdan azabıyla yaşıyordu kovboy, bu sözler ona ne hissettirdi bilinmez ama samimi olan herkesin kovboyun etrafında birleştiğini görmek özel hissettiriyordu. Güven sorunu olmayacak mıydı? Elbette. Samimiyet testinde başarısız da olabilirdi ama o ilk adım önemliydi. Her ikisinin de bunu yapmamak için geçerli ve ikna edici sebepleri olmasına rağmen yaptılar. İyileşmeyi seçtiler. Yine de Jon'un sesi yüksekti, kovboyu gördüğü her yerde tek bir şey söylüyordu. [FONT=Courier New][B]"herkesin umudu sana bağlı, onları hayal kırıklığına uğratacaksın. yine."[/B][/FONT] Daltonların istediği de buydu. Kasabanın tüm umudunu zaten kırılgan olan bir adama yüklemek. Kovboyun insanları kazanmasını beklediler ve sabrettiler, son darbeyi ona yaparlarsa herkesin suspus olacaklarını biliyorlardı. Onu yıpratmak kolaydı, üzerinde taşıyamayacağı kadar çok yük olacağını söylesen bile yeterdi. Fakat eylemlerin söylemlerden daha etkili olduğu aşikar. Kovboy tek de olsa Jon'un karşısına çıkardı. Meydan dayağı çekmeye kalktıklarında muhakkak kovboyun hakkını savunmaya gelen bir yerli çıkardı. Kaos içindeki asayişin tarifini yapsalar böyle bir şey çıkardı. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/azhw08s.png[/IMG] Ve o akşam geldi. Sonunda Jon Dalton'a karşı bir ümidimiz vardı. Rüzgarın sesinden zar zor duyulan eski ıslığıyla, Jon'un karşısına çıkarken neler hissetmedik ki. Sadece ağlıyorduk. [FONT=Courier New]It's jail again for the villainous four, and the Daltons gonna stay there for a year and more, they planned their plans for an ambushin' job the stages they'll be stoppin' and the banks they'll rob but they goofed a goof that's dud as a dime[/FONT] Jon Dalton'u boğarken gencinden yaşlısına herkes Dalton'un pes etmesi için bağırıyordu. Kasabanın ruhu geri gelmemişti, yeniden doğmuştu. Nasırlı elleriyle sıkıca sarılmıştı zincire kovboy ve eğer o gün Jon'u öldürseydi, hiçbirimiz bunu yadırgamazdık. [IMG width="400px"]https://i.hizliresim.com/23tyh7s.png[/IMG] Ve kovboy zinciri bıraktı, Jon da kendini yere attı. Dizlerinin üzerindeydi kovboy. Bu sahneyi üçüncüye görüyorduk. Bir pozisyona kaç duygu sığdırabilirsiniz? Bu ana gelmek için feda edilen şeyleri nasıl unutabilirsiniz? İşte O AN, her şeyi anlamlı yaptı. Atını gün batımına sürerken sonsuza kadar taşıyacağı bir gururdu bu. Everest Dağı'ndan bile duyuldu, en yakın düşmanı bile şen şakrak kutladı, eski büyük isimler bile oradaydı bu genç adam için. Ailesine en önden izletti bu anı, açtı kilitli çantayı, çıkardı altını ve hatırlattı gururu kasabaya. Daha iyisi? Hak edilen? Sikerler, bize kovboyumuz yeter. Teşekkürler kurtarıcımız, teşekkürler Hangman. [FONT=Courier New]askin' [B]Hangman [/B]to be a partner in crime, so they're stuck in jail 'cause the jurymen sang the endin' of the ballad of the Dalton gang, that was the ballad of the Dalton gang[/FONT] [MEDIA=youtube]4hsHELSSwyw, list: RD4hsHELSSwyw[/MEDIA][/CENTER] [/QUOTE]
Yükleniyor…
Alıntı ekle…
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
Arşiv
Makale ve Köşe Yazıları
Deneme | Kasabayı Jon Dalton'dan Kurtarmak
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Uygulamayı yükle
Yükle
Forumlar
Neler yeni
Giriş yap
Kayıt ol
Ara
Anasayfa
Üst
Alt