PAYBACK #76
11 Temmuz Cuma, 22:00 - C
Hare Field
Portland, Oregon
PYROLAR PATLIYOR VE PAYBACK #76 BAŞLIYOR!
siempre que te pregunto qué, cuándo, cómo y dónde, tú siempre me respondes:
"quizás, quizás, quizás"
"quizás, quizás, quizás"
Michael Cole: Bir şeyler değişmiş Brad, Dom tüm sinirlerini aldırmış gibi hareket ediyor.
JBL: Bunu bilemeyiz Michael ama Dom ne zaman gözükse karşımıza cevaplanması gereken daha çok soru çıkıyor. İzin verirsen şarkının tadını çıkaracağım.
Dom ağır adımlarla rampadan aşağı inerken bir elinde de sarkık şekilde taşıdığı çantası var. Kamera çantaya yaklaştıkça çantada kuruyup izi kalmış Punk'ın kanı da göze çarpıyor. Kendinden emin ve ukala tavırlarından uzak şekilde ringe giren Dom köşeden mikrofon alıyor.
JBL: Bunu bilemeyiz Michael ama Dom ne zaman gözükse karşımıza cevaplanması gereken daha çok soru çıkıyor. İzin verirsen şarkının tadını çıkaracağım.
Dom ağır adımlarla rampadan aşağı inerken bir elinde de sarkık şekilde taşıdığı çantası var. Kamera çantaya yaklaştıkça çantada kuruyup izi kalmış Punk'ın kanı da göze çarpıyor. Kendinden emin ve ukala tavırlarından uzak şekilde ringe giren Dom köşeden mikrofon alıyor.
"Mr. MITB" "Dirty" Dominik Mysterio: ¡Buenas noticias, chicos! Çok zaman yese de nihayet temize çıktım. Eğer kariyerinizi tehlikeye atan bir sakatlık yaşadıysanız anlarsınız, destek almadan kanepeden bile kalkamadığınız dönemler, hayatınızın kalanının da böyle gideceğini hissettirir. Yardımına muhtaç olduğunuz insanların (işaret ve orta parmağını bükerek) gönüllülüğü içinizi ısıtmalıdır belki de ama sadece daha da kötü hissedersiniz. ¿Siempre será así? veya ¿Hasta cuándo va a seguir así? Sakatlığın taze olduğu ve geçmediği günler, aysonu geldiği gibi eskisine döneceğine düşünürsünüz ve bir bakmışsınız 2. ay da hiçbir ilerleme olmadan bitmiş. Quizas, quizas, quizas... O belkiler, o ümitler o kadar hızlı tükendi ki. Bitmeyen geceler, geçmeyen gündüzler, döneceğim güne kadar sayıkladığım tek bir şey vardı: Ojalá me hubiera muerto en vez de ser así.
Es verip öylece ring matına bakıyor Dom, duygusal bir konuşma gibi durmasına rağmen çok da duygulu olduğu söylenemez.
"Mr. MITB" "Dirty" Dominik Mysterio: Hayatınızı değiştiren olaylar bir anda olur derler. Temize çıkıp dönmeme onay verildiği gecenin WrestleMania olduğunu düşünebilirsiniz, cash-in yapmamamın hayatımın hatası olduğunu düşünebilirsiniz ama size basit bir sorum var: hayatının geri kalanında, her geçen gün yaratabileceğiniz bir fırsatı kullanmak mı yoksa hayatınızda ikincisini görmeyi beklemediğiniz bir fırsatı mı seçersiniz? O gece yaptığım şey ikisi de değildi. Peki ya 2nd Anniversary? ¡Mierda, Dom! ¿Pero qué demonios fue eso? Shocker, ha? Hepiniz çantayı nasıl ve ne zaman bozduracağımla kafayı bozmuşken ben geçen aylarda kumandaya uzanıp bakarken tek bir şeyi düşünüyordum, Jack Perry! Senden nefret ediyorum ve bu değişmeyecek... AMA..... first things first, Punk'ı emekli etme şansını sadece sana bırakmazdım. Ve sana dürüst olacağım Jack, bu kadar öncesini planladığını düşünmemiştim. Punk'ın kıçına öylece tekmeyi bassaydın ümitleri hep taze kalacak ve bir daha dönmeyi deneyecekti. Seni uyanık oro-
Yüzünde gururlu bir tebessümle Perry kesiyor Dom'u. Belinde kemeriyle rampadan ağır adımlarla inerken konuşmasına başlıyor.
Es verip öylece ring matına bakıyor Dom, duygusal bir konuşma gibi durmasına rağmen çok da duygulu olduğu söylenemez.
"Mr. MITB" "Dirty" Dominik Mysterio: Hayatınızı değiştiren olaylar bir anda olur derler. Temize çıkıp dönmeme onay verildiği gecenin WrestleMania olduğunu düşünebilirsiniz, cash-in yapmamamın hayatımın hatası olduğunu düşünebilirsiniz ama size basit bir sorum var: hayatının geri kalanında, her geçen gün yaratabileceğiniz bir fırsatı kullanmak mı yoksa hayatınızda ikincisini görmeyi beklemediğiniz bir fırsatı mı seçersiniz? O gece yaptığım şey ikisi de değildi. Peki ya 2nd Anniversary? ¡Mierda, Dom! ¿Pero qué demonios fue eso? Shocker, ha? Hepiniz çantayı nasıl ve ne zaman bozduracağımla kafayı bozmuşken ben geçen aylarda kumandaya uzanıp bakarken tek bir şeyi düşünüyordum, Jack Perry! Senden nefret ediyorum ve bu değişmeyecek... AMA..... first things first, Punk'ı emekli etme şansını sadece sana bırakmazdım. Ve sana dürüst olacağım Jack, bu kadar öncesini planladığını düşünmemiştim. Punk'ın kıçına öylece tekmeyi bassaydın ümitleri hep taze kalacak ve bir daha dönmeyi deneyecekti. Seni uyanık oro-
Yüzünde gururlu bir tebessümle Perry kesiyor Dom'u. Belinde kemeriyle rampadan ağır adımlarla inerken konuşmasına başlıyor.
"World Heavyweight Champion" "Scapegoat" Jack Perry: Rica ederim, Dom. Rehabilite sürecinde her şeyi yeterince düşünmeye vaktin olduğunu biliyordum. Balıkçı Zeki'deyken yaptığımız konuşmayı hatırlıyor musun, ne kadar benzediğimiz hakkında? Söylemiştim demeyi sevmiyorum ama..... söylemiştim! (Perry'nin sırıtışı her cümlede daha da fazla artıyor, Dom tepkisiz izliyor) Sen yokken çok şey değişti ve esasen hiçbir şey de değişmedi, buradan gittiğin gün de şampiyondum, geldiğin gün de şampiyonum. Fakat bu sefer yanında erkek arkadaşın Liv'i göremiyorum, yatalak olunca hemen terk etmiş olamaz, değil mi?
Perry kışkırtmayı beklediği Dom'un mutedil davranışları karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor ve alaycı ifadelerini toparlamaya başlıyor.
Perry kışkırtmayı beklediği Dom'un mutedil davranışları karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor ve alaycı ifadelerini toparlamaya başlıyor.
"World Heavyweight Champion" "Scapegoat" Jack Perry: Belki de bir şeyler gerçekten değişmiştir Dom. Gereğinden uzun tepede kalmak ve gereğinden uzun uzakta kalmak, aynı mı hissettiriyor merak ediyorum. Bir zamanlar "yapılacak" dediğim şeyler artık "yapılması gereken" şeylere dönüştü ve inan bana, beni seven değil ama beni anlayan adama ihtiyacım var. Bir anlık hatam yüzünden nerdeyse Punk'ın altında kalacaktım ama planımı nasıl işlediğimi duyunca fikrin değişti, bunu inkar edemezsin. O orospu çocuğunun kariyerine mükemmel finali yapabileceğine inanmasını sağlamak için kaç hafta olmadığım biri gibi davranmak zorunda kaldım....... ama değdi. Gracias, Dom. Bir kuru teşekkür yetmez dersen, senin olduğu kadar benim de geçmişimizi düşünme fırsatım oldu. Sana aylar önce yaptığım şeyler, seni buradan uzak tutan sebepler oldu. Normalde bunu kafaya takmazdım ama...... sen olunca işler değişiyor. Özür dilerim Dom, gerçekten.
Perry mikrofonu atıp ringe giriyor ve Dom'un karşısına geçiyor. Anlayışlı gözlerle birbirlerini süzen ikiliden ilk hamleyi Perry yapıyor ve kollarını iki yana açıp sarılmak için Dom'a yöneliyor........
VE PERRY SARILIYOR!!!! Kimsenin görmeyi ummadığı bir sekans bu! Dom başta kollarını kaldırmasa da bir eliyle Perry'nin ensesinden tutarak sarılmasına karşılık veriyor. Tüm arena şaşkın, Perry daha da şaşkın, ilk kez yüzündeki gülümsemesinin gerçekten saf bir gülümseme olduğunu görüyoruz. Perry arkasını dönüp mikrofonu geri alıyor.
Perry mikrofonu atıp ringe giriyor ve Dom'un karşısına geçiyor. Anlayışlı gözlerle birbirlerini süzen ikiliden ilk hamleyi Perry yapıyor ve kollarını iki yana açıp sarılmak için Dom'a yöneliyor........
VE PERRY SARILIYOR!!!! Kimsenin görmeyi ummadığı bir sekans bu! Dom başta kollarını kaldırmasa da bir eliyle Perry'nin ensesinden tutarak sarılmasına karşılık veriyor. Tüm arena şaşkın, Perry daha da şaşkın, ilk kez yüzündeki gülümsemesinin gerçekten saf bir gülümseme olduğunu görüyoruz. Perry arkasını dönüp mikrofonu geri alıyor.
AMA DÖNDÜĞÜ GİBİ DOM'DAN BURNUNUN TAM ORTASINA YUMRUK!
Dom çantasıyla Perry'e vurmaya yelteniyor ama Perry onu dizlerinden tutup sırtüstü düşürüyor ve yerde yumruklamaya başlıyor. Bir Dom bir Perry, sürekli birbirlerinin üstlerine çıkarak itiş kakış ringin dışına çıkıyorlar. Kavgada net bir üstünlük yok ama Perry sakatlık dönüşü yüzünden kendinden beklenmeyecek şekilde hassas davranıyor Dom'a. Bunu fırsat bilen Dom aniden Perry'i direğe çarptırıyor ve ringe yuvarlıyor, hemen arkasına da turnbuckle'a çıkıyor ve FROG SPLASH..... YAPTI- AMA PERRY DİZLERİNİ KALDIRDI! İkisi de karşılıklı köşelerde yerde kıvranıyorlar-
???: SİZ MAL MISINIZ AMK?
???-2: MAL SALAK DÜMBEK 1, MAL SALAK DÜMBEK 2.
???-2: MAL SALAK DÜMBEK 1, MAL SALAK DÜMBEK 2.
Ekranda gözüken isimler Stacks ve Enzo! Gördükleri manzara ikiliyi tiksindirmiş gibi.
Channing "Stacks" Lorenzo: Bunları öğrenmen lazım Enzo, bir iş bağlamak istiyorsan bazı güzellikler yapacaksın. Ringdeki iki malı pay etmek gibi.
Channing "Stacks" Lorenzo: Bunları öğrenmen lazım Enzo, bir iş bağlamak istiyorsan bazı güzellikler yapacaksın. Ringdeki iki malı pay etmek gibi.
Enzo Amore: Perdono Stacks, ringdeki iki mal salak dümbek mi demek istedin?
Channing "Stacks" Lorenzo: Tony ile Wyatt konuştu ve bugün yapmamız gereken tek şey Wyattlara bir kurban bulmak. Demek istediğim, İKİ kurban bulmak. Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi Enzo? Anladığını biliyorum. Açıkla onlara.
Enzo Amore: EVET EVET, SİZ İKİ MAL SALAK DÜMBEK WYATTLARA AKŞAM YEMEĞİ OLUYORSUNUZ! O KUPKURU GÖTÜNÜZÜ MANGALDA CIZBIZZZ-
Channing "Stacks" Lorenzo: Tony ile Wyatt konuştu ve bugün yapmamız gereken tek şey Wyattlara bir kurban bulmak. Demek istediğim, İKİ kurban bulmak. Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi Enzo? Anladığını biliyorum. Açıkla onlara.
Enzo Amore: EVET EVET, SİZ İKİ MAL SALAK DÜMBEK WYATTLARA AKŞAM YEMEĞİ OLUYORSUNUZ! O KUPKURU GÖTÜNÜZÜ MANGALDA CIZBIZZZ-
Channing "Stacks" Lorenzo: Va bene Enzo, siz ikiniz olayı kapmışsınızdır. Ana olayda Wyattlara karşı Takımlar Şampiyonluğu maçına çıkacaksınız. Bu takım çalışması eminim Wyattlara karşı da çok işe yarayacaktır çocuklar.
Seyirciler maç duyurusuna coşarken Stacks ve Enzo da arka alana gidiyor-
Channing "Stacks" Lorenzo: Ha tabi, PGW'nun en yeni takımı Broken Hardy Boys da o maçta olacak. (Enzo'nun ensesine vurup) Niye hatırlatmıyorsun gevşek!?
Ana olaya maç tamam! Wyattlar, Hardyler ve ringde karşı köşelerde birbirlerine öfkeyle bakan Jack Perry ve Dominik Mysterio takım şampiyonluğu maçına çıkacaklar. Bu maça dahil olmak ringdeki ikiliyi hiç memnun etmiyor fakat karar bir kere verildi. İkili ringde birbirlerine gözleriyle alev atarken reklamlara gidiyoruz.
Kameralar açıldığında bir güreşçi ısınırken görüntüleniyor. Bu David Otunga. Ringde zıplıyor. İplerden sekiyor. Geriliyor ve maça hazır hale geliyor. Sonrasında stage'e bakarak rakibini beklemeye başlıyor.
Seyirciler maç duyurusuna coşarken Stacks ve Enzo da arka alana gidiyor-
Channing "Stacks" Lorenzo: Ha tabi, PGW'nun en yeni takımı Broken Hardy Boys da o maçta olacak. (Enzo'nun ensesine vurup) Niye hatırlatmıyorsun gevşek!?
Ana olaya maç tamam! Wyattlar, Hardyler ve ringde karşı köşelerde birbirlerine öfkeyle bakan Jack Perry ve Dominik Mysterio takım şampiyonluğu maçına çıkacaklar. Bu maça dahil olmak ringdeki ikiliyi hiç memnun etmiyor fakat karar bir kere verildi. İkili ringde birbirlerine gözleriyle alev atarken reklamlara gidiyoruz.
Kameralar açıldığında bir güreşçi ısınırken görüntüleniyor. Bu David Otunga. Ringde zıplıyor. İplerden sekiyor. Geriliyor ve maça hazır hale geliyor. Sonrasında stage'e bakarak rakibini beklemeye başlıyor.
Michael Cole: David Otunga, 10 yıldır ringlerden uzaktı. Taa ki PGW'ya kadar.. PGW'da bugün bir şansı var. 10 sene sonra kendisini ringlere döndürmek için bir şans. Bugün maçını kazanırsa bir PGW kontratı kazanacak. Bakalım bu şansı iyi kullanabilecek mi?
MJF stage'de beliriyor. Belinde sıcak kazandığı Pure Şampiyonluk kemeri. Yavaş adımlarla yürüyerek ringe doğru geliyor. Çelik merdivenden çıkıyor ve sonrasında ringe giriyor. Kemerini havaya kaldırıyor. Kemerini hakeme veriyor ve üstünü çıkartıp köşesine geçiyor. Hakem son hazırlıkları yapıyor ve işareti veriyor.
David Otunga vs. MJF
MJF stage'de beliriyor. Belinde sıcak kazandığı Pure Şampiyonluk kemeri. Yavaş adımlarla yürüyerek ringe doğru geliyor. Çelik merdivenden çıkıyor ve sonrasında ringe giriyor. Kemerini havaya kaldırıyor. Kemerini hakeme veriyor ve üstünü çıkartıp köşesine geçiyor. Hakem son hazırlıkları yapıyor ve işareti veriyor.
David Otunga vs. MJF
Zil çaldı maç başladı. İkili yavaşça birbirlerine yaklaşıyorlar. MJF, Collar And Elbow Tie Up'a gitmek isterken Otunga bir anda MJF'in koltuk altından eğiliyor ve hızla MJF'i headlock'a alıyor. MJF bundan çok rahat bir şekilde kurtuluyor ve Otunga'yı üstünden fırlatıyor. Gelişine bir Spinning Back Elbow'u geçiriyor. Ardından kalkmaya çalışırken Otunga'nın kafasına bir şaplağı geçiriyor ve sonrasında seyircilere doğru dönüp taunt atıyor. Otunga sinirli bir şekilde kalk.. kalktığı sırada MJF hızla headlocka alıyor. Ardından Headlock Takedown'la yatırıyor ve yerde bu şekilde birkaç yumruk sallıyor. Ardından hızla kalkıyor ve tekrardan taunt atıyor. Otunga acıyla kafasını tutarak kalkıyor. MJF, Otunga kalkarken kafasına bir Big Bootu geçiriyor. Ardından seri bir Tuş denemesi fakat Otunga aniden atıyor. İkili hızla ayaklanıyor ve ringin etrafında dönerlerken MJF aniden ringin ortasına geçip kafasını eğiyor. Resmen kendisini headlocka almasını isteyerek onunla dalga geçiyor. Otunga ise headlock'a alır gbi yapıyor fakat aniden kafasından tutup MJF'i ringposta doğru fırlatıyor! Otunga'dan akıllıca strateji! MJF alay ederken kafasını demirlerde buluyor. Oradan ani bir School Boy Roll Up! 1.........2........ KICKOUT!
İkili ayaklanıyor. MJF hızla Otunga'ya koşuyor. Otunga onu kavrıyor ve THE VERDICT! BİTTİ BU İŞ! 1.......2........
KICKOUT! MJF hızla ring dışına sürünüyor. Otunga aprona geçiyor. MJF bariyerlere tutunup kalkmaya çalıştığı sırada koşarak bir Double Axe Handle! MJF yerde! Otunga, MJF'i hızla yumrukluyor! Ardından MJF'i kaldırıyor ve kolundan sertçe bariyerlere fırlatıyor! Bariyerlerin orada üst üste stomplar vuruyor. Ardından MJF'i boğazından bastırarak eziyor. MJF acıyla bağırıyor! Sonrasında ringe girip tekrardan çıkıp countı sıfırlıyor. MJF'i hızla kaldırıyor. Çelik merdivenlere doğru sertçe fırlatıyor! MJF karnını çok kötü çarpıyor. MJF'in kalkmasını bekliyor ve hızla bir Clothesline'la MJF'i yatırıyor! Sonrasında hızla ringe giriyor! Hakem countı sayıyor. 1.........2.........3.........4.........5.........6.........7.........8.........
MJF ayaklanıyor ve hızla ringe dalıyor. Ringe dalıp tekrardan çıkıyor ve yerde acı çekerken kahkaha atıyor. Otunga iyice deliriyor. MJF'in tepesine çıkıyor ve hızla yumruklar vuruyor. Sonrasında kaldırıyor ve kafasını defalarca kez çelik merdivene vuruyor. MJF'in iyice sersemlediğine emin olduktan sonra ringe sokuyor. Sonrasında ringe girmek için aprona çıkıyor. Fakat MJF aniden ayaklanıp bir Hot shot! Sonrasında oradan çekiyor ve HEATSEEKERRRR!! TUŞ! 1........2........3!!!!
Kazanan: MJF
MJF maçını kazanıyor ve hızla ringi terk ediyor. David Otunga'ya eliyle bay bay işareti yaparken stage'de iki kişi beliriyor. Bunlar Stacks ve Enzo! Kahkaha atıyorlar. İkisinin de elinde mikrofon var ve Enzo Amore'nin elinde bir kontrat var. Acaba..
İkili ayaklanıyor. MJF hızla Otunga'ya koşuyor. Otunga onu kavrıyor ve THE VERDICT! BİTTİ BU İŞ! 1.......2........
KICKOUT! MJF hızla ring dışına sürünüyor. Otunga aprona geçiyor. MJF bariyerlere tutunup kalkmaya çalıştığı sırada koşarak bir Double Axe Handle! MJF yerde! Otunga, MJF'i hızla yumrukluyor! Ardından MJF'i kaldırıyor ve kolundan sertçe bariyerlere fırlatıyor! Bariyerlerin orada üst üste stomplar vuruyor. Ardından MJF'i boğazından bastırarak eziyor. MJF acıyla bağırıyor! Sonrasında ringe girip tekrardan çıkıp countı sıfırlıyor. MJF'i hızla kaldırıyor. Çelik merdivenlere doğru sertçe fırlatıyor! MJF karnını çok kötü çarpıyor. MJF'in kalkmasını bekliyor ve hızla bir Clothesline'la MJF'i yatırıyor! Sonrasında hızla ringe giriyor! Hakem countı sayıyor. 1.........2.........3.........4.........5.........6.........7.........8.........
MJF ayaklanıyor ve hızla ringe dalıyor. Ringe dalıp tekrardan çıkıyor ve yerde acı çekerken kahkaha atıyor. Otunga iyice deliriyor. MJF'in tepesine çıkıyor ve hızla yumruklar vuruyor. Sonrasında kaldırıyor ve kafasını defalarca kez çelik merdivene vuruyor. MJF'in iyice sersemlediğine emin olduktan sonra ringe sokuyor. Sonrasında ringe girmek için aprona çıkıyor. Fakat MJF aniden ayaklanıp bir Hot shot! Sonrasında oradan çekiyor ve HEATSEEKERRRR!! TUŞ! 1........2........3!!!!
Kazanan: MJF
MJF maçını kazanıyor ve hızla ringi terk ediyor. David Otunga'ya eliyle bay bay işareti yaparken stage'de iki kişi beliriyor. Bunlar Stacks ve Enzo! Kahkaha atıyorlar. İkisinin de elinde mikrofon var ve Enzo Amore'nin elinde bir kontrat var. Acaba..
Channing ''Stacks'' Lorenzo: İyi denemeydi Mio Fratello..
Enzo Amore: O haklı dostum. 10 yıl önce kendi şirketinin artığı olan biri olarak bu sektörden yaka paça kovulan bir zavallı için iyi denemeydi. Tebrik ederim.
Stacks, Enzo'nun elindeki konratı istiyor ve kontratı açıyor.
Channing ''Stacks'' Lorenzo: Bu kontratı sana vermek istiyor..
Enzo Amore: O haklı dostum. 10 yıl önce kendi şirketinin artığı olan biri olarak bu sektörden yaka paça kovulan bir zavallı için iyi denemeydi. Tebrik ederim.
Stacks, Enzo'nun elindeki konratı istiyor ve kontratı açıyor.
Channing ''Stacks'' Lorenzo: Bu kontratı sana vermek istiyor..
Enzo Amore: Yani evet isterdik ama bu daha çok hak eden birine ait..
Nic Nemeth!! OMG!!!
Nic Nemeth yeni PGW kontratına imzayı atarken David Otunga ise ancak üzgün ve sinirlice izlemekle yetiniyor. Kameralar David Otunga'yı gösterirken bir anda kapanıyor.
Arka alandan, Stage'e gelen isim geçtiğimiz hafta Bray Wyatt'ın etkisiyle PGW Pure Championship'inden olan Dark STG'den başka birisi değil! Halihazırda gergin bir ruh dünyasına sahip olan bu iri adam, haksızlığa ve ciddi bir oyuna kurban gitmiş olmasının da gerginliğini taşıyor. Ringe ilerlerken attığı adımlar, içerisinde barındırdığı öfkenin derecesi hakkında bizlere yeterli bilgiyi veriyor. Herkes onun vereceği reaksiyonu merakla beklerken, o ringe varma yolunda ilerliyor. Bir süre sonra ringe varan Dark STG, çelik basamakları kullanarak Apon'a çıkmış olmasının sonrasında, iplerin arasından geçiyor ve kendisini ringin içerisinde buluyor. Ringe gelirken yanında zaten bir mikrofon bulunduran Dark STG'nin, ışıkları düzelttirmeden, öfkeli bir biçimde elindeki mikrofonu ağız seviyesine kaldırarak konuşmaya başlıyor.
Dark STG: Bu ring, bu arena, bu dünya... Artık benim için sustu. Artık hiçbir şeyin sesi, bana ulaşmıyor. Çünkü içimde bir yankı bulunmakta, bir uğultu, bir iç çekiş... Her gece uyanıyorum karanlığa, boğazımda bastırılmış bir çığlık eşliğinde. Uyumak... Benim için artık bir lütuf konumunda. Uykularımda o var, Bray Wyatt. O gülümseyen suratın... O bozuk melodilerin... Zihnimi kazıyan fısıltıların arasında ben, her gece kayboluyorum. Kaybım bana çok şey öğretti, senin adını ilk duyduğumda hissettiğim o diken gibi bir his. Doğruymuş, sen dokunmadın. Hayır, senin dokunmana gerek yoktu. Senin varlığın bile yeterliydi. Benim irademin içerisine sızmak, zihnimi zehirlemek, gözlerime kendi suretini kazımak... Sen bunu planlamadın bile belki ama sonuç ortada. Sen beni saf iradeden, mutlak öfkeye sürükledin! (Arenadaki izleyiciler cheerlıyorlar, ortalıkta yoğun bir gürültü oluşuyor) Ama işin komik tarafı şu: Ben pişman değilim. Ben artık geçmişimdeki savaşçı değilim. Ben artık sadece bir adam değilim. Ben... Lanetlenmiş bir iradeyim! Kara Kitap’ın sayfaları arasından yükselen, öfkenin suretiyim! İtalya'da, o gece, farkında olmadan bir kapıyı araladın Bray. O kapıdan geçen şey, sadece bir adam değildi. Ben artık senin peşindeyim, ben seni her gece rüyanda ziyaret ediyorum! Ben, uyanıkken bile ensende nefesimi hissediyorsun! Çünkü benim adım artık senin kabuslarında yankılanıyor!
Bu sözlerin sonrasında arenadaki reaksiyonlar iyice büyüyor, iyice çığırından çıkıyor! Dark STG, karartılmış spot ışıklarından mütevellit görünmeyen seyirciler sakinleşmesini, susmasını bekliyor. Kısa süren bekleme halinin sonrasında, konuşmasına kaldığı yerden devam ediyor.
Dark STG: Bu kişisel bir durum değil Bray. Bu... Ritüel. Bu... Kutsal bir infaz. Bu bir ayin ve sen, kendi ellerinle başlattığın lanetin kurbanısın, adağısın! Omzundaki altının seni koruyacağına mı inanıyorsun? Kollamaz, seni hiçbir şekilde saklamaz. Çünkü ben sadece unvanları değil, onları taşıyanları da yakıyorum! Ben seni kemer için değil, kalbinin en derininde sakladığın korkular için istiyorum. Senin içindeki çürümüş, küflenmiş, kokmuş ruh için buradayım. Onu ortaya çıkartmak, yüzüne ayna tutmak ve sonra onu sonsuza dek susturmak için geliyorum! (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Senin yalanlarını, aile adını koyduğun çıkar birlikteliğinde çok işittim. Senin fısıltıların arkasındaki çığlıkları işittim. İçinde ne varsa biliyorum çünkü ben senin karanlık yansımanım. Ben senin başka bir gerçekliğindeki aynadaki halinim Bray. Ama ben aynayı kırmaya geliyorum. Camları yere serip, seni o parçaların üzerinde sürüklemeye geliyorum! Ben intikam için varım. İntikam benim nefesim. Oksijenim. Varlığım. Kafamdaki her düşünce, geceleri bana eşlik eden her çığlık, sabaha kadar süren her kabus… Beni sana doğru yürüttü ve şimdi, önümde hiçbir şey yok. Hiçbir engel. Hiçbir tereddüt. Sadece sen.
Arena her geçen saniye daha da çığlık çığlığa kalıyor, Dark STG, Prestige Grand Wrestling'in gidişatına önemli etkisi olacak bir savaşın ilanını gerçekleştiriyor ve arenadaki binler buna canlı şahitlik ediyorlar! Dark STG, seyircilerin doğal reaksiyonlarını bile beklemiyor; bağrışmalar, çağrışmalara rağmen konuşmasına devam ediyor.
Dark STG: Seni sadece yenmeyeceğim. Seni tarihten kazıyacağım. Senin hatıranı... Çocukların masallarında anlatılan korku hikayelerine çevireceğim. Senin adını... Kara Kitap’ın yasaklı sayfalarında mühürleyeceğim ve bir daha kimse tarafınca anılmayacaksın. Bir daha kimse dua etmeyecek, kimse fısıldamayacak adını karanlıkta. Ben artık sadece Kara Kitap değilim. Ben onun titreyen, kapanmayan son sayfasıyım. Ben onun haykırdığı lanetim. Ben kara intikamım. Ben karanlığın çağrısıyım. Ben Bray Wyatt'ın sonuyum... Senin hikayen, benim eli—
DERP!
Bir saniye! Bu, Bray Wyatt'ın jeneriği! Dark STG, elindeki mikrofonu sımsıkı bir şekilde tutarak etrafına bakınmaya başlıyor. Arkasına, sağına-soluna... Bray'in ani saldırısının nereden gerçekleşeceğini merak ediyor, ama bunu korktuğu için değil; bir an evvel buluşmak için yapıyor. Uzun bir bekleyişe rağmen ortalıkta Bray'in olmadığını gözlemliyoruz. Dark STG, tam da yarıda kesilen konuşmasına devam etmeye yeltenirken, led ekrana bir görüntünün girdiğini görüyoruz. Kendisi an itibarıyla karşımızda, odasından, ya da evinden, karanlık bir yerden sesleniyor. Bir süre kahkahasını izletiyor herkese, konuşmaya girmesi ciddi bir zamana mal oluyor.
Bray Wyatt: Ahh... Ne güzel konuşmalar bunlar! Ne güzel tehditler... Ne güzel kelimeler. Karanlığın diliyle konuşmayı öğrenmişsin STG. Ama sana bir sır vereyim mi? O dili ben yazdım. (Kahkaha atıyor) Sen karanlığı çağırdığını sanıyorsun, oysa ben onunla dans ediyorum… Her gece. Korkunun yüzüne bakmak cesaret ister ama ben… Onunla güreştim. Onunla dost oldum. Onunla yattım, onunla kalktım. Ben... Karanlıkta büyüdüm. Sen öfkeni kutsallaştırmışsın. Kara Kitap'la kendine bir misyon yazmışsın ve şimdi öylece karşımda durup 'ben senin sonunum' diyorsun. Gülüyorum buna çünkü bir şey fark ettim: Sen hâlâ sonu gelmemiş bir hikayede kendine başrol yazmaya çalışıyorsun! (Kahkaha atıyor) İlgine saygı duyuyorum, sen farklısın papatyam. Diğerleri gibi değilsin. Gözlerinde bir ateş var. Bir hırs. Bir lanet. Bu... Bu ilgimi çekti. Beni heyecanlandırdı. Ama biliyor musun? Farklı olmak… Yeterli değil çünkü farklı olanlar... Ya yolun sonunda kaybolur... Ya da benim gibi olur! Ben senin hikayenin bitmesini istemiyorum. Henüz değil. İyi hikayeler, yavaş yanar. Tıpkı bir ormanın içindeki tek başına kalmış kibrit gibi. (Bray Wyatt gülümsüyor, lambayı kameraya doğru kaldırıyor; gözleri parlıyor) Hazır ol. Çünkü karanlık, senin değil. O asla senin olmadı. Sadece ödünç aldın… Ben—
Nic Nemeth!! OMG!!!
Nic Nemeth yeni PGW kontratına imzayı atarken David Otunga ise ancak üzgün ve sinirlice izlemekle yetiniyor. Kameralar David Otunga'yı gösterirken bir anda kapanıyor.
Arka alandan, Stage'e gelen isim geçtiğimiz hafta Bray Wyatt'ın etkisiyle PGW Pure Championship'inden olan Dark STG'den başka birisi değil! Halihazırda gergin bir ruh dünyasına sahip olan bu iri adam, haksızlığa ve ciddi bir oyuna kurban gitmiş olmasının da gerginliğini taşıyor. Ringe ilerlerken attığı adımlar, içerisinde barındırdığı öfkenin derecesi hakkında bizlere yeterli bilgiyi veriyor. Herkes onun vereceği reaksiyonu merakla beklerken, o ringe varma yolunda ilerliyor. Bir süre sonra ringe varan Dark STG, çelik basamakları kullanarak Apon'a çıkmış olmasının sonrasında, iplerin arasından geçiyor ve kendisini ringin içerisinde buluyor. Ringe gelirken yanında zaten bir mikrofon bulunduran Dark STG'nin, ışıkları düzelttirmeden, öfkeli bir biçimde elindeki mikrofonu ağız seviyesine kaldırarak konuşmaya başlıyor.
Dark STG: Bu ring, bu arena, bu dünya... Artık benim için sustu. Artık hiçbir şeyin sesi, bana ulaşmıyor. Çünkü içimde bir yankı bulunmakta, bir uğultu, bir iç çekiş... Her gece uyanıyorum karanlığa, boğazımda bastırılmış bir çığlık eşliğinde. Uyumak... Benim için artık bir lütuf konumunda. Uykularımda o var, Bray Wyatt. O gülümseyen suratın... O bozuk melodilerin... Zihnimi kazıyan fısıltıların arasında ben, her gece kayboluyorum. Kaybım bana çok şey öğretti, senin adını ilk duyduğumda hissettiğim o diken gibi bir his. Doğruymuş, sen dokunmadın. Hayır, senin dokunmana gerek yoktu. Senin varlığın bile yeterliydi. Benim irademin içerisine sızmak, zihnimi zehirlemek, gözlerime kendi suretini kazımak... Sen bunu planlamadın bile belki ama sonuç ortada. Sen beni saf iradeden, mutlak öfkeye sürükledin! (Arenadaki izleyiciler cheerlıyorlar, ortalıkta yoğun bir gürültü oluşuyor) Ama işin komik tarafı şu: Ben pişman değilim. Ben artık geçmişimdeki savaşçı değilim. Ben artık sadece bir adam değilim. Ben... Lanetlenmiş bir iradeyim! Kara Kitap’ın sayfaları arasından yükselen, öfkenin suretiyim! İtalya'da, o gece, farkında olmadan bir kapıyı araladın Bray. O kapıdan geçen şey, sadece bir adam değildi. Ben artık senin peşindeyim, ben seni her gece rüyanda ziyaret ediyorum! Ben, uyanıkken bile ensende nefesimi hissediyorsun! Çünkü benim adım artık senin kabuslarında yankılanıyor!
Bu sözlerin sonrasında arenadaki reaksiyonlar iyice büyüyor, iyice çığırından çıkıyor! Dark STG, karartılmış spot ışıklarından mütevellit görünmeyen seyirciler sakinleşmesini, susmasını bekliyor. Kısa süren bekleme halinin sonrasında, konuşmasına kaldığı yerden devam ediyor.
Dark STG: Bu kişisel bir durum değil Bray. Bu... Ritüel. Bu... Kutsal bir infaz. Bu bir ayin ve sen, kendi ellerinle başlattığın lanetin kurbanısın, adağısın! Omzundaki altının seni koruyacağına mı inanıyorsun? Kollamaz, seni hiçbir şekilde saklamaz. Çünkü ben sadece unvanları değil, onları taşıyanları da yakıyorum! Ben seni kemer için değil, kalbinin en derininde sakladığın korkular için istiyorum. Senin içindeki çürümüş, küflenmiş, kokmuş ruh için buradayım. Onu ortaya çıkartmak, yüzüne ayna tutmak ve sonra onu sonsuza dek susturmak için geliyorum! (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Senin yalanlarını, aile adını koyduğun çıkar birlikteliğinde çok işittim. Senin fısıltıların arkasındaki çığlıkları işittim. İçinde ne varsa biliyorum çünkü ben senin karanlık yansımanım. Ben senin başka bir gerçekliğindeki aynadaki halinim Bray. Ama ben aynayı kırmaya geliyorum. Camları yere serip, seni o parçaların üzerinde sürüklemeye geliyorum! Ben intikam için varım. İntikam benim nefesim. Oksijenim. Varlığım. Kafamdaki her düşünce, geceleri bana eşlik eden her çığlık, sabaha kadar süren her kabus… Beni sana doğru yürüttü ve şimdi, önümde hiçbir şey yok. Hiçbir engel. Hiçbir tereddüt. Sadece sen.
Arena her geçen saniye daha da çığlık çığlığa kalıyor, Dark STG, Prestige Grand Wrestling'in gidişatına önemli etkisi olacak bir savaşın ilanını gerçekleştiriyor ve arenadaki binler buna canlı şahitlik ediyorlar! Dark STG, seyircilerin doğal reaksiyonlarını bile beklemiyor; bağrışmalar, çağrışmalara rağmen konuşmasına devam ediyor.
Dark STG: Seni sadece yenmeyeceğim. Seni tarihten kazıyacağım. Senin hatıranı... Çocukların masallarında anlatılan korku hikayelerine çevireceğim. Senin adını... Kara Kitap’ın yasaklı sayfalarında mühürleyeceğim ve bir daha kimse tarafınca anılmayacaksın. Bir daha kimse dua etmeyecek, kimse fısıldamayacak adını karanlıkta. Ben artık sadece Kara Kitap değilim. Ben onun titreyen, kapanmayan son sayfasıyım. Ben onun haykırdığı lanetim. Ben kara intikamım. Ben karanlığın çağrısıyım. Ben Bray Wyatt'ın sonuyum... Senin hikayen, benim eli—
DERP!
Bir saniye! Bu, Bray Wyatt'ın jeneriği! Dark STG, elindeki mikrofonu sımsıkı bir şekilde tutarak etrafına bakınmaya başlıyor. Arkasına, sağına-soluna... Bray'in ani saldırısının nereden gerçekleşeceğini merak ediyor, ama bunu korktuğu için değil; bir an evvel buluşmak için yapıyor. Uzun bir bekleyişe rağmen ortalıkta Bray'in olmadığını gözlemliyoruz. Dark STG, tam da yarıda kesilen konuşmasına devam etmeye yeltenirken, led ekrana bir görüntünün girdiğini görüyoruz. Kendisi an itibarıyla karşımızda, odasından, ya da evinden, karanlık bir yerden sesleniyor. Bir süre kahkahasını izletiyor herkese, konuşmaya girmesi ciddi bir zamana mal oluyor.
Bray Wyatt: Ahh... Ne güzel konuşmalar bunlar! Ne güzel tehditler... Ne güzel kelimeler. Karanlığın diliyle konuşmayı öğrenmişsin STG. Ama sana bir sır vereyim mi? O dili ben yazdım. (Kahkaha atıyor) Sen karanlığı çağırdığını sanıyorsun, oysa ben onunla dans ediyorum… Her gece. Korkunun yüzüne bakmak cesaret ister ama ben… Onunla güreştim. Onunla dost oldum. Onunla yattım, onunla kalktım. Ben... Karanlıkta büyüdüm. Sen öfkeni kutsallaştırmışsın. Kara Kitap'la kendine bir misyon yazmışsın ve şimdi öylece karşımda durup 'ben senin sonunum' diyorsun. Gülüyorum buna çünkü bir şey fark ettim: Sen hâlâ sonu gelmemiş bir hikayede kendine başrol yazmaya çalışıyorsun! (Kahkaha atıyor) İlgine saygı duyuyorum, sen farklısın papatyam. Diğerleri gibi değilsin. Gözlerinde bir ateş var. Bir hırs. Bir lanet. Bu... Bu ilgimi çekti. Beni heyecanlandırdı. Ama biliyor musun? Farklı olmak… Yeterli değil çünkü farklı olanlar... Ya yolun sonunda kaybolur... Ya da benim gibi olur! Ben senin hikayenin bitmesini istemiyorum. Henüz değil. İyi hikayeler, yavaş yanar. Tıpkı bir ormanın içindeki tek başına kalmış kibrit gibi. (Bray Wyatt gülümsüyor, lambayı kameraya doğru kaldırıyor; gözleri parlıyor) Hazır ol. Çünkü karanlık, senin değil. O asla senin olmadı. Sadece ödünç aldın… Ben—
Dark STG, Bray'in konuşmasının bitmesini bile beklemeden konuşmasına devam ediyor. Sanki o yokmuş gibi, hiç bağlantıya girmemiş ve konuşmamış gibi; kaldığı yerden devam ediyor karanlıktan ötürü gözükmeyen seyircilere doğru yönelerek. Bray hâlâ led ekranda duruyor, artık gülümser bir tarzı yok, bozulmuş bir şekilde bakıyor. Dark STG'ye bir şeyler söylüyor ama odak ringdeki kara adamın üzerinde.
Dark STG: Sanrılarının seni koruyacağını, geçmişin gölgesinde yürürken bana tepeden bakabileceğini düşünüyorsun. Ama ben senin aynan değilim. Ben senin çarpık yansıman değilim. Ben senin sonuna yazılmış bir kelimeyim!
Bray Wyatt: Let me talk!
Dark STG: Sanrılarının seni koruyacağını, geçmişin gölgesinde yürürken bana tepeden bakabileceğini düşünüyorsun. Ama ben senin aynan değilim. Ben senin çarpık yansıman değilim. Ben senin sonuna yazılmış bir kelimeyim!
Bray Wyatt: Let me talk!
Dark STG: Senin hikaye ağır yansın istiyorsun ya… Ben yakmaya değil, kül etmeye geldim. Senin kibritin yansın, ben üzerine benzin dökmeye geldim.
Umursanmayan Bray, iyice öfkeleniyor. Kuduruyor, çıldırıyor! Dişlerini sıkıyor, ellerini yumruk yapıyor! En sonunda vücudunun kasılma hali son buluyor ve jenerik tekrardan görünür bir hâle geliyor, o korkunç görüntü tekrardan karşımıza gelirken, Dark STG kafasını tekrardan Stage'in olduğu yöne doğru çeviriyor. İstediğini almış gibi, ya da planladığını gerçekleştirtmiş. İşler iyice nefes kesici bir noktaya doğru tırmanıyor!
DERP!
Umursanmayan Bray, iyice öfkeleniyor. Kuduruyor, çıldırıyor! Dişlerini sıkıyor, ellerini yumruk yapıyor! En sonunda vücudunun kasılma hali son buluyor ve jenerik tekrardan görünür bir hâle geliyor, o korkunç görüntü tekrardan karşımıza gelirken, Dark STG kafasını tekrardan Stage'in olduğu yöne doğru çeviriyor. İstediğini almış gibi, ya da planladığını gerçekleştirtmiş. İşler iyice nefes kesici bir noktaya doğru tırmanıyor!
DERP!
Sadece ringi aydınlatan spot ışıklar, bir anlığına tamamen gidiyor ve 20 saniye içerisinde tekrardan geldikten sonra ringin içerisine onu görüyoruz, bu Bray'in ta kendisi! Bray ile Dark STG, geçen hafta yaşadıkları spotun ardından tekrardan aynı ringin içerisindeler. Soğuk rüzgarlar esiyor, Dark STG kilitlenmiş bir şekilde ona bakarken; Bray'in kollarını açarak ona, kendisini dinlemek zorunda olduğunu söylüyor. Bray onun Prestige Grand Wrestling'de yukarıya doğru adımını attıran kişi olduğunu, yürümeyi öğreten kişi olduğunu söylerken, Dark STG haz yaşar bir tonla ''İşte, buradasın.'' diyor. Bray adına gerçeklik koyduğu bu yargıların kabul edilmesi için ısrar ediyor, onun üzerine gidiyor. Dark STG ise büyülenmiş bir şekilde ona yaklaşıyor, ringin ortasına doğru ilerliyor ve an itibarıyla karşı karşıya geliyorlar!
Bray Wyatt: Seni susturacağım!
Dark STG: İşte, buradasın.
Bray Wyatt: Senin de ölmeni istiyorum!
Dark STG: İşte, buradasın (Eliyle, Bray'in boğazını yakalıyor).
VAE VICTIS! DARK STG, FACE TO FACE SIRASINDA BRAY'I BOĞAZINDAN YAKALIYOR VE ONUN BOĞUYOR KISA BİR SÜRE! İŞİNİN RAHAT OLDUĞUNU ANLADIKTAN SONRA BULUNDUĞU POZİSYONUN NİTELİĞİNİ DEĞİŞTİRİYOR VE VAE VICTIS İLE BRAY'İ RİNG MATINA KAVUŞTURUYOR!
DERP!
Kaçtı, evet evet, Bray kaçtı! Kapatılan spot ışıkları tekrar geldiğinde, Dark STG'nin ringin içerisinde yalnız bir şekilde beklediğini görüyoruz. İşin uçuruma sürüklenmiş olmasından ötürü uzaklaştı Bray. Dark STG ise gücünü gösterdi, zihninin gücünü. Ringde tek başına kalan Dark STG, arenadaki çığlıklara rağmen duyulacak bir tonla bağırıyor ve şunu haykırıyor: ''Kara Kitap açıldıktan sonra, kapanmaz!''. Bu yaşananların sonrasında kameralar kapanıyor ve şovumuz yerini reklamlara bırakıyor.
Edge stage'de beliriyor. Yanında Lita var. İkili yavaş adımlarla ringe doğru yürüyorlar. Edge ringe girmeden önce şans öpücüğünü alıyor ardından hızla ringe giriyor. Sonrasında Top Rope'a çıkıyor ve tauntunu atıyor. Ardından köşesine geçip ısınarak rakibini beklemeye başlıyor.
Swerve Strickland stage'de beliriyor. Arkasında Prince Nana klasik şekilde dans ederek beliriyor. İkili ringe doğru yürüyorlar. Swerve'ün yüzünden keyifli olduğunu görüyoruz. Sonrasında hızla çelik merdivenden çıkıyor ve hafif sırıtarak seyirciyi bir süzüyor.
Hakem son kontrolleri yaptıktan sonra Swerve iplerin arasından Prince Nana ile bir diyalog kuruyor. Sanki bir şeyler planlıyorlarmış gibi.. Sonrasında köşeye geçiyor ve hakem zili çalıyor.
Edge vs. Swerve Strickland
Maç başladı. İkili birbirine son sürat koşuyor ve karşılıklı yumruklaşıyorlar. Edge yumruklarda üstünlük kuran kişi fakat Swerve bunu tersine çevirip Edge'i iplere dayıyor. Kolundan tutup Irish Whipe yolluyor fakat Edge bunu tersine çeviriyor. Swerve ipten geliyor. Hızla bir yumruk sallıyor ama Edge bundan eğiliyor ve Edge-O-Matic! Tuş! 1.........2....... KICKOUT! Edge hızla kalktığı sırada o da ne!? Prince Nana aniden Lita'yı saçlarından tutuyor ve bariyerlere vuruyor! Edge kuduruk bir şekilde kafasını o tarafa çeviriyor. Edge aniden ring dışına çıkıyor ve Prince Nana'ya koşarak bir SPEAR! Nana'yı öfkeyle ring dışında yumrukluyor! Prince Nana çaresizce yerde kıvranıyor. Edge son sürat yumruklamaya devam ediyor! Prince Nana'yı boğmaya başlıyor. Fakat o da ne!? HOUSE CALL! EDGE BOYNUNU ÇOK SERT BİR ŞEKİLDE BARİYERLERE ÇARPIYOR! SWERVE HIZLA EDGE'İ KALDIRIP RİNGE SOKUYOR! HIZLA HAZIRLIĞINI YAPIYOR VE BİR HOUSE CALL DAHAAAA!! TUŞ! 1........2........
Dark STG: İşte, buradasın.
Bray Wyatt: Senin de ölmeni istiyorum!
Dark STG: İşte, buradasın (Eliyle, Bray'in boğazını yakalıyor).
VAE VICTIS! DARK STG, FACE TO FACE SIRASINDA BRAY'I BOĞAZINDAN YAKALIYOR VE ONUN BOĞUYOR KISA BİR SÜRE! İŞİNİN RAHAT OLDUĞUNU ANLADIKTAN SONRA BULUNDUĞU POZİSYONUN NİTELİĞİNİ DEĞİŞTİRİYOR VE VAE VICTIS İLE BRAY'İ RİNG MATINA KAVUŞTURUYOR!
DERP!
Kaçtı, evet evet, Bray kaçtı! Kapatılan spot ışıkları tekrar geldiğinde, Dark STG'nin ringin içerisinde yalnız bir şekilde beklediğini görüyoruz. İşin uçuruma sürüklenmiş olmasından ötürü uzaklaştı Bray. Dark STG ise gücünü gösterdi, zihninin gücünü. Ringde tek başına kalan Dark STG, arenadaki çığlıklara rağmen duyulacak bir tonla bağırıyor ve şunu haykırıyor: ''Kara Kitap açıldıktan sonra, kapanmaz!''. Bu yaşananların sonrasında kameralar kapanıyor ve şovumuz yerini reklamlara bırakıyor.
Edge stage'de beliriyor. Yanında Lita var. İkili yavaş adımlarla ringe doğru yürüyorlar. Edge ringe girmeden önce şans öpücüğünü alıyor ardından hızla ringe giriyor. Sonrasında Top Rope'a çıkıyor ve tauntunu atıyor. Ardından köşesine geçip ısınarak rakibini beklemeye başlıyor.
Swerve Strickland stage'de beliriyor. Arkasında Prince Nana klasik şekilde dans ederek beliriyor. İkili ringe doğru yürüyorlar. Swerve'ün yüzünden keyifli olduğunu görüyoruz. Sonrasında hızla çelik merdivenden çıkıyor ve hafif sırıtarak seyirciyi bir süzüyor.
Hakem son kontrolleri yaptıktan sonra Swerve iplerin arasından Prince Nana ile bir diyalog kuruyor. Sanki bir şeyler planlıyorlarmış gibi.. Sonrasında köşeye geçiyor ve hakem zili çalıyor.
Edge vs. Swerve Strickland
Maç başladı. İkili birbirine son sürat koşuyor ve karşılıklı yumruklaşıyorlar. Edge yumruklarda üstünlük kuran kişi fakat Swerve bunu tersine çevirip Edge'i iplere dayıyor. Kolundan tutup Irish Whipe yolluyor fakat Edge bunu tersine çeviriyor. Swerve ipten geliyor. Hızla bir yumruk sallıyor ama Edge bundan eğiliyor ve Edge-O-Matic! Tuş! 1.........2....... KICKOUT! Edge hızla kalktığı sırada o da ne!? Prince Nana aniden Lita'yı saçlarından tutuyor ve bariyerlere vuruyor! Edge kuduruk bir şekilde kafasını o tarafa çeviriyor. Edge aniden ring dışına çıkıyor ve Prince Nana'ya koşarak bir SPEAR! Nana'yı öfkeyle ring dışında yumrukluyor! Prince Nana çaresizce yerde kıvranıyor. Edge son sürat yumruklamaya devam ediyor! Prince Nana'yı boğmaya başlıyor. Fakat o da ne!? HOUSE CALL! EDGE BOYNUNU ÇOK SERT BİR ŞEKİLDE BARİYERLERE ÇARPIYOR! SWERVE HIZLA EDGE'İ KALDIRIP RİNGE SOKUYOR! HIZLA HAZIRLIĞINI YAPIYOR VE BİR HOUSE CALL DAHAAAA!! TUŞ! 1........2........
3!!!
Kazanan: Swerve Strickland
Swerve Strickland maçtan sonra hızla bir sandalye ve bir mikrofon alıyor. Sonrasında hızla ringe dalıyor. Sandalyeyle Edge'in boynuna sertçe vurmaya başlıyor! Edge yerde acı içinde kıvranıyor!
Swerve Stickland: Swerve'ün evinin davetsiz misafirleri ve yerde acıyla yatan çaresiz sülük parçası Rockstar bozuntusu! Beni dinleyin! Bundan daha fazlasını hak ediyorum! PGW markasının gerçek yüzü olmayı hak ediyorum! Bu evin gerçek sahibi benim! O küçük beyinleriniz bunu idrak etsin çünkü etmezse Meksika'da körüklediğiniz bu ateş hepinizin sonu olacak! Bu yaşlı adamla başlayacağım. Bu gece hepinizin hayran olduğu bu ahmağın kariyerini gözler önünde bir çöp kamyonuna artık olarak atacağım!
Bir süre booları dinledikten sonra ring dışına yöneliyor fakat çıkmadan önce kafasını son kez ringe çevirdiğinde Edge'in kalkmaya çalıştığını fark ediyor. Sandalyeyle Edge'in boynuna sağlam bir şekilde geçiriyor!
Kazanan: Swerve Strickland
Swerve Strickland maçtan sonra hızla bir sandalye ve bir mikrofon alıyor. Sonrasında hızla ringe dalıyor. Sandalyeyle Edge'in boynuna sertçe vurmaya başlıyor! Edge yerde acı içinde kıvranıyor!
Swerve Stickland: Swerve'ün evinin davetsiz misafirleri ve yerde acıyla yatan çaresiz sülük parçası Rockstar bozuntusu! Beni dinleyin! Bundan daha fazlasını hak ediyorum! PGW markasının gerçek yüzü olmayı hak ediyorum! Bu evin gerçek sahibi benim! O küçük beyinleriniz bunu idrak etsin çünkü etmezse Meksika'da körüklediğiniz bu ateş hepinizin sonu olacak! Bu yaşlı adamla başlayacağım. Bu gece hepinizin hayran olduğu bu ahmağın kariyerini gözler önünde bir çöp kamyonuna artık olarak atacağım!
Bir süre booları dinledikten sonra ring dışına yöneliyor fakat çıkmadan önce kafasını son kez ringe çevirdiğinde Edge'in kalkmaya çalıştığını fark ediyor. Sandalyeyle Edge'in boynuna sağlam bir şekilde geçiriyor!
Swerve Strickland: Olduğun yerde kal Rated R Superstar! Daha seninle fantezilerim bitmedi.
Edge'in boynuna bir kez daha geçiriyor! Ardından yoğun boolar eşliğinde hızla ring dışına çıkıp bir sandalye daha çıkartıyor. SANDALYE BARBED WIRE! Sandalyeyi ringe sokuyor! Peşine kendisi de giriyor. O sırada John Cena hızla ringe doğru koşuyor..
Swerve Strickland: Dur, Johnny Boy! Bunlar senin için bir uyarı niteliğinde. Hollywood'da kalmadığına ve PGW'ya geri döndüğüne pişman olacaksın. Başarılarla dolu güreş kariyerin benim kollarımın arasında son bulacak ve seninle işim bittiğinde çaresiz vücudun bir daha Hollywood'a dönebilecek durumda olmayacak.
John Cena ona durmasını söylüyor. O sırada Prince Nana ayaklanıyor ve Cena'ya doğru koşuyor. Cena, Prince Nana'yı bir yumrukla alaşağı ediyor. O sırada Swerve diğer sandalyeyi Edge'in kafasının altına koyuyor. Swerve sırıtarak ağzına mikrofonu son kez alıyor.
Edge'in boynuna bir kez daha geçiriyor! Ardından yoğun boolar eşliğinde hızla ring dışına çıkıp bir sandalye daha çıkartıyor. SANDALYE BARBED WIRE! Sandalyeyi ringe sokuyor! Peşine kendisi de giriyor. O sırada John Cena hızla ringe doğru koşuyor..
Swerve Strickland: Dur, Johnny Boy! Bunlar senin için bir uyarı niteliğinde. Hollywood'da kalmadığına ve PGW'ya geri döndüğüne pişman olacaksın. Başarılarla dolu güreş kariyerin benim kollarımın arasında son bulacak ve seninle işim bittiğinde çaresiz vücudun bir daha Hollywood'a dönebilecek durumda olmayacak.
John Cena ona durmasını söylüyor. O sırada Prince Nana ayaklanıyor ve Cena'ya doğru koşuyor. Cena, Prince Nana'yı bir yumrukla alaşağı ediyor. O sırada Swerve diğer sandalyeyi Edge'in kafasının altına koyuyor. Swerve sırıtarak ağzına mikrofonu son kez alıyor.
Swerve Strickland: Superman geç kaldı! Fiş çekildi!
Swerve mikrofonu yere atıp son darbeyi vuracakken Cena ani bir hızla ringe dalıyor! Swerve'ü yere yatırıp yumruklamaya başlıyor! Swerve bunu tersine çeviriyor! Bir süre o yumrukluyor fakat Cena tekrardan tersine çeviriyor! Swerve iplerin arasından kurtularak kaçmayı başarıyor! Cena hızla ayaklanıyor.
Swerve mikrofonu yere atıp son darbeyi vuracakken Cena ani bir hızla ringe dalıyor! Swerve'ü yere yatırıp yumruklamaya başlıyor! Swerve bunu tersine çeviriyor! Bir süre o yumrukluyor fakat Cena tekrardan tersine çeviriyor! Swerve iplerin arasından kurtularak kaçmayı başarıyor! Cena hızla ayaklanıyor.
Swerve Strickland, Prince Nana'yı alıp giderken John Cena, Edge ile ilgileniyor. Bu şekilde kameralar kapanıyor.
Kameralar arka alana çevriliyor, karşımızdaki isim geçtiğimiz hafta Prestige Grand Wrestling'e geri dönüşünü gerçekleştirmiş olan Jey Uso'dan başkası değil! Kendisi arka alanda ilerleme halinde, şovun en iyi şekilde ilerlemesi için çalışan arka alan çalışanlarının yanından geçerek arka alanda ilerliyor. Bu ilerleme hali bir müddet sürüyor fakat kendisinin döndüğü bir köşenin nihayetinde bir son buluyor, Jey duraksıyor ve daha yumuşak bir mizaçla birlikte belli bir noktaya bakıyor. Kendisinin değişen ifadesinin sonucunda birisiyle karşılaştığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. İki isim de birbirine bakarken, biz de Jey'le karşılaşan ve an itibarıyla onun karşısında duran kişinin kim olduğunu keşfediyoruz.
Bu... Bu Sami Zayn! Eski PGW Intercontinental şampiyonu Sami tam olarak Jey'in karşısında duran isim konumunda! Bir süre giriyor, bakışma sürüyor; akabinde ise ortamdaki sessizliğin, Jey'in konuşmaya başlaması meydana geliyor.
Kameralar arka alana çevriliyor, karşımızdaki isim geçtiğimiz hafta Prestige Grand Wrestling'e geri dönüşünü gerçekleştirmiş olan Jey Uso'dan başkası değil! Kendisi arka alanda ilerleme halinde, şovun en iyi şekilde ilerlemesi için çalışan arka alan çalışanlarının yanından geçerek arka alanda ilerliyor. Bu ilerleme hali bir müddet sürüyor fakat kendisinin döndüğü bir köşenin nihayetinde bir son buluyor, Jey duraksıyor ve daha yumuşak bir mizaçla birlikte belli bir noktaya bakıyor. Kendisinin değişen ifadesinin sonucunda birisiyle karşılaştığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. İki isim de birbirine bakarken, biz de Jey'le karşılaşan ve an itibarıyla onun karşısında duran kişinin kim olduğunu keşfediyoruz.
Bu... Bu Sami Zayn! Eski PGW Intercontinental şampiyonu Sami tam olarak Jey'in karşısında duran isim konumunda! Bir süre giriyor, bakışma sürüyor; akabinde ise ortamdaki sessizliğin, Jey'in konuşmaya başlaması meydana geliyor.
Jey Uso: Vay be, bu gerçekten sen misin Sami? (Gülümsüyor) Prestige Grand Wrestling'e geri döndükten sonra cidden de bu gözlerin seni görebileceğini merak ediyordum. Ama evet, işte, buradasın. SUPERSTARS zamanında bir adımlar attığım dostum, hayalet gibi kayıtsız kalmaya devam mı edeceksin? Ah, hadi ama, bana sarılmayacak mısın Uce?
Jey sarılmak amacıyla harekete geçerken, Sami'nin biraz daha soğuk kaldığını ve sarılmak yerine ona elini uzatmayı tercih ettiğini görüyoruz. Jey'in biraz enerjisi düşmüş olsa da, bozuntuya vermiyor. El sıkıştıkları sırada Sami yanıt veriyor.
Sami Zayn: Hayalet değilim, sadece hiç gitmedim.
Ellerini birbirlerinden ayırıyorlar. Jey kuru bir kahkaha atıyor, etrafa göz gezdiriyor. Konuşmasında hem sıcaklık hem de temkin seziliyor.
Jey Uso: Burası ilk bakışta fazlasıyla tanıdık geliyor. Renkler yerli yerinde, duvarlar hâlâ aynı çatlaklara sahip, hatta... Hatta baş ağrımasına sebep olan ışık da olduğu gibi yerinde duruyor. İşin garibi, bütün bu tanıdıklık ve tanışmışlığa rağmen içimde hâlâ bir yabancılık hissi var. Sanki yıllar önce çok sevdiğin bir şehre geri dönüyorsun ama şehir seni tanımıyormuş gibi. Biliyor musun man, eskiden buralarda yürürken kalbim küt küt atardı... Şimdi ise attığım her adımla birlikte içimde bir boşluk yankılanıyor. Bu duvarlar artık birer anı mezarlığı gibi. Gözümde canlanan her anı, bir ağırlık bırakıyor içimde. Burada bir şeyler eksilmiş… Belki insanlar, belki ruh, belki de biz... Ve bu eksikliği ilk kez bu kadar derin hissediyorum. Yani... Evet, burası hâlâ Prestige Grand Wrestling ama aynı zamanda değil ve bu his, kardeşim… Bu his beni içten içe kemiriyor.
Sami Zayn: (Başını sallayarak konuşuyor) Uzun zaman oldu Jey, gerçekten uzun... Bazen her şey bir anda olmuş gibi geliyor ama geriye dönüp baktığında zamanın nasıl geçtiğini anlıyorsun. Bahsettiğin duvarlar, bu zeminde yankı bulan ayak sesleri... Her biri farklı bir hikaye, farklı bir isim. İnsanlar geldi geçti. Bazıları umut getirdiler, bazıları ise yıkım. Kimi dost dediklerini arkadan vurdu, kimi ise öylece arkada bıraktı her şeyi. Gruplar kuruldu, hayaller de. Bazıları şanla şerefle ayrıldı, bazıları sessizce yok oldu. Ve ben… Hep burada kaldım. Bütün bu değişimin ortasında, her gün biraz daha yalnızlaşarak, her gün biraz daha duvar kesilerek. Biliyorsun sen de… Sen de bir zamanlar bu ritmi hissederdin. Ama artık bu ritim başka çalıyor. Burası artık başka bir yer ve ben de… Başka biriyim.
Jey iyice Sami'ye yaklaşarak bu muhabbeti sürdürüyor.
Jey Uso: Geçen hafta Val'un yaptıklarını gördün, öyle değil mi, huh? SUPERSTARS çatısı altındaki o çılgın mücadeleleri, ringde savaştığımız, terimizin her damlasıyla bir adamı yükseltmeye çalıştığımız günleri... Val’ı alıp, neredeyse kimsenin ciddiye almadığı bir adamdan bir şampiyon çıkarmak için kendimizi parçaladığımız zamanları hatırladım. Antrenman sonraları bitap düşene kadar planlar yaptık, karakterini inşa ettik… Sırf o inansın diye, biz onun yerine inandık. Çünkü biz sadece SUPERSTARS oluşumunun parçası değildik Sami… Biz bir amaç taşıyorduk. Ona bir miras inşa etmeye çalıştık, daha iyi bir noktanın üzerinde durmasını istedik. Birlikte. Biz o günlerde, sadece kendimizi değil, başkasını da taşımayı öğrenmiştik. Şimdi geriye dönüp bakınca… O kadar safmışız ki. Belki de çok şey beklemişiz ya da yanlış insanın yanında durmuşuz. Ama o zamanlar, Val için elimizden gelenin fazlasını yapmıştık. Onu biz şampiyon yaptık. O ise... (Boğazını temizledikten sonra devam ediyor) Ah, sadece ihanet etti. Onu hiç iyi görmüyorum Sami.
Sami onaylama maksadıyla kafasını sallıyor, iştirak ediyor. Yanıt veriyor.
Sami Zayn: Doğrusun lakin... Üzgünüm. Eskiden fedakar, herkesi kurtarmaya çalışan, birilerinin acılarını kendi sırtında taşımaya gönüllü olan adam artık yok Jey. Çünkü her seferinde, birini kurtarmaya çalışırken kendim biraz daha battım. Her seferinde, onların yükünü alırken kendi ruhumu unuttum. Artık kimseyi kurtarmıyorum. Kimseye kalkan olmuyorum. Artık sırtımı yaslayacak kimseyi aramıyorum çünkü öğrendim ki eninde sonunda sırtını dayadığın herkes bir gün gider. Benim artık kurtarıcı olma gibi bir derdim yok. Ve en önemlisi... Kendimi de kurtarılmaya muhtaç görmüyorum. Acılarımla, hatalarımla, eksiklerimle varım; ben buyum. Savaştığım tek kişi artık kendimim ve bu savaşta düşünmem gereken tek kişi var: Benim. Bu dünya Jey… Burada hayatta kalmak istiyorsan önce kendini seçmelisin. Aksi hâlde bu sistem seni un ufak eder. İşte bu yüzden ben artık sadece kendim için varım. Val'a olan biten hiçbir şey beni ilgilendirmiyor.
Jey sarılmak amacıyla harekete geçerken, Sami'nin biraz daha soğuk kaldığını ve sarılmak yerine ona elini uzatmayı tercih ettiğini görüyoruz. Jey'in biraz enerjisi düşmüş olsa da, bozuntuya vermiyor. El sıkıştıkları sırada Sami yanıt veriyor.
Sami Zayn: Hayalet değilim, sadece hiç gitmedim.
Ellerini birbirlerinden ayırıyorlar. Jey kuru bir kahkaha atıyor, etrafa göz gezdiriyor. Konuşmasında hem sıcaklık hem de temkin seziliyor.
Jey Uso: Burası ilk bakışta fazlasıyla tanıdık geliyor. Renkler yerli yerinde, duvarlar hâlâ aynı çatlaklara sahip, hatta... Hatta baş ağrımasına sebep olan ışık da olduğu gibi yerinde duruyor. İşin garibi, bütün bu tanıdıklık ve tanışmışlığa rağmen içimde hâlâ bir yabancılık hissi var. Sanki yıllar önce çok sevdiğin bir şehre geri dönüyorsun ama şehir seni tanımıyormuş gibi. Biliyor musun man, eskiden buralarda yürürken kalbim küt küt atardı... Şimdi ise attığım her adımla birlikte içimde bir boşluk yankılanıyor. Bu duvarlar artık birer anı mezarlığı gibi. Gözümde canlanan her anı, bir ağırlık bırakıyor içimde. Burada bir şeyler eksilmiş… Belki insanlar, belki ruh, belki de biz... Ve bu eksikliği ilk kez bu kadar derin hissediyorum. Yani... Evet, burası hâlâ Prestige Grand Wrestling ama aynı zamanda değil ve bu his, kardeşim… Bu his beni içten içe kemiriyor.
Sami Zayn: (Başını sallayarak konuşuyor) Uzun zaman oldu Jey, gerçekten uzun... Bazen her şey bir anda olmuş gibi geliyor ama geriye dönüp baktığında zamanın nasıl geçtiğini anlıyorsun. Bahsettiğin duvarlar, bu zeminde yankı bulan ayak sesleri... Her biri farklı bir hikaye, farklı bir isim. İnsanlar geldi geçti. Bazıları umut getirdiler, bazıları ise yıkım. Kimi dost dediklerini arkadan vurdu, kimi ise öylece arkada bıraktı her şeyi. Gruplar kuruldu, hayaller de. Bazıları şanla şerefle ayrıldı, bazıları sessizce yok oldu. Ve ben… Hep burada kaldım. Bütün bu değişimin ortasında, her gün biraz daha yalnızlaşarak, her gün biraz daha duvar kesilerek. Biliyorsun sen de… Sen de bir zamanlar bu ritmi hissederdin. Ama artık bu ritim başka çalıyor. Burası artık başka bir yer ve ben de… Başka biriyim.
Jey iyice Sami'ye yaklaşarak bu muhabbeti sürdürüyor.
Jey Uso: Geçen hafta Val'un yaptıklarını gördün, öyle değil mi, huh? SUPERSTARS çatısı altındaki o çılgın mücadeleleri, ringde savaştığımız, terimizin her damlasıyla bir adamı yükseltmeye çalıştığımız günleri... Val’ı alıp, neredeyse kimsenin ciddiye almadığı bir adamdan bir şampiyon çıkarmak için kendimizi parçaladığımız zamanları hatırladım. Antrenman sonraları bitap düşene kadar planlar yaptık, karakterini inşa ettik… Sırf o inansın diye, biz onun yerine inandık. Çünkü biz sadece SUPERSTARS oluşumunun parçası değildik Sami… Biz bir amaç taşıyorduk. Ona bir miras inşa etmeye çalıştık, daha iyi bir noktanın üzerinde durmasını istedik. Birlikte. Biz o günlerde, sadece kendimizi değil, başkasını da taşımayı öğrenmiştik. Şimdi geriye dönüp bakınca… O kadar safmışız ki. Belki de çok şey beklemişiz ya da yanlış insanın yanında durmuşuz. Ama o zamanlar, Val için elimizden gelenin fazlasını yapmıştık. Onu biz şampiyon yaptık. O ise... (Boğazını temizledikten sonra devam ediyor) Ah, sadece ihanet etti. Onu hiç iyi görmüyorum Sami.
Sami onaylama maksadıyla kafasını sallıyor, iştirak ediyor. Yanıt veriyor.
Sami Zayn: Doğrusun lakin... Üzgünüm. Eskiden fedakar, herkesi kurtarmaya çalışan, birilerinin acılarını kendi sırtında taşımaya gönüllü olan adam artık yok Jey. Çünkü her seferinde, birini kurtarmaya çalışırken kendim biraz daha battım. Her seferinde, onların yükünü alırken kendi ruhumu unuttum. Artık kimseyi kurtarmıyorum. Kimseye kalkan olmuyorum. Artık sırtımı yaslayacak kimseyi aramıyorum çünkü öğrendim ki eninde sonunda sırtını dayadığın herkes bir gün gider. Benim artık kurtarıcı olma gibi bir derdim yok. Ve en önemlisi... Kendimi de kurtarılmaya muhtaç görmüyorum. Acılarımla, hatalarımla, eksiklerimle varım; ben buyum. Savaştığım tek kişi artık kendimim ve bu savaşta düşünmem gereken tek kişi var: Benim. Bu dünya Jey… Burada hayatta kalmak istiyorsan önce kendini seçmelisin. Aksi hâlde bu sistem seni un ufak eder. İşte bu yüzden ben artık sadece kendim için varım. Val'a olan biten hiçbir şey beni ilgilendirmiyor.
Beklediği yanıtı alamayan Jey'in yüzünün düştüğünü çok rahatlıkla seçebiliyoruz. Daha sönük ama bir o kadar da kararlı bir tonla söze giriyor.
Jey Uso: Bu yer… Ne kadar değişirse değişsin, ne kadar yozlaşırsa yozlaşsın… Benim için hâlâ bir yuva. Belki bozuldu, belki karmaşık ama ben hep buraya döndüm ve gözlerimin önünde yok olmasına izin verm...
Jey Uso: Bu yer… Ne kadar değişirse değişsin, ne kadar yozlaşırsa yozlaşsın… Benim için hâlâ bir yuva. Belki bozuldu, belki karmaşık ama ben hep buraya döndüm ve gözlerimin önünde yok olmasına izin verm...
X: AY-YO!
Bir saniye, bu şekilde bağırarak Jey'in konuşmasının yarıda kesilmesine yol açan kişi kimdi? Jey ile Sami'nin senkronize bir şekilde sesin geldiği tarafa doğru baktıklarını, sinirlendiklerini ve donuk bakışlarla kendilerine doğru yaklaşan kişilere baktıklarını görüyoruz. Evet, bir değil; iki kişi onlara doğru yaklaşıyor ve saniyeler içerisinde tam olarak karşılarında dikiliyorlar. Değişen kamera açısı ile ekranları başından şovu takip eden izleyiciler bunların kim olduklarını anlayabiliyorlar. Bunlar...
Bir saniye, bu şekilde bağırarak Jey'in konuşmasının yarıda kesilmesine yol açan kişi kimdi? Jey ile Sami'nin senkronize bir şekilde sesin geldiği tarafa doğru baktıklarını, sinirlendiklerini ve donuk bakışlarla kendilerine doğru yaklaşan kişilere baktıklarını görüyoruz. Evet, bir değil; iki kişi onlara doğru yaklaşıyor ve saniyeler içerisinde tam olarak karşılarında dikiliyorlar. Değişen kamera açısı ile ekranları başından şovu takip eden izleyiciler bunların kim olduklarını anlayabiliyorlar. Bunlar...
Channing ''Stacks'' Lorenzo ve Enzo Amore! Tabiri caizse, yırtık dondan fırlar gibi olay yerinde bitiyorlar. Onların yersiz gelişi, Jey ile Sami'yi bir hayli germiş görünüyor. Stacks ile Enzo'ya baktığımızda ise gücü ellerine geçirmiş olmanın inanılmaz özgüveni içerisinde hareket ediyorlar. Ciddiyetten uzaktan tavırlarla konuşmayı bölmüş olan bu ikili, ufak adımlarla onlara doğru yanlaşıyorlar ve an itibarıyla tam olarak karşılarında pozisyonlanıyorlar. Stacks konuşmaya giriyor, bir şeyler söylüyor.
