PAYBACK #63
7 Şubat Cuma, 20:30 - C
BMO Stadium
Los Angeles, California
ŞOVU TAKİP ETMEK İÇİN NEDENLER
1- Roman Reigns'e Ceza Kapıda!
2- The Miz ve Maryse Mahkemede!
3- Non Title Match
"PGW Champion" Bryan Danielson vs. Matt Cardona
4- Köyden Gelen Üzücü Haber
5- Fight Club Öncesi SON ŞOV!
PYRO GÖSTERİSİ! PAYBACK #63 BAŞLIYOOOORRRRRRR!!!
Müzikle beraber seyirciler çoşuyor. Arenanın ışıkları kapanıyor. Biraz sonra büyük bir elektro şimşek çakıyor.
DWAYNE "THE ROCK" JOHNSON BURADA! THE FINAL BOSS, BOSS OF PGW BURADA! The Rock girişte görünüyor. Hemen yanında yönetici olarak atadığı, "PURE Champion" Alberto "La Cara" Del Rio var! İkili beraber ringe doğru ilerliyorlar. Seyircilerden bazıları çıldırıyor! Torpilin bu kadar da ortada olduğu bir ana şahitlik etmemişlerdi. Biraz zonra Rock da Alberto da ringe giriyor. The Rock mikrofonu ile konuşmaya başlıyor.
"Boss of PGW" The Rock: CALIFORNIAAAAAAAAA!!!!! The Rock sizi çok özledi. The Rock bu ringi, profesyonel güreşi çok ama çok özledi. Uzun bir süredir buralarda pek görünmedi. Ama The Rock zaten buralarda olmayı çok istemiyor. Çünkü eski yönetimleri ve yanlışlarını inceledi. Tüm patronlar saatlerce PGW'de süre alıyordu. Cornette, Regal, Mr. O'Neil... Onlar yönetimin verdiği kontrolsüz gücü seviyordu. Burayı yönetenin kim olduğunu gerçekten göstermek istiyorlardı. Fakat seyirci bunu görse ne olur? The Rock burasının gerçek bir güreş şirketi olmasını istiyor. Güreşçilerin konuşacağı, rekabet edeceği bir şirket. Güreş dışı figürlerin ise minimum düzeyde kamerada olması temennisi idi. Kısıtlamalara kendisiyle başladı. Atadığı GM'ler bile eski güreşçilerdi. Fakat bu gece buraya gelmesi gerekti. Zorunda olmasa burada olmazdı. Ama mecburdu. Çünkü PGW, Netflix ile anlaşarak çok özel bir ziyafet hazırlıyordu. Ve bu gösteriyi birilerinin batırmasını istemiyordu.
Seyirciler heyecanlı. Cheer geliyor. Boss devam ediyor.
"Boss of PGW" The Rock: Bu gece Fight Club öncesi son gecemiz. 28 Şubat Cuma akşamına kadar PAYBACK olmayacak. 21 ve 22 Şubat akşamları ise Netflix'te Fight Club'ı canlı olarak izleyeceğiz. Live on Netflix! Hollywood'a meydan okuyacağımız bir program hazırlanıyor. Herkesin orada olmasını istiyorum. Tüm meselelerin çözülmesini bekliyorum. Miz'in Venis ile probleminin kökten kurutulmasını temenni ediyorum. Teoman'ın Wes Lee ve Garza ailesi ile olan ilişkilerinin düzelmesini umut ediyorum. Wyatt ve Velveteen'in ailevi sorunlarının rafa kalktığını görmek istiyorum. Fakat bir kişinin orada olmasını beklemiyorum. O da Roman Reigns! (Seyircilerden yoğun tepkiler geliyor, herkes Rock'u yuhalıyorken Roman'a cheer var). Bu gece ve Fight Club programı için Roman Reigns'i PGW'den yasaklıyorum!
Seyircilerden karışık tepkiler gelirken Del Rio gülümsüyor. The Rock konuşmaya devam ediyor.
Seyircilerden karışık tepkiler gelirken Del Rio gülümsüyor. The Rock konuşmaya devam ediyor.
"Boss of PGW" The Rock: Alberto Del Rio'nun tarihi reign'e başladığı ilk günleri hatırlıyorum. Roman sanki PGW kendi şirketiymiş gibi herkesi tartaklıyordu. Arka alanda hiç kimse ondan memnun değildi. Bu durum önce Alberto Del Rio sonra Jey Uso'ya kaybedene kadar devam etti. Lockdown gecesindeki mağlubiyetten sonra Roman'ın geri döneceğini hiç düşünmemiştim. Ama PAYBACK 50 şovuna müdahale edip tarihi maçı yine tatsız bir şekilde kapatmamıza vesile oldu. Alberto Del Rio'ya olan takıntısı onu şirkete geri döndürmüştü. Buna adım gibi eminim. PAYBACK 39 gecesinden beri ondan nefret ediyor. Bunu görebiliyorum. Keza Survivor Series 2024 sonrası Alberto'nun karşısına çıktığında sonuçsuz biten bir maç izlediğim zaman işlerin daha da fena olacağını kestirebiliyordum. Roman, Slammy Awards gecesinde tarihi serüvenin bitmesine sebep oldu. Belki de WrestleMania'ya ve hatta gelecek seneye kadar uzanabilecek bir yolculuğu yarıda bıraktı. Bu kadarı da fazlaydı! Ama sesimi çıkarmadım. Sabrımın taştığı son nokta, iki hafta önceki Money in the Bank şovu oldu. O gece Roman, Alberto'nun ondan intikam almasına o kadar öfkelendi ki gece tamamlandıktan sonra arka alanı birbirine kattı. Şov sonrası arena yetkililerine yüklü miktarda para ödeyerek mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda destek olmak zorunda kaldım. Ailemden biri olmasına rağmen Roman benim için bir külfet. Geçen hafta yaptıkları da şu ana kadarki gidişatından farklı olmadığını bana gösterdi. Bu sebeple PURE Championship maçına istemesem de müdahale ettim. Alberto'yu asla ona yedirmeyeceğim!
Seyircilerden karışık tepkiler geliyor. The Rock çok sinirli. Alberto ise yine gülümsüyor. The Rock devam ediyor.
"Boss of PGW" The Rock: Roman, sana son kez sesleniyorum. Eğer biraz aklın varsa, son şansını PAYBACK 64 ile beraber kullanırsın. Royal Rumble dönemi senin için büyük bir fırsat. O zamana kadar sessizce kenarda otur ve cezanı çek. Eğer bunu başaramazsan Enzo Amore'un PGW Takımlar Şampiyonluğu'na çok yazık olacak. Çünkü seni PGW'den tamamen sileceğim! O kemeri de boşa çıkartmak zorunda kalacağım.
Rock mikrofonu yere fırlatıyor. Kameraya kaşlarını çatarak bakıyor, sonra da köşeye çıkıp kolunu havaya kaldırıyor. "PURE Champion" Alberto Del Rio da diğer köşeye çıkıyor. Bu gece sadece Boss'un yanında yer aldı. Konuşmalara dahil olmadı. Zaten Boss onu yeteri kadar korudu, bir şey söylemesine gerek dahi kalmadı. Alberto bu sebeple keyifli. İkili köşede tauntlarını atarken kameralar kapanıyor.
"Boss of PGW" The Rock: Roman, sana son kez sesleniyorum. Eğer biraz aklın varsa, son şansını PAYBACK 64 ile beraber kullanırsın. Royal Rumble dönemi senin için büyük bir fırsat. O zamana kadar sessizce kenarda otur ve cezanı çek. Eğer bunu başaramazsan Enzo Amore'un PGW Takımlar Şampiyonluğu'na çok yazık olacak. Çünkü seni PGW'den tamamen sileceğim! O kemeri de boşa çıkartmak zorunda kalacağım.
Rock mikrofonu yere fırlatıyor. Kameraya kaşlarını çatarak bakıyor, sonra da köşeye çıkıp kolunu havaya kaldırıyor. "PURE Champion" Alberto Del Rio da diğer köşeye çıkıyor. Bu gece sadece Boss'un yanında yer aldı. Konuşmalara dahil olmadı. Zaten Boss onu yeteri kadar korudu, bir şey söylemesine gerek dahi kalmadı. Alberto bu sebeple keyifli. İkili köşede tauntlarını atarken kameralar kapanıyor.
"Daha küçücük bir çocuktun gözlerimin önünde. Zamanın bu kadar hızlı geçtiğine inanamıyorum. Ancak bir şekilde zaman ilerledi. Kocaman bir delikanlı oldun. Sadece bu da değil. Bana her zaman gurur kaynağı oldun. Boynumu büktürmedin. Göz yaşımı döktürmedin. Hayallerinin peşinden de koşmayı hiçbir zaman ihmal etmedin. Şimdi ise yanında, her zamanki güçlü kadın olarak bulunamıyorum. Zor olduğunu biliyorum. Vedalar her zaman zor. Ben de günlerimizin devam etmesini istiyorum. Fakat bedenim artık benim devam etmeme izin vermiyor. Ancak üzülmene gerek yok. Ben her zaman buradayım. Her zaman kalbindeyim. Seni her zaman izliyor olacağım."
Hasta yatağından zayıf bir el uzanıyor. Yanında bekleyen kişinin suratına dokunuyor. O kişinin gözyaşlarını siliyor.
Hasta yatağından zayıf bir el uzanıyor. Yanında bekleyen kişinin suratına dokunuyor. O kişinin gözyaşlarını siliyor.
"Benim için artık üzülmene gerek yok. Beni hatırlayarak üzülme. Benim hatıralarımla hep neşeli zamanları hatırla. Çünkü sen bana sadece hep neşe getirdin. Son zamanlarda bazı şeylerin üstüne fazla yığıldığını biliyorum. Ancak güçlü olduğunu da biliyorum. Öfkenin ruhunu çürütmesine izin verme. Sen iyi bir insansın. Köyündeki insanlar, seni örnek alıyor. Onlara yol göstermelisin. Oğlum... Biricik oğlum... Asla pes etme... Biliyorum, hayat acı. Ancak yaşamakta ayak direyeceksin. Belki bahtiyarlık değildir artık, boynunun borcudur fakat, düşmanına inat bir gün fazla yaşa. Bir de ekmeği son lokmasına kadar yemeyi, bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman."
Kadın acı çekmesine rağmen ağız dolusu gülüyor. Son sözlerini söylediğini biliyor. Bilinmeyenin içinde kaybolup gideceğini bilmesine rağmen yine de gülüyor. Ağlayan o yüzü son kez okşadığını biliyor. Ancak hala o gözyaşlarını siliyor. Yenilerinin döküleceğini bilmesine rağmen çabalıyor. Kolay değil, anne olmak hiç kolay değil. Son nefesine kadar çabalıyor. Titreyen elleri son damlayı sildikten sonra o cılız el düşüyor. Adam bağırıyor. Acıyla bağırıyor. Doktorlar geliyor. Nöbetçi doktor hemşireye bağırıyor.
"Defibrilatör hemen!"
Kadın acı çekmesine rağmen ağız dolusu gülüyor. Son sözlerini söylediğini biliyor. Bilinmeyenin içinde kaybolup gideceğini bilmesine rağmen yine de gülüyor. Ağlayan o yüzü son kez okşadığını biliyor. Ancak hala o gözyaşlarını siliyor. Yenilerinin döküleceğini bilmesine rağmen çabalıyor. Kolay değil, anne olmak hiç kolay değil. Son nefesine kadar çabalıyor. Titreyen elleri son damlayı sildikten sonra o cılız el düşüyor. Adam bağırıyor. Acıyla bağırıyor. Doktorlar geliyor. Nöbetçi doktor hemşireye bağırıyor.
"Defibrilatör hemen!"
Görevliler Jordan'ı dışarıya çıkartıyor. Jordan kapıdan izliyor. Doktor içeride joule yeterli değil diye hemşireye bağırıyor. Hemşire yükseltiyor ancak yeterli değil. Doktor bir kere daha bağırıyor. Hemşire tekrar yükseltiyor ve doktor tekrardan deniyor. Sonra tekrar. Sonra tekrar. Sonra tekrar. Deniyor, deniyor ve deniyor ancak ne çare. Doktor titizlikle örtüyü kadının suratına örtüyor. Jordan ile göz göze geliyorlar. Doktor ona yaklaşıyor. Jordan'a bir şey dediğini görüyoruz ama bir ses yok. Tamamen sessizlik. Öyle bir an ki, tüm dünyanın sesi kesiliyor. Hastane personeli kadının yatağını dışarıya çıkarıyor. Örtünün altındaki ceset, Jordan'ın önünden geçiyor. Jordan inanmak istemiyor, sarkan eli görüyor ve inanmak istemiyor. O eli tutmak için bir hamle yapıyor. Dokunduğunda o buz hissini alıyor.
Jordan eli hemen bırakıyor. Soğukluk karşısında kendi bedeni de buz kesiyor. Dengesini kaybediyor. Birilerinin koşarak onu tutuyor. Ancak Jordan onları kendinden uzaklaştırıyor. Kendisi de nereye gittiğini bilmiyor. Hastanenin içinde ilerliyor. Boş bir kabuğun, rüzgarda savrulduğu gibi savruluyor. Kendini bir şekilde hastaneden dışarı atıyor. Dışarıda onu bekleyen Noah ve Carlito koşarak yanına gidiyor. Bir şey demelerine gerek kalmıyor. Jordan'ın yüzünden anlaşılıyor her şey. Onu yanda bir banka oturtuyorlar. Noah koşarak su almak için gidiyor. Carlito yanında duruyor. O sırada yanlarına küçük bir çocuk geliyor. Küçük bir kız çocuğu, yaşı ondan fazla değil. Okul forması üzerinde, kafası hafif eğik bir şekilde Jordan'a yaklaşıyor. Ona bir zarf uzatıyor.
Jordan eli hemen bırakıyor. Soğukluk karşısında kendi bedeni de buz kesiyor. Dengesini kaybediyor. Birilerinin koşarak onu tutuyor. Ancak Jordan onları kendinden uzaklaştırıyor. Kendisi de nereye gittiğini bilmiyor. Hastanenin içinde ilerliyor. Boş bir kabuğun, rüzgarda savrulduğu gibi savruluyor. Kendini bir şekilde hastaneden dışarı atıyor. Dışarıda onu bekleyen Noah ve Carlito koşarak yanına gidiyor. Bir şey demelerine gerek kalmıyor. Jordan'ın yüzünden anlaşılıyor her şey. Onu yanda bir banka oturtuyorlar. Noah koşarak su almak için gidiyor. Carlito yanında duruyor. O sırada yanlarına küçük bir çocuk geliyor. Küçük bir kız çocuğu, yaşı ondan fazla değil. Okul forması üzerinde, kafası hafif eğik bir şekilde Jordan'a yaklaşıyor. Ona bir zarf uzatıyor.
"Karanlık kitap, senin de son hikayeni yazdı. Hikayen, doğduğun yerde bitiyor."
Zarftan çıkan yazıda bunu görüyor Jordan. Sanki bir el onu gerçeklikten çekip çıkarıyor. Dünya başına yıkılıyor. Çocuğun suratında şeytani bir gülümseme var. Carlito onu tutup itiyor. Noah o sırada koşup kızı hemen kaldırıyor. Ancak kız bir anda bayılıyor. Görüntüler sonlanıyor.
Kilisenin çanları çalıyor. İrlanda'nın Bray kasabasında, kasabanın sakinleri kilisenin çanları eşliğinde, mezarlığa doğru ilerliyor. Ellerinde kara kaplı kitap var. İbranice bir şeyler okuyorlar kitaptan ama sadece karışık fısıltılar olarak anlaşılıyor. Mezarlıkta iki mezarın etrafında dolaşıyorlar.
???: Her şey hazır mı?
Zarftan çıkan yazıda bunu görüyor Jordan. Sanki bir el onu gerçeklikten çekip çıkarıyor. Dünya başına yıkılıyor. Çocuğun suratında şeytani bir gülümseme var. Carlito onu tutup itiyor. Noah o sırada koşup kızı hemen kaldırıyor. Ancak kız bir anda bayılıyor. Görüntüler sonlanıyor.
Kilisenin çanları çalıyor. İrlanda'nın Bray kasabasında, kasabanın sakinleri kilisenin çanları eşliğinde, mezarlığa doğru ilerliyor. Ellerinde kara kaplı kitap var. İbranice bir şeyler okuyorlar kitaptan ama sadece karışık fısıltılar olarak anlaşılıyor. Mezarlıkta iki mezarın etrafında dolaşıyorlar.
???: Her şey hazır mı?
Dark JM: Evet büyük liderimiz. Mesaj adresine ulaştı. Buraya geliyor. Sonuna geliyor.
Kalabalığın arasından kapüşonu kapalı ve diğerlerinden daha iri birisini görüyoruz. Dark JM'nin konuştuğu kişi o. Rahip kıyafeti ile duruyor. Mezara doğru yaklaşıyor. Elinde kara kitap var. Son sayfasına bakıyor.
Dark STG: Hikayenin sonlanma vakti geldi.
Dark STG ve kontrolü altındaki karanlık ordu mezarın başında. Müritleri kitaptan fısıltılar şeklinde anlamadığımız şeyleri okurken, görüntüler sonlanıyor.
WHEN THE LIGHTS GO DOWN! PGW'nün yükselen isimlerinden birisi, Matt Cardona ringe doğru ilerliyor. Menajeri Dario Cueto ise onun yanında yavaş bir şekilde yürüyor. İkili ciddi bir şekilde ringin önüne geldikten sonra, Dario yavaşça Matt'in omzuna dokunuyor ve Cardona ringe girip tauntunu atıyor. Kendi müziği sonlanıyor ve rakibinin müziği çalıyor.
FINAL COUNTDOWN! PGW Champion, Bryan Danielson girişte gözüküyor. American Dragon ringe doğru ilerlerken, seyircilerden büyük bir destek var. William Regal ise Danielson'un arkasından ilerliyor. Danielson hızlı adımları ile ringe giriyor ve köşeye çıkıp kemerini kaldırıyor. Bu sırada ringin dışındaki Cueto ve Regal el sıkışıyorlar. Danielson girişini yaptıktan sonra kemerini teslim ediyor ve maç başlıyor.
Non Title Match
"PGW Champion" Bryan Danielson vs. Matt Cardona
Ospreay heyecanlı bir şekilde girişte gözüküyor. Danielson ve Cardona maçı bırakıp ona bakıyor. Ospreay'in gelişine seyirciler de seviniyor. Seyircilerin bazıları ile tokalaşıyor hatta ringe doğru yürürken. Cardona bileğini göstererek zaman geçiyor işareti yapıyor. Ospreay keyifli bir şekilde spiker masasındaki yerine geçiyor.
John Bradshaw Layfield: Bunun bir haftalık bir şey olacağını sanıyordum.
Kalabalığın arasından kapüşonu kapalı ve diğerlerinden daha iri birisini görüyoruz. Dark JM'nin konuştuğu kişi o. Rahip kıyafeti ile duruyor. Mezara doğru yaklaşıyor. Elinde kara kitap var. Son sayfasına bakıyor.
Dark STG: Hikayenin sonlanma vakti geldi.
Dark STG ve kontrolü altındaki karanlık ordu mezarın başında. Müritleri kitaptan fısıltılar şeklinde anlamadığımız şeyleri okurken, görüntüler sonlanıyor.
WHEN THE LIGHTS GO DOWN! PGW'nün yükselen isimlerinden birisi, Matt Cardona ringe doğru ilerliyor. Menajeri Dario Cueto ise onun yanında yavaş bir şekilde yürüyor. İkili ciddi bir şekilde ringin önüne geldikten sonra, Dario yavaşça Matt'in omzuna dokunuyor ve Cardona ringe girip tauntunu atıyor. Kendi müziği sonlanıyor ve rakibinin müziği çalıyor.
FINAL COUNTDOWN! PGW Champion, Bryan Danielson girişte gözüküyor. American Dragon ringe doğru ilerlerken, seyircilerden büyük bir destek var. William Regal ise Danielson'un arkasından ilerliyor. Danielson hızlı adımları ile ringe giriyor ve köşeye çıkıp kemerini kaldırıyor. Bu sırada ringin dışındaki Cueto ve Regal el sıkışıyorlar. Danielson girişini yaptıktan sonra kemerini teslim ediyor ve maç başlıyor.
Non Title Match
"PGW Champion" Bryan Danielson vs. Matt Cardona
Ospreay heyecanlı bir şekilde girişte gözüküyor. Danielson ve Cardona maçı bırakıp ona bakıyor. Ospreay'in gelişine seyirciler de seviniyor. Seyircilerin bazıları ile tokalaşıyor hatta ringe doğru yürürken. Cardona bileğini göstererek zaman geçiyor işareti yapıyor. Ospreay keyifli bir şekilde spiker masasındaki yerine geçiyor.
John Bradshaw Layfield: Bunun bir haftalık bir şey olacağını sanıyordum.
Will Ospreay: Hadi ama JBL, yatan şampiyonumuzun uyandığı günü kaçıracağımı mı sanıyordun?
Michael Cole: Senin cidden Danielson için heyecanlı olacağını düşünmezdim.
Will Ospreay: Adam yatalak sanıyordum Cole, yatalak bir adamın güreşmesini herkes görmek ister.
İkili Collar And Elbow Tie Up! Bryan arkasına geçiyor kolundan çeviriyor ve headlocka alıyor. Matt hızla iplere dayanıyor ve üstünden fırlatıyor. Bryan gelişine bir Shoulder Blocku geçiriyor. Matt hızla kalkıyor ve göğsünü silkeliyor. İkili tekrardan Collar and Elbow Tie Up'a girişiyor. Fakat Matt aniden bir Gut Kick atıyor. Matt kolundan çeviriyor fakat Bryan bunu tam tersine çeviriyor bir takla atıyor ardından tekrar çeviriyor ve bir Dropkicki geçiriyor. Matt iplere dayanıyor. Bryan koşarak bir Clotheslinela dışarı postalıyor. Ardından hazırlanıyor ve iplerden sekip Suicide Dive atıyor! Fakat Matt bunu havada yakalıyor! Ardından Bryan'ı tutarak aprona doğru itiyor! Sonrasında da bariyerlere fırlatıyor.
Matt üst üste stomplar vuruyor. Ardından hızla ringe atıyor. Peşinden giriyor. Hemen Tuş deniyor 1.... Kickout! Hızla Bryan'ı chinlocka alıyor. Bryan kurtulmaya çalışıyor. Bir süre sonra kalkıyor ve Matt'in karnına karnına yumruklar vuruyor. Sonrasında Matt'i kolundan tutup köşeye yolluyor. Ardından üstüne koşuyor fakat Matt seri bir big bootu Bryan'ın suratına geçiriyor. Ardından Second Rope'a çıkıyor ve Double Axe Handle ile atlıyor. Hemen tuşa gidiyor. 1... Kickout! Bryan direkt atıyor. Matt, Bryan'ı yerden kaldırıyor ve kolundan tutarak köşeye fırlatıyor. Peşinden kendisi de koşuyor fakat Bryan aniden ters takla atarak Matt'in arkasına geçiyor! Matt kafasını köşeye vuruyor. Bryan iplerden sekiyor. Matt bir yumruk sallıyor fakat Bryan bundan eğiliyor tekrar iplerden sekip Flying Clothesline! Sonrasında kip upla kalkıyor. Kameralar bir süreliğine spiker masasını gösteriyor.
Michael Cole: Senin cidden Danielson için heyecanlı olacağını düşünmezdim.
Will Ospreay: Adam yatalak sanıyordum Cole, yatalak bir adamın güreşmesini herkes görmek ister.
İkili Collar And Elbow Tie Up! Bryan arkasına geçiyor kolundan çeviriyor ve headlocka alıyor. Matt hızla iplere dayanıyor ve üstünden fırlatıyor. Bryan gelişine bir Shoulder Blocku geçiriyor. Matt hızla kalkıyor ve göğsünü silkeliyor. İkili tekrardan Collar and Elbow Tie Up'a girişiyor. Fakat Matt aniden bir Gut Kick atıyor. Matt kolundan çeviriyor fakat Bryan bunu tam tersine çeviriyor bir takla atıyor ardından tekrar çeviriyor ve bir Dropkicki geçiriyor. Matt iplere dayanıyor. Bryan koşarak bir Clotheslinela dışarı postalıyor. Ardından hazırlanıyor ve iplerden sekip Suicide Dive atıyor! Fakat Matt bunu havada yakalıyor! Ardından Bryan'ı tutarak aprona doğru itiyor! Sonrasında da bariyerlere fırlatıyor.
Matt üst üste stomplar vuruyor. Ardından hızla ringe atıyor. Peşinden giriyor. Hemen Tuş deniyor 1.... Kickout! Hızla Bryan'ı chinlocka alıyor. Bryan kurtulmaya çalışıyor. Bir süre sonra kalkıyor ve Matt'in karnına karnına yumruklar vuruyor. Sonrasında Matt'i kolundan tutup köşeye yolluyor. Ardından üstüne koşuyor fakat Matt seri bir big bootu Bryan'ın suratına geçiriyor. Ardından Second Rope'a çıkıyor ve Double Axe Handle ile atlıyor. Hemen tuşa gidiyor. 1... Kickout! Bryan direkt atıyor. Matt, Bryan'ı yerden kaldırıyor ve kolundan tutarak köşeye fırlatıyor. Peşinden kendisi de koşuyor fakat Bryan aniden ters takla atarak Matt'in arkasına geçiyor! Matt kafasını köşeye vuruyor. Bryan iplerden sekiyor. Matt bir yumruk sallıyor fakat Bryan bundan eğiliyor tekrar iplerden sekip Flying Clothesline! Sonrasında kip upla kalkıyor. Kameralar bir süreliğine spiker masasını gösteriyor.
John Bradshaw Layfield: Gördün mü, adam yatalak değilmiş, Canavar gibi güreşiyor.
Will Ospreay: Seni böyle kafalamış olabilir ama benim için hala soru işaretleri var.
Will Ospreay: Seni böyle kafalamış olabilir ama benim için hala soru işaretleri var.
Michael Cole: Ne gibi soru işaretleri var?
Will Ospreay: Mesela merak ettiğim şeylerden birisi, bu maç neden Non Title? Danielson bu kadar erkekse, benim gibi ringe çıktığında, kemerini savunmak için çıksın.
Kameralar tekrar ringe döndüğünde Matt dizlerinin üstüne kalkıyor. Bryan, Matt'in göğsüne göğsüne Shoot Kickler! Seyirci de Yes! Chantleriyle Bryan'a eşlik ediyor. Ardından Bryan, Matt'in kafasına Buzzsaw Kick sallayacak fakat Matt aniden bacağından kavrıyor ve Bryan'ı Flapjackle yatırıyor! Tuşa gidiyor! 1... 2... Kickout! Matt, Bryan'ın kafasından tutuyor ve kaldırıyor. Hızla köşeye doğru fırlatıyor fakat Bryan bunu tersine çeviriyor. Matt köşeye tosluyor. Bryan karşı köşeye koşuyor ve hızla Corner Dropkick için koşuyor fakat Matt aniden bir Clothesline'ı çakıyor. Sonrasında Bryan'ı tutarak fırlatıyor. Bryan kafasını orta turnbuckle'a çarpıyor! Cardona, Bryan'ın kafasını köşeye koyuyor ve karşı köşeye geçip hazırlanıyor. Broski Boot! Tuş 1... 2...
Kickout! Matt tekrardan koyuyor. Karşı köşeye geçiyor ve üstüne doğru koşuyor! Bir Broski Boot daha! Ardından çekiyor ve Diving Elbow Drop için hazırlanıyor! Diving Elbow Drop! Hayır! Bryan bundan kaçıyor! Matt kolunu tutarak kalkıyor. Bryan hızla Lebell Lock'a almaya çalışıyor fakat Matt yanındaki iplere tutunarak bundan kurtulmayı başarıyor. Bryan bırakır bırakmaz boşluktan yararlanan Matt hemen arkasından ani bir Big Boot'u koyuyor! Sonrasında geri geri çekiliyor ve RADIO SILENCE!
Hayır Danielson bundan eğiliyor ve arkasına geçiyor! DANIELSON'DAN REGALPLEX! DANIELSON MENTORUNA SAYGI ÇAKARAK TUŞA GİDİYOR. 1... 2...
John Bradshaw Layfield: Neden kimse kendi finisherini vurmuyor ki?
Will Ospreay: Mesela merak ettiğim şeylerden birisi, bu maç neden Non Title? Danielson bu kadar erkekse, benim gibi ringe çıktığında, kemerini savunmak için çıksın.
Kameralar tekrar ringe döndüğünde Matt dizlerinin üstüne kalkıyor. Bryan, Matt'in göğsüne göğsüne Shoot Kickler! Seyirci de Yes! Chantleriyle Bryan'a eşlik ediyor. Ardından Bryan, Matt'in kafasına Buzzsaw Kick sallayacak fakat Matt aniden bacağından kavrıyor ve Bryan'ı Flapjackle yatırıyor! Tuşa gidiyor! 1... 2... Kickout! Matt, Bryan'ın kafasından tutuyor ve kaldırıyor. Hızla köşeye doğru fırlatıyor fakat Bryan bunu tersine çeviriyor. Matt köşeye tosluyor. Bryan karşı köşeye koşuyor ve hızla Corner Dropkick için koşuyor fakat Matt aniden bir Clothesline'ı çakıyor. Sonrasında Bryan'ı tutarak fırlatıyor. Bryan kafasını orta turnbuckle'a çarpıyor! Cardona, Bryan'ın kafasını köşeye koyuyor ve karşı köşeye geçip hazırlanıyor. Broski Boot! Tuş 1... 2...
Kickout! Matt tekrardan koyuyor. Karşı köşeye geçiyor ve üstüne doğru koşuyor! Bir Broski Boot daha! Ardından çekiyor ve Diving Elbow Drop için hazırlanıyor! Diving Elbow Drop! Hayır! Bryan bundan kaçıyor! Matt kolunu tutarak kalkıyor. Bryan hızla Lebell Lock'a almaya çalışıyor fakat Matt yanındaki iplere tutunarak bundan kurtulmayı başarıyor. Bryan bırakır bırakmaz boşluktan yararlanan Matt hemen arkasından ani bir Big Boot'u koyuyor! Sonrasında geri geri çekiliyor ve RADIO SILENCE!
Hayır Danielson bundan eğiliyor ve arkasına geçiyor! DANIELSON'DAN REGALPLEX! DANIELSON MENTORUNA SAYGI ÇAKARAK TUŞA GİDİYOR. 1... 2...
John Bradshaw Layfield: Neden kimse kendi finisherini vurmuyor ki?
Michael Cole: Evet bunu ben de son zamanlarda fark ettim. Ayrıca sadece biz değil, sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla bütün PGW seyircileri fark etmiş.
Will Ospreay: Kendi finisherini korumak diye bir şey duydunuz mu hiç?
MATT CARDONA ATIYOR ANCAK BUNUN PEK BİR ÖNEMİ YOK. DANIELSON KÖŞEYE GEÇİP TAUNTUNU YAPIYOR. CADRONA KALKAR KALKMAZ BUSAIKU KNEE!!! DANIELSON TUŞA GİDİYOR. 1... 2...
Will Ospreay: Kendi finisherini korumak diye bir şey duydunuz mu hiç?
MATT CARDONA ATIYOR ANCAK BUNUN PEK BİR ÖNEMİ YOK. DANIELSON KÖŞEYE GEÇİP TAUNTUNU YAPIYOR. CADRONA KALKAR KALKMAZ BUSAIKU KNEE!!! DANIELSON TUŞA GİDİYOR. 1... 2...
3!
Kazanan: Bryan Danielson
Maç sonu Danielson kemerini eline alıp sonrasında yerde yatan Cardona'nın yanına gidiyor. Cardona'ya elini uzatıp, onu yerden kaldırıyor ve onunla birlikte kolunu kaldırıyor. Cardona'ya geleceğin parlak işaretini veriyor. Ringin dışındaki William Regal ve Dario Cueto da bunu alkışlıyor.
Will Ospreay: Kemerini ortaya koymaya korkan adamdan büyük gösteriş.
Cardona ve Danielson tekrar el sıkışıyorlar ve saygıyla başlarını eğiyorlar. Cardona sonrasında yuvarlanarak ringin dışına çıkıyor. Danielson ise kemerini alarak köşeye çıkıyor. Kemeri köşede kaldırırken, Will Ospreay ile göz göze geliyorlar. Ospreay umursamaz bir şekilde Danielson'a bakarken, Danielson da tüm dikkatini ona veriyor. İkisi bakışırken görüntüler sonlanıyor.
Kazanan: Bryan Danielson
Maç sonu Danielson kemerini eline alıp sonrasında yerde yatan Cardona'nın yanına gidiyor. Cardona'ya elini uzatıp, onu yerden kaldırıyor ve onunla birlikte kolunu kaldırıyor. Cardona'ya geleceğin parlak işaretini veriyor. Ringin dışındaki William Regal ve Dario Cueto da bunu alkışlıyor.
Will Ospreay: Kemerini ortaya koymaya korkan adamdan büyük gösteriş.
Cardona ve Danielson tekrar el sıkışıyorlar ve saygıyla başlarını eğiyorlar. Cardona sonrasında yuvarlanarak ringin dışına çıkıyor. Danielson ise kemerini alarak köşeye çıkıyor. Kemeri köşede kaldırırken, Will Ospreay ile göz göze geliyorlar. Ospreay umursamaz bir şekilde Danielson'a bakarken, Danielson da tüm dikkatini ona veriyor. İkisi bakışırken görüntüler sonlanıyor.
Kameraların açıldığı yer ringimiz değil, karşımızda PAYBACK şovunun gerçekleştirildiği arenanın otoparkı. Otoparkta park halinde olan birkaç farklı araba görüntüleniyor, akabinde bir arabanın geldiğini ve valeye bırakılmak üzere durduğunu görüyoruz. Kapı açılıyor ve kapatılıyor, arabanın jantı seviyesinde görüyoruz bunu. Kapı kapandıktan sonra kameranın adım adım yukarıya çıktığını görüyoruz, bir süre sonra arabadan inen ve anahtarı valeye teslim eden kişinin kim olduğunu öğreniyoruz.
Bu isim Velveteen Dream!
Velveteen'in arabası park edilmek üzere götürülürken, kendisi de arka alana doğru gidişini sürdürüyor. İlerlemesi sırasında sağına soluna bakındığını görüyoruz. Dalgın değil, hali-keyfi yerinde. Araya bir müddet giriyor ve Velveteen bir odanın önünde duruyor. Velveteen kapıyı açıyor ve ardından kapatıyor, kendisi kapıyı; kameramanın yüzüne kapattıktan sonra kapının üzerinde yazan yazıyı görebiliyoruz. DREAM FAMILY yazıyor üzerinde. Görüntüler odanın içerisine geçiyor, oradan devam ediyor. Velveteen odaya girdikten sonra aile fertlerinden birilerini görmeyi hayal ediyordu ama odanın içerisinde hiç kimse yok.
Tekrardan kapıyı açıyor ve kapıdan kafasını çıkartarak koridorun sağ tarafına ve sol tarafına bakıyor. Ailesinden hiç kimseyi göremiyor, bu onu bir hayli huzursuz etmiş olmalı ki isimlerini teker teker bağırmaya başlıyor. Arka alan koşuşturmacası içerisindeki çalışanlar onun tekrardan delirdiğine inanıyorlar ve umursamadan işlerine devam ediyorlar. Ailesinden haber alamayan Velveteen'in telaşı, içerisinde iyice büyüyor ve hızlı bir şekilde odayı terk ediyor. Koridorda hızlı bir şekilde ilerlemeye ve gördüğü her odanın kapısını açarak içeriye göz attığını görüyoruz. Her geçene onları soruyor, negatif bir şekilde yanıt alıyor.
Velveteen'in arabası park edilmek üzere götürülürken, kendisi de arka alana doğru gidişini sürdürüyor. İlerlemesi sırasında sağına soluna bakındığını görüyoruz. Dalgın değil, hali-keyfi yerinde. Araya bir müddet giriyor ve Velveteen bir odanın önünde duruyor. Velveteen kapıyı açıyor ve ardından kapatıyor, kendisi kapıyı; kameramanın yüzüne kapattıktan sonra kapının üzerinde yazan yazıyı görebiliyoruz. DREAM FAMILY yazıyor üzerinde. Görüntüler odanın içerisine geçiyor, oradan devam ediyor. Velveteen odaya girdikten sonra aile fertlerinden birilerini görmeyi hayal ediyordu ama odanın içerisinde hiç kimse yok.
Tekrardan kapıyı açıyor ve kapıdan kafasını çıkartarak koridorun sağ tarafına ve sol tarafına bakıyor. Ailesinden hiç kimseyi göremiyor, bu onu bir hayli huzursuz etmiş olmalı ki isimlerini teker teker bağırmaya başlıyor. Arka alan koşuşturmacası içerisindeki çalışanlar onun tekrardan delirdiğine inanıyorlar ve umursamadan işlerine devam ediyorlar. Ailesinden haber alamayan Velveteen'in telaşı, içerisinde iyice büyüyor ve hızlı bir şekilde odayı terk ediyor. Koridorda hızlı bir şekilde ilerlemeye ve gördüğü her odanın kapısını açarak içeriye göz attığını görüyoruz. Her geçene onları soruyor, negatif bir şekilde yanıt alıyor.
Kendisi endişeli bir şekilde devam ederken, bir şey dikkatini çekiyor ve durmasına ve hatta duraksamasına yol açıyor. Nutku tutuluyor da diyebiliriz buna.
Şov yayının arka alandaki kişiler tarafından izlenebilmesi için yer alan bir televizyonu fark ediyor. Bu televizyonda, şov yayını yerine farklı ve Velveteen'e tanıdık gelen bir görüntünün geldiğini görüyor. Burası Güney, görüntüler Güney'den aktarılmakta. Önce, Bray Wyatt'a ait olduğunu bildiğimiz o eski evi dışarıdan görüyoruz. Bir süre sonra o görüntüler ev içerisinden devam ediyor, evin içerisi boş. Evin arka bahçesinden devam ediliyor, oksitlenmiş zincire bağlı o harabe salıncaklar... Gıcırdama sesleri ile sallanıyor bir tanesi...
Şov yayının arka alandaki kişiler tarafından izlenebilmesi için yer alan bir televizyonu fark ediyor. Bu televizyonda, şov yayını yerine farklı ve Velveteen'e tanıdık gelen bir görüntünün geldiğini görüyor. Burası Güney, görüntüler Güney'den aktarılmakta. Önce, Bray Wyatt'a ait olduğunu bildiğimiz o eski evi dışarıdan görüyoruz. Bir süre sonra o görüntüler ev içerisinden devam ediyor, evin içerisi boş. Evin arka bahçesinden devam ediliyor, oksitlenmiş zincire bağlı o harabe salıncaklar... Gıcırdama sesleri ile sallanıyor bir tanesi...
Üzerinde bağlanmış bir şekilde oturmakta ve sallanmakta olan bir isim var, bu Braun Strowman! Bray, Erick Rowan ile birlik olarak onu Güney'e kaçırmış ve ellerini-kollarını bağlayarak salıncağın üzerine oturtmuş bir şekilde sallıyor onu! Bir Erick, bir Bray ittiriyor. Bunların yapıldığı sırada Erick ciddiyetini korurken, Bray her hamlesinin ardından kahkahalara boğuluyor. Bu durum bir süre kendisini tekrarlamasının ardından, kamera tam olarak Bray'ın karşısına geçiyor. O da konuşmaya başlıyor.
Bray Wyatt: Bazı yollar vardır, ışığa uzanıyormuş gibi görünür ama seni sadece karanlığa sürüklerler. Bazı dostluklar vardır... Güvene dayanır gibi görünür ama içi çürüktür, toksiktir, hani şu meşhur çürük meyve misali... Sen de o meyveyi yedin, öyle değil mi Vel'? Şimdi ise o tadı dilinin ucunda hissediyor gibisin, o kekremsi, o lanetli tadı... Beni sırtımdan bıçakladın, bedenimde yara izi bıraktın. Kendi yolunu çizdiğine inanıyor musun? Güneye bakan her bir pusula, eninde sonunda tek bir yeri gösterir. İşaret ettiği yer ise benim diyarımdır. Senin kaçtığını sandığın karanlık, benim ellerimde şekillenir Velveteen. O karanlık benim nefesimle ürperir, benim gücümle büyür...
Bunları söyledikten sonra duraksadığını görüyoruz, Erick; Braun'u sallamaya devam ederken, Bray devam ediyor.
Bray Wyatt: Seni çağırıyorum evlat, güneye in. O cennet olarak bildiğin yer var ya, işte tam olarak orada seni beklemekteyim. Karanlık seni istiyor, ben ise seni. Bir kez daha dizlerinin üstüne çöktüğünde ve günah çıkartmaya çalıştığında... Öğreneceksin ki, affın artık bu topraklarda tükenmiştir... (Kahkaha attıktan sonra devam ediyor) Bir aileyi ancak ailenin reisi bir araya getirebilir. Kopan bağları ve çökmüş olan dinamikleri ancak bir reis tekrardan inşa edebilir. Gel ve kaderinle yüzleş… Gel ve yıllarca akıllardan çıkmayacak bir akşam yemeği yiyelim. Belki de son akşam yemeği... So... RUN!
Güney'den aktarılan görüntüler son buluyor, ekran karşısında ağzı açık bir şekilde bu görüntüleri izleyen Velveteen'e dönüyoruz. Onun ağzından sadece bir kelime çıkıyor.
Velveteen Dream: Ailem...
Bunun ardından kendisinin koşarak otoparka doğru gittiğini görüyoruz. Bu görüntülerin ardından kameralar kapanıyor ve kameralar ringe dönüyor.
Çalan şarkı Kofi Kingston'a ait! Şarkının bir müddet ilerlemesinin ardından arka alandan gelen isim, Kofi Kingston oluyor! Altında siyah eşofman olan ve kaşları çatık olan Kofi'nin yanında, Xavier Woods da yer alıyor. İkisi Stage'de bir süre duruyorlar, sonrasında birlikte ringe doğru ilerlemeye başlıyorlar. Önce maçın, sonra da Kofi'nin anonsu gerçekleştirilirken bu ikili ringe varıyor. Çelik basamakları kullanarak sırasıyla Apron'a çıkıyorlar. Xavier iplerin arasından ringe girerken, Kofi köşeye hareketleniyor ve bir ayağı Second-rope'de, diğer ayağı da Top-rope'de olacak şekilde köşeye çıkıyor. Kendisini yuhalayan kitleye sinirli bir şekilde baktıktan sonra ringin içine atlıyor. Akabinde Kofi kendisine gösterilen köşeye, Xavier ile birlikte geçiyor ve rakibini beklemeye başlıyor.
Jack Perry, arka alandan gelen isim Jack Perry! Kemeri belinde bağlı, üzerinde bir ceket var. Arkasını dönüyor ve CRY ME A RIVER yazısını herkesin gözüne sokuyor. Tekrardan ringe doğru dönüyor ve kendisine ait anons eşliğinde ringin yolunu tutuyor. Kemerini havaya kaldırarak ringe doğru ilerliyor, Kofi'ye duyduğu öfkeyi sahte sırıtması ile saklıyor. Belli bir süre araya giriyor, Jack ringe varıyor. Çelik basamakları kullanarak Apron'a çıktığını, bulunduğu noktada fazla vakit kaybetmeden iplerin arasından ringe giriyor. Hakeme, Kofi'yi gösteriyor ve Second-rope'ye çıkıyor. Kemerini havaya kaldırıyor ve kendisine gösterilen reaksiyonları inceliyor. Son olarak o noktadan iniyor ve köşesine geçiyor. Hakem Kofi'ye doğru giderken, Jack üstündekini çıkartıyor.
Bray Wyatt: Bazı yollar vardır, ışığa uzanıyormuş gibi görünür ama seni sadece karanlığa sürüklerler. Bazı dostluklar vardır... Güvene dayanır gibi görünür ama içi çürüktür, toksiktir, hani şu meşhur çürük meyve misali... Sen de o meyveyi yedin, öyle değil mi Vel'? Şimdi ise o tadı dilinin ucunda hissediyor gibisin, o kekremsi, o lanetli tadı... Beni sırtımdan bıçakladın, bedenimde yara izi bıraktın. Kendi yolunu çizdiğine inanıyor musun? Güneye bakan her bir pusula, eninde sonunda tek bir yeri gösterir. İşaret ettiği yer ise benim diyarımdır. Senin kaçtığını sandığın karanlık, benim ellerimde şekillenir Velveteen. O karanlık benim nefesimle ürperir, benim gücümle büyür...
Bunları söyledikten sonra duraksadığını görüyoruz, Erick; Braun'u sallamaya devam ederken, Bray devam ediyor.
Bray Wyatt: Seni çağırıyorum evlat, güneye in. O cennet olarak bildiğin yer var ya, işte tam olarak orada seni beklemekteyim. Karanlık seni istiyor, ben ise seni. Bir kez daha dizlerinin üstüne çöktüğünde ve günah çıkartmaya çalıştığında... Öğreneceksin ki, affın artık bu topraklarda tükenmiştir... (Kahkaha attıktan sonra devam ediyor) Bir aileyi ancak ailenin reisi bir araya getirebilir. Kopan bağları ve çökmüş olan dinamikleri ancak bir reis tekrardan inşa edebilir. Gel ve kaderinle yüzleş… Gel ve yıllarca akıllardan çıkmayacak bir akşam yemeği yiyelim. Belki de son akşam yemeği... So... RUN!
Güney'den aktarılan görüntüler son buluyor, ekran karşısında ağzı açık bir şekilde bu görüntüleri izleyen Velveteen'e dönüyoruz. Onun ağzından sadece bir kelime çıkıyor.
Velveteen Dream: Ailem...
Bunun ardından kendisinin koşarak otoparka doğru gittiğini görüyoruz. Bu görüntülerin ardından kameralar kapanıyor ve kameralar ringe dönüyor.
Çalan şarkı Kofi Kingston'a ait! Şarkının bir müddet ilerlemesinin ardından arka alandan gelen isim, Kofi Kingston oluyor! Altında siyah eşofman olan ve kaşları çatık olan Kofi'nin yanında, Xavier Woods da yer alıyor. İkisi Stage'de bir süre duruyorlar, sonrasında birlikte ringe doğru ilerlemeye başlıyorlar. Önce maçın, sonra da Kofi'nin anonsu gerçekleştirilirken bu ikili ringe varıyor. Çelik basamakları kullanarak sırasıyla Apron'a çıkıyorlar. Xavier iplerin arasından ringe girerken, Kofi köşeye hareketleniyor ve bir ayağı Second-rope'de, diğer ayağı da Top-rope'de olacak şekilde köşeye çıkıyor. Kendisini yuhalayan kitleye sinirli bir şekilde baktıktan sonra ringin içine atlıyor. Akabinde Kofi kendisine gösterilen köşeye, Xavier ile birlikte geçiyor ve rakibini beklemeye başlıyor.
Jack Perry, arka alandan gelen isim Jack Perry! Kemeri belinde bağlı, üzerinde bir ceket var. Arkasını dönüyor ve CRY ME A RIVER yazısını herkesin gözüne sokuyor. Tekrardan ringe doğru dönüyor ve kendisine ait anons eşliğinde ringin yolunu tutuyor. Kemerini havaya kaldırarak ringe doğru ilerliyor, Kofi'ye duyduğu öfkeyi sahte sırıtması ile saklıyor. Belli bir süre araya giriyor, Jack ringe varıyor. Çelik basamakları kullanarak Apron'a çıktığını, bulunduğu noktada fazla vakit kaybetmeden iplerin arasından ringe giriyor. Hakeme, Kofi'yi gösteriyor ve Second-rope'ye çıkıyor. Kemerini havaya kaldırıyor ve kendisine gösterilen reaksiyonları inceliyor. Son olarak o noktadan iniyor ve köşesine geçiyor. Hakem Kofi'ye doğru giderken, Jack üstündekini çıkartıyor.
Hakem, Kofi'deki kontrollerini kısa süre içerisinde tamamlıyor ve Xavier'in ringi terk etmesini izliyor. Xavier ringden çıkarken, hakem Jack'e gidiyor. Onu da kontrol ettikten sonra kemerini devralıyor ve ring dışarısındaki görevlilerden bir tanesine veriyor. Takibinde hakemin ringin ortasına geçmesini izliyoruz. Ayrı köşelerdeki güreşçileri son bir kez daha bakışlarıyla kontrol etmesinin devamında, elini havaya kaldırıyor ve işareti veriyor. Maçın başlangıcını ifade eden bu işaret ile birlikte bir zil sesi de işitiyoruz. Maç başlıyor!
Non Title Match
Jack Perry (c) vs. Kofi Kingston
İkili birbirlerine yaklaşır yaklaşmaz Perry'den seri bir Gut Kick geliyor. Ardından hızla irish whipe yolluyor fakat Kofi ipleri tutmayı başarıyor. Perry üstüne doğru koşuyor. Kofi back body drop şeklinde kaldırıp aprona yolluyor. Perry'den aniden hotshot geliyor. Sonrasında Perry hemencecik Top Rope'a fırlıyor. Double Axe Handle ile atlıyor fakat Kofi gelişine bir Dropkicki geçiriyor! Perry'nin tam karnına geliyor bu dropkick. Perry karnını tutarak ayağa kalkıp köşeye doğru geçiyor. Kofi hızla köşeye koşuyor fakat Perry seri bir big bootu çakıyor. Sonrasında koşarak bir tane daha vuruyor. Ardından Tuş denemesi 1.........2..... KICKOUT! Perry sinirle Kofi'yi yerde yumrukluyor. Sonrasında yerde yüzüne doğru bastırıyor. Hakem ayırıyor. Fakat kalkmaya çalışan Kofi'nin kafasına sağlam bir tekme geçirip ardından Kofi'yi chinlocka alıyor.
Michael Cole: Maç hakkındaki ilk yorumlarını alalım Will.
Non Title Match
Jack Perry (c) vs. Kofi Kingston
İkili birbirlerine yaklaşır yaklaşmaz Perry'den seri bir Gut Kick geliyor. Ardından hızla irish whipe yolluyor fakat Kofi ipleri tutmayı başarıyor. Perry üstüne doğru koşuyor. Kofi back body drop şeklinde kaldırıp aprona yolluyor. Perry'den aniden hotshot geliyor. Sonrasında Perry hemencecik Top Rope'a fırlıyor. Double Axe Handle ile atlıyor fakat Kofi gelişine bir Dropkicki geçiriyor! Perry'nin tam karnına geliyor bu dropkick. Perry karnını tutarak ayağa kalkıp köşeye doğru geçiyor. Kofi hızla köşeye koşuyor fakat Perry seri bir big bootu çakıyor. Sonrasında koşarak bir tane daha vuruyor. Ardından Tuş denemesi 1.........2..... KICKOUT! Perry sinirle Kofi'yi yerde yumrukluyor. Sonrasında yerde yüzüne doğru bastırıyor. Hakem ayırıyor. Fakat kalkmaya çalışan Kofi'nin kafasına sağlam bir tekme geçirip ardından Kofi'yi chinlocka alıyor.
Michael Cole: Maç hakkındaki ilk yorumlarını alalım Will.
Will Ospreay: Bu maç kimsenin umurunda değil. Sen söyleyeceklerime kulak ver Michael, Fight Club'da ne oluyor öyle? Açıkçası adı Prestige Grand Wrestling olan bir promosyonun adeta bir eğlence şirketi gibi hareket etmesini bir mantığa dayandıramıyorum. Nasıl olur da sporumuzu o eşcinsel filmleri-dizileri çeken adamların eline bırakırız? Prestige Grand Wrestling'in bir şovu, nasıl olur da resmi bir maçı içermez? Bu işte katkım olmadığı için kendimle gurur duyuyorum fakat böyle bir zamana şahitlik ettiğim için kendimden utanıyorum. Midem bulanıyor Michael, iğren..
John Bradshaw Layfield: Haklısın.
Will Ospreay: Bana katıldığın için teşekkürler John, bunu söylemek için lafımı kesmene gerek yoktu.
Kofi bundan kurtulmaya çalışıyor. Seyircilerin tempo tutmasıyla yavaşça ayaklanıyor. Ardından Perry'nin karnına bir yumruk. Sonrasında bir tane daha ardından bir tane daha. Perry'nin elleri çözülüyor. Kofi iplerden hızla sekiyor ve Tornado DDT! Tuşa gidiyor! 1.........2....... KICKOUT! Kofi ayağa kalktığı sırada Perry hızla ring dışına çekiliyor. Kofi hazırlanıyor ve iplerden sekiyor. Suidice Dive! Fakat Perry kaçıyor! Kofi kafasını spiker masasına çarpıyor! Kofi kafasını tutarak acıyla yerde kıvranıyor! Perry, Kofi'nin saçından tutarak kaldırıyor ve Kofi'yi hızla spiker masasına vurmaya başlıyor. Seri şekilde birkaç defa vurduktan sonra Kofi'yi tutup spikerlerin arasına atıyor ve ringe fırlayıp Count'ın bitmesini bekliyor. 6........7.........8........ Kofi spiker masasına tutunarak kalkıyor. 9.........
Kofi kolay pes etmiyor! Kofi ringde! Perry hızla üstüne koşuyor ve GLASS JAW KNEE STRIKE! Fakat hayır! Kofi bundan kaçıyor. Hızla iplerden sekiyor ve bir Clothesline sallıyor fakat Perry bundan kurtulup arkasına geçiyor ve German Suplex! Tuşa gidiyor. 1.......2....... KICKOUT! Perry, Kofi'nin kafasına kafasına yumruklar savuruyor. Ardından stomplarla devam ediyor! Kofi yerde kapanıyor ve çaresizce stomplanıyor. Perry çenesinden tutarak Kofi'yi tekrardan kaldırıyor ve Glass Jaw Knee Strike için hazırlık yapıyor. İplerden sekiyor ve koşuyor! GLASS JAW KNEE STRIKE!
Kofi aniden ayağa fırlayıp sağlam bir dropkick! Ardından iplerden sekiyor ve Jumping Clothesline'ı geçiriyor! Sonrasında Boom Drop için hazırlanıyor. İplerden sekiyor ve BOOM DROP! Ardından kaldırıyor ve S.O.S!!
Michael Cole: Jack Perry şimdi ne yapacak?
John Bradshaw Layfield: Haklısın.
Will Ospreay: Bana katıldığın için teşekkürler John, bunu söylemek için lafımı kesmene gerek yoktu.
Kofi bundan kurtulmaya çalışıyor. Seyircilerin tempo tutmasıyla yavaşça ayaklanıyor. Ardından Perry'nin karnına bir yumruk. Sonrasında bir tane daha ardından bir tane daha. Perry'nin elleri çözülüyor. Kofi iplerden hızla sekiyor ve Tornado DDT! Tuşa gidiyor! 1.........2....... KICKOUT! Kofi ayağa kalktığı sırada Perry hızla ring dışına çekiliyor. Kofi hazırlanıyor ve iplerden sekiyor. Suidice Dive! Fakat Perry kaçıyor! Kofi kafasını spiker masasına çarpıyor! Kofi kafasını tutarak acıyla yerde kıvranıyor! Perry, Kofi'nin saçından tutarak kaldırıyor ve Kofi'yi hızla spiker masasına vurmaya başlıyor. Seri şekilde birkaç defa vurduktan sonra Kofi'yi tutup spikerlerin arasına atıyor ve ringe fırlayıp Count'ın bitmesini bekliyor. 6........7.........8........ Kofi spiker masasına tutunarak kalkıyor. 9.........
Kofi kolay pes etmiyor! Kofi ringde! Perry hızla üstüne koşuyor ve GLASS JAW KNEE STRIKE! Fakat hayır! Kofi bundan kaçıyor. Hızla iplerden sekiyor ve bir Clothesline sallıyor fakat Perry bundan kurtulup arkasına geçiyor ve German Suplex! Tuşa gidiyor. 1.......2....... KICKOUT! Perry, Kofi'nin kafasına kafasına yumruklar savuruyor. Ardından stomplarla devam ediyor! Kofi yerde kapanıyor ve çaresizce stomplanıyor. Perry çenesinden tutarak Kofi'yi tekrardan kaldırıyor ve Glass Jaw Knee Strike için hazırlık yapıyor. İplerden sekiyor ve koşuyor! GLASS JAW KNEE STRIKE!
Kofi aniden ayağa fırlayıp sağlam bir dropkick! Ardından iplerden sekiyor ve Jumping Clothesline'ı geçiriyor! Sonrasında Boom Drop için hazırlanıyor. İplerden sekiyor ve BOOM DROP! Ardından kaldırıyor ve S.O.S!!
Michael Cole: Jack Perry şimdi ne yapacak?
Will Ospreay: Haklısın adamım, gerçekten de Jack Perry ne yapacak? Büyük bir reklam gideri ile her yere reklam edilen o şovda Jack Perry ne yapıyor olacak? Ya Bryan Danielson? O ne yapacak? Kendisinin belli olan bir rakibi bile yok... Prestige Grand Wrestling tarihinin en büyük utancı geliyor...
Michael Cole: Ah...
Hayır! Perry bundan kurtuluyor ve Kofi'yi ringposta fırlatıyor! Kofi demirlere giriyor ve ring dışına düşüyor! Kofi acıyla ring dışında kafasını tutuyor! Perry ring dışına fırlıyor ve yerde Kofi'nin kafasının arkasından acımasızca stompluyor! Kofi yerde acıyla kıvranıyor! Perry, Kofi'yi ensesinden tutarak kaldırıyor ve aprona atıyor. Aprondan çekiyor ve Hangman DDT'yle ring dışına çakıyor! Sonrasında hızla ringe atıyor. Peşinden kendi de giriyor. GLASS JAW KNEE STRIKE hazırlığı! Koşuyor ve GLASS JAW KNEE STRIKE!
O DA NE!? KOFI BUNU DODGELAYIP S.O.S.!!!!! TUŞ 1........2........
KICKOUT! İkili ayaklanmaya çalışıyorlar. Kofi aşırı sersemlemiş bir vaziyette! Zorlanarak kalkıyor. Perry ise yakınındaki iplere tutunarak kalkıyor. Perry, Kofi'yi dizlerinin üstünde yakalıyor ve hızla koşarak GLASS JAW KNEE STRIKE!! TUŞ! 1........2........
Michael Cole: Ah...
Hayır! Perry bundan kurtuluyor ve Kofi'yi ringposta fırlatıyor! Kofi demirlere giriyor ve ring dışına düşüyor! Kofi acıyla ring dışında kafasını tutuyor! Perry ring dışına fırlıyor ve yerde Kofi'nin kafasının arkasından acımasızca stompluyor! Kofi yerde acıyla kıvranıyor! Perry, Kofi'yi ensesinden tutarak kaldırıyor ve aprona atıyor. Aprondan çekiyor ve Hangman DDT'yle ring dışına çakıyor! Sonrasında hızla ringe atıyor. Peşinden kendi de giriyor. GLASS JAW KNEE STRIKE hazırlığı! Koşuyor ve GLASS JAW KNEE STRIKE!
O DA NE!? KOFI BUNU DODGELAYIP S.O.S.!!!!! TUŞ 1........2........
KICKOUT! İkili ayaklanmaya çalışıyorlar. Kofi aşırı sersemlemiş bir vaziyette! Zorlanarak kalkıyor. Perry ise yakınındaki iplere tutunarak kalkıyor. Perry, Kofi'yi dizlerinin üstünde yakalıyor ve hızla koşarak GLASS JAW KNEE STRIKE!! TUŞ! 1........2........
3!
Kazanan: Jack Perry
Bu maç bu şekilde son buluyor! Fazla uzun sürmeyen bu karşılaşmanın sonucunda kazanan isim World Heavyweight Şampiyonu olan Jack Perry oluyor. Kendisi sırtını tutarak ayağa kalkarken, hakemin kendisinin kemerini ring dışına çıkıp aldığını görüyoruz. World Heavyweight Championship'i Jack'a veriyor ve elini havaya kaldırmak istiyor. Jack bunu reddediyor ve bir elindeki kemeri ile iki kolunu da yana açıyor. Bununla eş zamanlı olarak kendisinin bu maçın galibi olduğuna dair bir anons geçiliyor, sonrasında da kendisine ait şarkıyı işitmeye başlıyoruz. Jack şimdi de köşeye yöneliyor, Second-rope'ye çıkıyor ve kemerini havaya kaldırıyor.
Kazanan: Jack Perry
Bu maç bu şekilde son buluyor! Fazla uzun sürmeyen bu karşılaşmanın sonucunda kazanan isim World Heavyweight Şampiyonu olan Jack Perry oluyor. Kendisi sırtını tutarak ayağa kalkarken, hakemin kendisinin kemerini ring dışına çıkıp aldığını görüyoruz. World Heavyweight Championship'i Jack'a veriyor ve elini havaya kaldırmak istiyor. Jack bunu reddediyor ve bir elindeki kemeri ile iki kolunu da yana açıyor. Bununla eş zamanlı olarak kendisinin bu maçın galibi olduğuna dair bir anons geçiliyor, sonrasında da kendisine ait şarkıyı işitmeye başlıyoruz. Jack şimdi de köşeye yöneliyor, Second-rope'ye çıkıyor ve kemerini havaya kaldırıyor.
Bu sırada bütün arenanın dikkatini çekecek bir gelişme meydana geliyor. Bir şarkı, kulaklarda yankılanıyor. Herkes ayağa kalkıyor ve Stage'ye dönüyor.
KEEEEEEEEITTHHHHH LEEEEEE! Arka alandan gelen isim Keith Lee! Keith Lee, Prestige Grand Wrestling'de! Bütün arena ayağa kalkıyor ve arenanın içerisi pozitif bir enerji ile doluyor. Seyirciler olumlu reaksiyonlar ile karşılıyorlar Keith'in burada oluşunu. Keith kapüşonu kafasında bir şekilde geliyor Stage'nin orta noktasına doğru. Duraksıyor ve gözleri kapalı bir şekilde kapüşonunu kaldırıyor. Ring içerisinde onu şaşkınlıkla izleyen Jack'a ufak bir gülümseme yapmasının ardından ringe doğru yol alıyor. Ringe gelirken kendi kendine bağırıyor, kendisini iyice ateşlendiriyor. Ringe varıyor, çelik basamaklara yöneliyor. Çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkmıyor, kendisine destekler yağdıran seyircileri izliyor. Kafasını sallıyor ve çelik basamağı kullanarak Apron'a çıkıyor. İplerin arasından geçmeden önce duruyor ve bir kez daha seyircilere dönüyor. Bunun akabinde nihayet ringin içerisine giriyor ve Jack'ın tam karşısına geçiyor.
KEEEEEEEEITTHHHHH LEEEEEE! Arka alandan gelen isim Keith Lee! Keith Lee, Prestige Grand Wrestling'de! Bütün arena ayağa kalkıyor ve arenanın içerisi pozitif bir enerji ile doluyor. Seyirciler olumlu reaksiyonlar ile karşılıyorlar Keith'in burada oluşunu. Keith kapüşonu kafasında bir şekilde geliyor Stage'nin orta noktasına doğru. Duraksıyor ve gözleri kapalı bir şekilde kapüşonunu kaldırıyor. Ring içerisinde onu şaşkınlıkla izleyen Jack'a ufak bir gülümseme yapmasının ardından ringe doğru yol alıyor. Ringe gelirken kendi kendine bağırıyor, kendisini iyice ateşlendiriyor. Ringe varıyor, çelik basamaklara yöneliyor. Çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkmıyor, kendisine destekler yağdıran seyircileri izliyor. Kafasını sallıyor ve çelik basamağı kullanarak Apron'a çıkıyor. İplerin arasından geçmeden önce duruyor ve bir kez daha seyircilere dönüyor. Bunun akabinde nihayet ringin içerisine giriyor ve Jack'ın tam karşısına geçiyor.
İki isim de bir süre bakışıyorlar, sonrasında Jack'ın onun karşısından çekildiğini ve Jack'ın arka kısmında yer alan iplere yöneldiğini görüyoruz. İplerin arasından uzatılan mikrofonu alıyor ve tekrardan Jack'ın karşısına geçmesinin ardından elindeki mikrofonu ağzına doğru tutuyor ve konuşmaya başlıyor.
Keith Lee: PGW Evreni, tanıştığımıza memnun olmuş gibi görünüyorsunuz. (Seyirciler olumlu reaksiyonlar gösterirken, kendisi de sırıtıyor) Size kendimi biraz anlatayım, ben Keith Lee! Karşısına aldığını gölgesinde bırakan o adam, o benim işte. Bugün, buraya, bu ringe, Prestige Grand Wrestling'ye adımımı attığım andan beri... Tüm dünyanın konuştuğu bir isim var, o da tam olarak benim! Rahatsız olmuş gibisin Jack, ne olduğunu anlamamış gibi davranmayı bırak. Ne zaman yeni bir güç doğarsa, önde duran o eski düzen titremeye başlar. Buraya sadece adımdan bahsettirmeye değil, tahtı sallamaya geldim.
Seyircilerden şaşırma sesi geliyor, Jack ise gülerek onu dinlemeye devam ediyor. Keith'in konuşması bitmiş değil, devam ediyor.
Keith Lee: PGW Evreni, tanıştığımıza memnun olmuş gibi görünüyorsunuz. (Seyirciler olumlu reaksiyonlar gösterirken, kendisi de sırıtıyor) Size kendimi biraz anlatayım, ben Keith Lee! Karşısına aldığını gölgesinde bırakan o adam, o benim işte. Bugün, buraya, bu ringe, Prestige Grand Wrestling'ye adımımı attığım andan beri... Tüm dünyanın konuştuğu bir isim var, o da tam olarak benim! Rahatsız olmuş gibisin Jack, ne olduğunu anlamamış gibi davranmayı bırak. Ne zaman yeni bir güç doğarsa, önde duran o eski düzen titremeye başlar. Buraya sadece adımdan bahsettirmeye değil, tahtı sallamaya geldim.
Seyircilerden şaşırma sesi geliyor, Jack ise gülerek onu dinlemeye devam ediyor. Keith'in konuşması bitmiş değil, devam ediyor.
Keith Lee: Şu anda omzunda yer alan o kemer, yarın için hiçbir anlam ifade etmiyor. Güçlülerin üstüne gitmek, en iyilerle savaşmak ve varlığını ispatlaman gerekiyor Jack. O kemeri kazandıktan sonra gölgelerde saklanmayacaktın, herhalde, huh? Şu anda karşında dikilen tehlikeyi görmezden gelemezsin çünkü bu konuşmayı senin anlayacağın seviyeye indirgedim. Karşında Keith Lee var, bunu görmezden gelemezsin! (Arena pozitif reaksiyonlardan yıkılacak adeta) Sana iki adet seçenek sunuyorum Jack, önünde iki adet yol bulunuyor. Ya yüzüme bir yavru köpekmişsin gibi bakmayı kesip, bu meydan okumayı kabul edersin; ya da... Ya da gölgelerin ardında saklanmaya devam edersin. Ama bil ki, sen ne yaparsan yap; seni bulurum ve istediğimi yaparım. Dönem, benim dönemim; düzen ise benim düzenim bu saatten sonra! (İşaret parmağıyla kemeri gösteriyor) Benimle World Heavyweight Championship'in ortada olduğu bir maçta karşılaş!
Seyircilerden YES! YES! YES! tezahüratları geliyor. Keith elini uzatıyor, gözler ise Jack'a dönüyor. Gülümsemesi eşliğinde bir seyircilere, bir de Keith'in gözlerine bakıyor.
Seyircilerden YES! YES! YES! tezahüratları geliyor. Keith elini uzatıyor, gözler ise Jack'a dönüyor. Gülümsemesi eşliğinde bir seyircilere, bir de Keith'in gözlerine bakıyor.
Keith Lee: NOOOO!
Hay aksi!
Kofi, Jack'a saldırıyor! Onu kendisine çevirmesinin ardından defalarca kez Elbow Smash vuruyor ona! Xavier de ringe giriyor, Kofi'ye köşeye çıkmasını söylüyor. Xavier ise yerdeki Jack'ı kaldırıyor... Birlikte UpUpDownDown yapıyorlar! UpUpDownDown geldi! Jack acı içerisinde yerde yatıyor! Arenada korkunç bir şiddette yuhalanma söz konusu, Kofi ile Xavier inanılmaz bir tepki ile karşılaşıyor. Xavier köşeye çıkıyor ve seyircilerle etkileşime giriyor, konuşuyor. Bu sırada Keith'in, Kofi'yi kendisine çevirdiğini görüyoruz. Kendisi bir hayli öfkeli, herkes merakla ne olacağını bekliyor.
Yüz yüze geliyorlar. Kofi'nin karşısındaki Keith'e ''Senin sorunun ne?'' dediğini işitiyoruz. Yaptığının normal bir şey olduğunu düşünüyor, Keith'in reaksiyonunu abartı buluyor. Keith ise önemli bir anlaşmanın Kofi tarafından bozulmasından rahatsız. Keith'in öfkesi gözlerinin seğirmesine yol açıyor. Aralarındaki tansiyon, iyice hararetleniyor. Birbirlerine baktıkça öfkeleniyorlar, dişlerini sıkıyorlar.
Keith hamlesini yapıyor, faaliyete geçiyor! Big Bang Catastrophe yapıyor! BIG BANG CATASTROPHE! Kofi kendisini ring matında hareketsiz bir şekilde uzanırken buluyor, ring matından çıkan ses ve seyircilerin alaycı bir şekilde gülmeye başlamaları Xavier'in duraksamasına ve hatta endişelenmesine yol açıyor. Keith gergin bir şekilde onun dönmesini beklerken, Xavier ise telaşlı bir şekilde Second-rope'den iniyor. Xavier'e elini uzatıyor ve bu sorunun burada bitmesini söylüyor. Keith ise bunu hiçbir şekilde umursamadan Big Bang Catastrophe'sini yapıyor! Bir Big Bang Catastrophe daha geldi! Herkes uzanıyor, herkes yerde. Keith ring matının üzerinde kimsesiz bir şekilde duran World Heavyweight Championship'i almak üzere eğiliyor...
Hay aksi!
Kofi, Jack'a saldırıyor! Onu kendisine çevirmesinin ardından defalarca kez Elbow Smash vuruyor ona! Xavier de ringe giriyor, Kofi'ye köşeye çıkmasını söylüyor. Xavier ise yerdeki Jack'ı kaldırıyor... Birlikte UpUpDownDown yapıyorlar! UpUpDownDown geldi! Jack acı içerisinde yerde yatıyor! Arenada korkunç bir şiddette yuhalanma söz konusu, Kofi ile Xavier inanılmaz bir tepki ile karşılaşıyor. Xavier köşeye çıkıyor ve seyircilerle etkileşime giriyor, konuşuyor. Bu sırada Keith'in, Kofi'yi kendisine çevirdiğini görüyoruz. Kendisi bir hayli öfkeli, herkes merakla ne olacağını bekliyor.
Yüz yüze geliyorlar. Kofi'nin karşısındaki Keith'e ''Senin sorunun ne?'' dediğini işitiyoruz. Yaptığının normal bir şey olduğunu düşünüyor, Keith'in reaksiyonunu abartı buluyor. Keith ise önemli bir anlaşmanın Kofi tarafından bozulmasından rahatsız. Keith'in öfkesi gözlerinin seğirmesine yol açıyor. Aralarındaki tansiyon, iyice hararetleniyor. Birbirlerine baktıkça öfkeleniyorlar, dişlerini sıkıyorlar.
Keith hamlesini yapıyor, faaliyete geçiyor! Big Bang Catastrophe yapıyor! BIG BANG CATASTROPHE! Kofi kendisini ring matında hareketsiz bir şekilde uzanırken buluyor, ring matından çıkan ses ve seyircilerin alaycı bir şekilde gülmeye başlamaları Xavier'in duraksamasına ve hatta endişelenmesine yol açıyor. Keith gergin bir şekilde onun dönmesini beklerken, Xavier ise telaşlı bir şekilde Second-rope'den iniyor. Xavier'e elini uzatıyor ve bu sorunun burada bitmesini söylüyor. Keith ise bunu hiçbir şekilde umursamadan Big Bang Catastrophe'sini yapıyor! Bir Big Bang Catastrophe daha geldi! Herkes uzanıyor, herkes yerde. Keith ring matının üzerinde kimsesiz bir şekilde duran World Heavyweight Championship'i almak üzere eğiliyor...
Yok artık, yok artık daha neler! Olacak iş değil bu, çılgınlık!
Seyirciler Stage'ye dönüyorlar, uzun bir süre geçmesine rağmen arka alandan gelen hiç kimse yok.
KAMERALAR SEYİRCİ KALABALIĞINA DÖNÜYOR, SPOT IŞIKLARI DA ORAYA YÖNELİYOR. SEYİRCİLERİN ARASINDA BELİREN BİR İSİM VAR, BU DIRTY DOM! DOM HIZLI BİR ŞEKİLDE, BASAMAKLARDAN AŞAĞIYA İNİYOR. RİNGE DOĞRU KOŞUYOR, RİNGE DOĞRU KOŞUYOR! KISA SÜRE İÇERİSİNDE KENDİSİNİ BARİYERİN ARKASINDA BULUYOR. BARİYERİN ÜSTÜNDEN SIÇRAYARAK ATLAMASININ ARDINDAN ELİNDEKİ ÇANTA İLE İPLERİN ALTINDAN KAYARAK RİNGİN İÇERİSİNE GİRİYOR. STAGE'YE DOĞRU İŞARET YAPARAK ARKA ALANDAN BİR HAKEMİ ÇAĞIRDIĞINI GÖRÜYORUZ. KENDİSİNİN ÇAĞRISI İLE ARKA ALANDAN KOŞARAK GELEN BİR HAKEMİ GÖRMEMİZ BİR OLUYOR! HAKEM RİNGE VARIYOR, İPLERİN ALTINDAN KAYARAK RİNGE VARIYOR! CASH-IN GELECEK!
Dom, elindeki çantayı hakeme vererek Cash-in'ini yapmak istiyor lakin araya giren bir isim var; o da Keith Lee! Keith Lee, hakem ile Dom'un arasına giriyor ve birbirlerine kavuşmalarını engelliyor. Bir sorun var, o da Keith'in meydan okumasını yapmış ve kemeri Jack'tan almayı istiyor olması. Konuşuyorlar, Dom ısrarla çekilmesini söylüyor ama Keith çekilmeme konusundaki kararlılığını koruyor.
Dom elindeki çanta ile Keith'in kafasına vuruyor! Keith aldığı darbe ile arkasına dönüyor ve ön tarafına doğru devriliyor. Boğazı ve koltuk altları ortanca ipin üstüne gelecek şekilde duruyor, Dom ise direkt onun bulunduğu noktaya doğru koşuyor. Dom'dan 619 geliyor, 619! Keith yüzünü tutarak ringin ortasına doğru yuvarlanırken, Dom'un köşeye tırmandığını görüyoruz. Top-rope'ye çıktıktan sonra ayağa kalkıyor ve Keith'in üstüne atlayışını gerçekleştiriyor. Frog Splash geliyor! Keith acı içerisinde yüzünü tutarken, Dom ayağa kalkıyor ve yere fırlattığı çantasını alıyor. Gözü tekrardan hakemi arıyor, çantayı hakeme uzatıyor!
Gözü tekrardan hakemi aradı, hakemi buldu ama bu olayların gerçekleştiği sırada Jack kemeri ile ringi terk etti! Jack aşırı yorgun bir şekilde ringi terk ettikten sonra rampada uzanıyor ve kemerine sıkı sıkı sarılıyor. Hızlı bir şekilde nefes alışverişi yaptığını görüyoruz kendisinin. Jack çektiği acıya rağmen sinsi bir şekilde kemeri kaybetmiş olmaktan kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. Dom ise kahrolmuş durumda! Öfkesinden ötürü ipleri tekmeliyor ve bu fırsatı değerlendirememiş olmanın acısını yaşıyor. Ekran ikiye bölünüyor, bir tarafta rampada uzanan Jack; diğer tarafta da elindeki çanta ile ipleri tekmeleyen Dom... Bu görüntülerin ardından kameralar kapanıyor ve reklamlar giriyor.
ARKA ALANDA KARGAŞA VAR! MONEY IN THE BANK GECESİNDE BİLMESEK BİLE THE ROCK'UN BİLDİĞİ VE TANIKLIK ETTİĞİ KARGAŞANIN AYNISI! ROMAN REIGNS ARKA ALANDA VE HER ŞEYİ MAHVEDİYOR! HER YERİ DAĞITIYOR! MASALAR! SANDALYELER! HEPSİ KIRILIYOR! KOCAMAN TELEVİZYON EKRANINI ALIYOR ROMAN VE YERE FIRLATIP PARÇALIYOR! BÜYÜK BİR KOLTUĞU TUTUYOR VE ONU DA DEVİRİYOR! SONRA DA KENARDA NEDEN ORADA OLDUĞU BİLİNMEYEN VARİLLERİ ALIYOR VE TUTUP ARKA ALAN GÖREVLİLERİNİN ÜZERİNE FIRLATIYOR! GÖREVLİLERDEN BİR TANESİ YARALANIYOR BİLE! ROMAN REIGNS KONTROLÜ KAYBETTİ! BU GECE BURADA OLMAMASI DA GEREKİRDİ! AMA GÜVENLİKLERE RAĞMEN İÇERİDE! ETRAFTAKİ GÜVENLİKLER ONA MÜDAHALE ETMEKTE ZORLANIYORLAR! ÇÜNKÜ ROMAN GERÇEKTEN GOD MODE AÇTI!
BİRAZ SONRA KAMERALAR İLERLEDİĞİNDE ROMAN REIGNS'IN ZATEN ALBERTO DEL RIO'YU DÖVDÜĞÜNÜ DE GÖRÜYORUZ. KENDİSİ PURE KEMERİ İLE BERABER YERDE ÖYLECE YATIYOR. BİRAZ ÖNCEKİ MAÇ SIRASINDA BU OLAYLAR GERÇEKLEŞMİŞ GÖRÜNÜYOR! ARKA ALANDAKİ HER ŞEY BİRBİRİNE GİRERKEN DEL RIO BU KARGAŞANIN EN BAŞINDA ÇOKTAN PAKETLENMİŞ! ROKATELLİ PAKETELLİ!
ENZO AMORE VE PAUL HEYMAN GELİYOR. İKİSİ DE OLDUKÇA TELAŞLI. ROMAN'I SAKİNLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR. ÇÜNKÜ BU İŞİN SONU PEK DE İYİ DEĞİL!
KAMERALAR SEYİRCİ KALABALIĞINA DÖNÜYOR, SPOT IŞIKLARI DA ORAYA YÖNELİYOR. SEYİRCİLERİN ARASINDA BELİREN BİR İSİM VAR, BU DIRTY DOM! DOM HIZLI BİR ŞEKİLDE, BASAMAKLARDAN AŞAĞIYA İNİYOR. RİNGE DOĞRU KOŞUYOR, RİNGE DOĞRU KOŞUYOR! KISA SÜRE İÇERİSİNDE KENDİSİNİ BARİYERİN ARKASINDA BULUYOR. BARİYERİN ÜSTÜNDEN SIÇRAYARAK ATLAMASININ ARDINDAN ELİNDEKİ ÇANTA İLE İPLERİN ALTINDAN KAYARAK RİNGİN İÇERİSİNE GİRİYOR. STAGE'YE DOĞRU İŞARET YAPARAK ARKA ALANDAN BİR HAKEMİ ÇAĞIRDIĞINI GÖRÜYORUZ. KENDİSİNİN ÇAĞRISI İLE ARKA ALANDAN KOŞARAK GELEN BİR HAKEMİ GÖRMEMİZ BİR OLUYOR! HAKEM RİNGE VARIYOR, İPLERİN ALTINDAN KAYARAK RİNGE VARIYOR! CASH-IN GELECEK!
Dom, elindeki çantayı hakeme vererek Cash-in'ini yapmak istiyor lakin araya giren bir isim var; o da Keith Lee! Keith Lee, hakem ile Dom'un arasına giriyor ve birbirlerine kavuşmalarını engelliyor. Bir sorun var, o da Keith'in meydan okumasını yapmış ve kemeri Jack'tan almayı istiyor olması. Konuşuyorlar, Dom ısrarla çekilmesini söylüyor ama Keith çekilmeme konusundaki kararlılığını koruyor.
Dom elindeki çanta ile Keith'in kafasına vuruyor! Keith aldığı darbe ile arkasına dönüyor ve ön tarafına doğru devriliyor. Boğazı ve koltuk altları ortanca ipin üstüne gelecek şekilde duruyor, Dom ise direkt onun bulunduğu noktaya doğru koşuyor. Dom'dan 619 geliyor, 619! Keith yüzünü tutarak ringin ortasına doğru yuvarlanırken, Dom'un köşeye tırmandığını görüyoruz. Top-rope'ye çıktıktan sonra ayağa kalkıyor ve Keith'in üstüne atlayışını gerçekleştiriyor. Frog Splash geliyor! Keith acı içerisinde yüzünü tutarken, Dom ayağa kalkıyor ve yere fırlattığı çantasını alıyor. Gözü tekrardan hakemi arıyor, çantayı hakeme uzatıyor!
Gözü tekrardan hakemi aradı, hakemi buldu ama bu olayların gerçekleştiği sırada Jack kemeri ile ringi terk etti! Jack aşırı yorgun bir şekilde ringi terk ettikten sonra rampada uzanıyor ve kemerine sıkı sıkı sarılıyor. Hızlı bir şekilde nefes alışverişi yaptığını görüyoruz kendisinin. Jack çektiği acıya rağmen sinsi bir şekilde kemeri kaybetmiş olmaktan kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. Dom ise kahrolmuş durumda! Öfkesinden ötürü ipleri tekmeliyor ve bu fırsatı değerlendirememiş olmanın acısını yaşıyor. Ekran ikiye bölünüyor, bir tarafta rampada uzanan Jack; diğer tarafta da elindeki çanta ile ipleri tekmeleyen Dom... Bu görüntülerin ardından kameralar kapanıyor ve reklamlar giriyor.
ARKA ALANDA KARGAŞA VAR! MONEY IN THE BANK GECESİNDE BİLMESEK BİLE THE ROCK'UN BİLDİĞİ VE TANIKLIK ETTİĞİ KARGAŞANIN AYNISI! ROMAN REIGNS ARKA ALANDA VE HER ŞEYİ MAHVEDİYOR! HER YERİ DAĞITIYOR! MASALAR! SANDALYELER! HEPSİ KIRILIYOR! KOCAMAN TELEVİZYON EKRANINI ALIYOR ROMAN VE YERE FIRLATIP PARÇALIYOR! BÜYÜK BİR KOLTUĞU TUTUYOR VE ONU DA DEVİRİYOR! SONRA DA KENARDA NEDEN ORADA OLDUĞU BİLİNMEYEN VARİLLERİ ALIYOR VE TUTUP ARKA ALAN GÖREVLİLERİNİN ÜZERİNE FIRLATIYOR! GÖREVLİLERDEN BİR TANESİ YARALANIYOR BİLE! ROMAN REIGNS KONTROLÜ KAYBETTİ! BU GECE BURADA OLMAMASI DA GEREKİRDİ! AMA GÜVENLİKLERE RAĞMEN İÇERİDE! ETRAFTAKİ GÜVENLİKLER ONA MÜDAHALE ETMEKTE ZORLANIYORLAR! ÇÜNKÜ ROMAN GERÇEKTEN GOD MODE AÇTI!
BİRAZ SONRA KAMERALAR İLERLEDİĞİNDE ROMAN REIGNS'IN ZATEN ALBERTO DEL RIO'YU DÖVDÜĞÜNÜ DE GÖRÜYORUZ. KENDİSİ PURE KEMERİ İLE BERABER YERDE ÖYLECE YATIYOR. BİRAZ ÖNCEKİ MAÇ SIRASINDA BU OLAYLAR GERÇEKLEŞMİŞ GÖRÜNÜYOR! ARKA ALANDAKİ HER ŞEY BİRBİRİNE GİRERKEN DEL RIO BU KARGAŞANIN EN BAŞINDA ÇOKTAN PAKETLENMİŞ! ROKATELLİ PAKETELLİ!
ENZO AMORE VE PAUL HEYMAN GELİYOR. İKİSİ DE OLDUKÇA TELAŞLI. ROMAN'I SAKİNLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR. ÇÜNKÜ BU İŞİN SONU PEK DE İYİ DEĞİL!
Enzo Amore: Roman. Bu kadarı yeter. Del Rio'nun kemerini al ve gidelim buradan dude. Manitalar bizi bekler.
Paul Heyman: My Tribal Chief! Şimdi durursanız PURE kemerini almaya çalıştığınızı açıklayabiliriz. Fakat durmazsanız Dwayne işleri berbat edecektir. Bu gece burada olmanızı bile istemiyordu. Eğer daha fazla ileriye giderseniz Enzo'nun PGW Takımlar Şampiyonluğu da tehlikede. OG Bloodline tehlikede! Lütfen durun, şefim.
BU SIRADA MATT CARDONA GELİYOR! CARDONA BURADA! YANINDA BİR DE HAKEM VAR! FIRSATI GÖRDÜĞÜ ANDA DAMLADI CARDONA! YANINDA CUETO DA VAR! CARDONA YERDEKİ ALBERTO ÜZERİNDEN TUŞA GİTMEK İSTİYOR! BU SIRADA ROMAN'IN O TARAFA BAKTIĞINI GÖRÜYORUZ. ARKA ALANDAKİ GÖREVLİYE SALDIRAN ROMAN BİR GÖZLE DE ORAYI KESİYOR! CUETO ROMAN'A BAKIYOR VE GERÇEK MANADA KORKUYOR! BU YAPTIKLARI İNTİHAR OLABİLİR! ROMAN CARDONA'YA SİNİRLİ GÖZLERLE BAKIYOR.
Paul Heyman: My Tribal Chief! Şimdi durursanız PURE kemerini almaya çalıştığınızı açıklayabiliriz. Fakat durmazsanız Dwayne işleri berbat edecektir. Bu gece burada olmanızı bile istemiyordu. Eğer daha fazla ileriye giderseniz Enzo'nun PGW Takımlar Şampiyonluğu da tehlikede. OG Bloodline tehlikede! Lütfen durun, şefim.
BU SIRADA MATT CARDONA GELİYOR! CARDONA BURADA! YANINDA BİR DE HAKEM VAR! FIRSATI GÖRDÜĞÜ ANDA DAMLADI CARDONA! YANINDA CUETO DA VAR! CARDONA YERDEKİ ALBERTO ÜZERİNDEN TUŞA GİTMEK İSTİYOR! BU SIRADA ROMAN'IN O TARAFA BAKTIĞINI GÖRÜYORUZ. ARKA ALANDAKİ GÖREVLİYE SALDIRAN ROMAN BİR GÖZLE DE ORAYI KESİYOR! CUETO ROMAN'A BAKIYOR VE GERÇEK MANADA KORKUYOR! BU YAPTIKLARI İNTİHAR OLABİLİR! ROMAN CARDONA'YA SİNİRLİ GÖZLERLE BAKIYOR.
PURE Championship
Alberto Del Rio (c) vs. Matt Cardona
CARDONA ALBERTO'NUN ÜZERİNDEN TUŞA GİDİYOR! HAKEM TUŞU SAYIYOR! ROMAN BAKMAYA DEVAM EDERKEN 1......2.....
Alberto Del Rio (c) vs. Matt Cardona
CARDONA ALBERTO'NUN ÜZERİNDEN TUŞA GİDİYOR! HAKEM TUŞU SAYIYOR! ROMAN BAKMAYA DEVAM EDERKEN 1......2.....
3!
Kazanan ve yeni PURE şampiyonu: Matt Cardona
CARDONA KEMERİ ALIP ORADAN UZAKLAŞIYOR! CUETO DA KAÇTI GİTTİ! BU İNANILMAZ! TARİHİN EN İLGİNÇ PURE KEMER ZAFERİ OLUYOR BU! ROMAN REIGNS ÖYLECE ARKALARINDAN BAKIYOR. ALBERTO'YA KEMERİ İKİNCİ KEZ KAYBETTİRDİ! O SON ZAMANLARIN ALBERTO BÜKÜCÜSÜ RESMEN! BİRAZ SONRA...
ROMAN ARKASINI DÖNÜYOR. ÖFKEYLE KAMERAMANIN BİRİNİ TUTUYOR! ÇAT DİYE ONU YERE SERİYOR. KAMERAMAN TEK SIKIMLIK CANI İLE YERDE. BU SIRADA KAMERA SABİT AÇIDAN ARKA ALANI ÇEKİYOR. ROMAN KAMERAYI TUTUYOR. ONUN ELİNDEN ŞOVU İZLİYORUZ. ROMAN KAMERAYI FIRLATIYOR VE KENARA ATIY-
Kameralar kısa bir süre sonra yeniden arka alana açılabiliyor. Zorunlu reklam molasından sonra kargaşa alanındayız. Roman Reigns'in polisler tarafından tutuklandığını görüyoruz. Dwayne Johnson kıpkırmızı bir şekilde orada. Bu tutuklanma ve arenadan götürülme sahnesini izliyor. Enzo Amore ve Paul Heyman üzüntülü. Alberto Del Rio ise yavaş yavaş kendini toparlarken polisler Roman Reigns'i yavaşça götürüyorlar. Ellerindeki kelepçe ile Roman'ı belki de bu arenada son kez görüyoruz.
Biraz sonra Enzo Amore'un üzüntüsüne bir üzüntü daha ekleniyor. Çünkü The Rock, genel müdürü Alberto Del Rio ayağa kalkana kadar Heyman ile Enzo'nun yanına geliyor. O malum haberi öfkeli bir sakinlikle veriyor.
Kazanan ve yeni PURE şampiyonu: Matt Cardona
CARDONA KEMERİ ALIP ORADAN UZAKLAŞIYOR! CUETO DA KAÇTI GİTTİ! BU İNANILMAZ! TARİHİN EN İLGİNÇ PURE KEMER ZAFERİ OLUYOR BU! ROMAN REIGNS ÖYLECE ARKALARINDAN BAKIYOR. ALBERTO'YA KEMERİ İKİNCİ KEZ KAYBETTİRDİ! O SON ZAMANLARIN ALBERTO BÜKÜCÜSÜ RESMEN! BİRAZ SONRA...
ROMAN ARKASINI DÖNÜYOR. ÖFKEYLE KAMERAMANIN BİRİNİ TUTUYOR! ÇAT DİYE ONU YERE SERİYOR. KAMERAMAN TEK SIKIMLIK CANI İLE YERDE. BU SIRADA KAMERA SABİT AÇIDAN ARKA ALANI ÇEKİYOR. ROMAN KAMERAYI TUTUYOR. ONUN ELİNDEN ŞOVU İZLİYORUZ. ROMAN KAMERAYI FIRLATIYOR VE KENARA ATIY-
Kameralar kısa bir süre sonra yeniden arka alana açılabiliyor. Zorunlu reklam molasından sonra kargaşa alanındayız. Roman Reigns'in polisler tarafından tutuklandığını görüyoruz. Dwayne Johnson kıpkırmızı bir şekilde orada. Bu tutuklanma ve arenadan götürülme sahnesini izliyor. Enzo Amore ve Paul Heyman üzüntülü. Alberto Del Rio ise yavaş yavaş kendini toparlarken polisler Roman Reigns'i yavaşça götürüyorlar. Ellerindeki kelepçe ile Roman'ı belki de bu arenada son kez görüyoruz.
Biraz sonra Enzo Amore'un üzüntüsüne bir üzüntü daha ekleniyor. Çünkü The Rock, genel müdürü Alberto Del Rio ayağa kalkana kadar Heyman ile Enzo'nun yanına geliyor. O malum haberi öfkeli bir sakinlikle veriyor.
The Rock: Rocky PGW Takımlar Kemeri'ni boşa çıkarttı. (Ciddi bir şekilde) Rocky senin için çok üzgün, Enzo Amore.
The Rock oradan giderken Enzo ve Paul Heyman oldukça mutsuz. Enzo mutsuzluktan daha çok kızgın gibi görünüyor. Roman'a da The Rock'a da tepkili olabilir. Bunu anlayamıyoruz. Kameralar bu görüntülerle kapanıyor.
"Starboy" müziği patlayınca titantronda renkli grafikler dönmeye başlıyor. Wes Lee girişte belirdiğinde iyi bir destek alıyor. Birkaç haftadır yaşadıkları seyircinin ona olan sempatisini canlandırmış durumda. Omuzlarını sarsarak kendine özgü karizmasıyla rampada ilerler. Kollarını iki yana açıp gökyüzüne doğru bir an bakar ve sonra ellerini sertçe yere doğru indirerek salondaki enerjiyi yükseltir. Ringe girip hızla second rope'ta yükselir. Kısa bir tur attıktan sonra bir mikrofon alır.
The Rock oradan giderken Enzo ve Paul Heyman oldukça mutsuz. Enzo mutsuzluktan daha çok kızgın gibi görünüyor. Roman'a da The Rock'a da tepkili olabilir. Bunu anlayamıyoruz. Kameralar bu görüntülerle kapanıyor.
"Starboy" müziği patlayınca titantronda renkli grafikler dönmeye başlıyor. Wes Lee girişte belirdiğinde iyi bir destek alıyor. Birkaç haftadır yaşadıkları seyircinin ona olan sempatisini canlandırmış durumda. Omuzlarını sarsarak kendine özgü karizmasıyla rampada ilerler. Kollarını iki yana açıp gökyüzüne doğru bir an bakar ve sonra ellerini sertçe yere doğru indirerek salondaki enerjiyi yükseltir. Ringe girip hızla second rope'ta yükselir. Kısa bir tur attıktan sonra bir mikrofon alır.
Wes Lee: Sanırım uzun süredir yapmam gerektiği halde yapmadığım şeyi yerine getirmeliyim: Bir özür... Zannettiğiniz kişiye değil, size... Evet, Wes Lee'nin PGW seyircisine bir özür borcu var.... Zaman hızla akıp gidiyor. Gitmekle de kalmıyor, bizden de bir şeyler götürüyor, bizi değiştiriyor. Kendinize sorun: Geçen seneki sizle aynı mısınız? Bir önceki sene vazgeçilmeziniz olan bir şey bugün hayatınızın neresinde? Korkularınız aynı mı? Mutluluk kaynaklarınız? Geçen sene Angel Garza'ya karşı O'Neil'e yardım ettim. Orada neler yaşandığını hepiniz iyi biliyorsunuz. Bir hataydı. Büyük bir hata. Fark ettiğimde başımdan aşağı kaynar sular dökülmesine sebep olan hata. En büyük pişmanlığım... Dediğim gibi bazen "bir sene" her şeyi değiştirir. Bazense "bir ömrün" elinden hiçbir şey gelmez... Angel'in ölümü ömrümün sonuna dek taşıyacağım bir yük benim için ve maalesef bu hatayı düzeltmek için yapabileceğim hiçbir şey yok. Günahım bağışlanır mı? Bundan sonra yapacaklarım bu lekeyi temizleyebilir mi? Bilmiyorum. Tek bildiğim, bir hata yaptım ve amına koyayım ki pişmanım. Hepinizden bu sebeple özür dilemek istiyorum.
Seyirciden alkış geliyor. Bazı seyircilerin duygulanışı kameralara yansıyor. Çocuklar, kadınlar, erkekler ve yaşlılar... Wes hepsinin yüreğine dokunuyor.
Seyirciden alkış geliyor. Bazı seyircilerin duygulanışı kameralara yansıyor. Çocuklar, kadınlar, erkekler ve yaşlılar... Wes hepsinin yüreğine dokunuyor.
Wes Lee: Humberto ona en çok değer veren kişiydi. Her ne kadar acısını hafifletecek olmasa da beni affetti ve sonra kendi yollarımıza koyulduk. Hayat normale dönmüştü. Bir daha hiçbir zaman o geceki kadar kötü biri olmamak için ant içtim. Çabaladım. Pişmanlık, bugün bile kafamı yastığa koyduğumda beni seyreden bir karabasan. Fakat günahlar... Onlar eskide kaldı. Birilerinin onları deşip durması sadece Humberto'yu değil, beni de rahatsız ederdi.
El Jefe! Yüzünde sadistik bir gülümsemeyle girişte beliriyor. Cool tarzıyla ringe doğru ilerliyor. Wes'in tat tuz kaçsa da bunu bekliyordu. Teoman'ın ringe ilerleyişini izliyor. Çok sürmeden Teoman Garza bir mikrofonla beraber ringe giriyor. Önce, bakışıyorlar. Bir müddet... Bu sessizliği seyircilerin reaksiyonları dolduruyor. Onları susturan ise Teoman oluyor.
El Jefe! Yüzünde sadistik bir gülümsemeyle girişte beliriyor. Cool tarzıyla ringe doğru ilerliyor. Wes'in tat tuz kaçsa da bunu bekliyordu. Teoman'ın ringe ilerleyişini izliyor. Çok sürmeden Teoman Garza bir mikrofonla beraber ringe giriyor. Önce, bakışıyorlar. Bir müddet... Bu sessizliği seyircilerin reaksiyonları dolduruyor. Onları susturan ise Teoman oluyor.
Teoman Garza: Günah mı çıkartıyoruz?... Hangi Tanrıya inanıyorsun Wes, bilmiyorum ama aynı Tanrıya inanmadığımız kesin. Çocuk kaçakçısı herifin peşine takıl, onun sağ kolu ol, her haltı ye, haksız bir şekilde çantayı al, sonra tüm bu düzeni ifşalayan adamı canlı canlı gömmede ona yardım et. Büyük hata yaptım, özür dilerim. Bu işin içinden bu kadar kolay sıyrılabileceğini mi sandın? Ortaya çıkmasaydım bu özrü diler miydin Wes? Yoksa Judgment Day'in unutulan bir üyesi olarak dikkat çekmek için bin bir takla mı atıyor olurdun? Sen ikiyüzlü götün tekisin. Boş yere günah çıkartma. Seni bağışlayacak bir Tanrıya inanmıyorum.
Wes Lee: Oh, öyle mi? Peki hangi Tanrıya inanıyorsun Teo? Biri bir suç işlediğinde hükmü hemen o anda veren Olay Yeri İnceleme Tanrısına mı? Öyleyse bile senin de benden aşağı kalır yanın yok. O depoda yediğiniz bokları biliyorum. Neler çevirdiğinizi, en az kaç infaz gerçekleştirdiğinizi... Hepsini biliyorum Teo. Söyle bana, senin Tanrın ne? Herkese farklı hükümler uygulayan Torpil Tanrısı mı?
Teoman Garza: İntikam Tanrısı.
Wes Lee (Sırıtarak): Gülünç... Garza olmadığın apaçık ortadayken, kendini bu hikayeye adayışın. Yüreğindeki hangi boşluğu doldurmanın derdindesin Teo? Bir piç olarak doğduysan öyle yaşayabilirsin de. Yine de, bir piç olsaydım kendimi yamayacağım son aile Garzalar olurdu. Onlar ne sempatik ne başarılı ne de köklü bir aile... Güç ve para için fütursuzca savaşan tipik bir Meksika familyası. Neden bir Garza olmak istiyorsun? Neden? Humberto bile sana inanmıyor.
Teoman cevap vermek için mikrofonu ağzına götürdüğünde-
Teoman Garza: İntikam Tanrısı.
Wes Lee (Sırıtarak): Gülünç... Garza olmadığın apaçık ortadayken, kendini bu hikayeye adayışın. Yüreğindeki hangi boşluğu doldurmanın derdindesin Teo? Bir piç olarak doğduysan öyle yaşayabilirsin de. Yine de, bir piç olsaydım kendimi yamayacağım son aile Garzalar olurdu. Onlar ne sempatik ne başarılı ne de köklü bir aile... Güç ve para için fütursuzca savaşan tipik bir Meksika familyası. Neden bir Garza olmak istiyorsun? Neden? Humberto bile sana inanmıyor.
Teoman cevap vermek için mikrofonu ağzına götürdüğünde-
Wes Lee: Neyse ne... Senin zayıflıkların umurumda bile değil Teo. Beni tek ilgilendiren, bana yönelttiğin düşmanlığın. Fight Club'ta seni başıboş bir tarlanın ortasına gömeceğim. Dikkatten uzak, ölüm gibi sessiz, yapayalnız bir tarlanın ortasına... Bir aile mezarlığının bile parçası olmana izin vermeyeceğim. Tek başına, kim olduğunu kendisi de bilmeyen yapayalnız bir piçe yakışacak şekilde, gömüleceksin. Hiç olarak yaşadın, Hiç olarak öleceksin... Ve bu sefer kimseden özür dilememe gerek kalmayacak.
Teoman Garza: Neden mi bir Garza olmak istiyorum? Basit düşün. Çünkü öyleyim... İster inan, ister inanma. Humberto'nun düşünceleri dahi bu gerçeği değiştiremez. Elimde bir ton kanıt var ama seni ikna etmek gibi bir derim yok. Ben Teoman Garza'yım ve senin Garzalara bir can borcun var. Humberto tek başına Garzaları temsil edemez. Çünkü o Son Garza falan değil. Ben hala nefes alıyorum seni orospu çocuğu. Hala yaşıyorum!... Ve Garzalar adına seni affetmiyorum. Angel'e yaptığının aynısını yaşayacaksın. Herkesin bir borcu vardır Wes. Bu da benim Angel'e olan vefa borcum.
Wes Lee: Angel hayatta olsaydı sana inanır mıydı sanıyorsun aptal?
Teoman Garza: Neden mi bir Garza olmak istiyorum? Basit düşün. Çünkü öyleyim... İster inan, ister inanma. Humberto'nun düşünceleri dahi bu gerçeği değiştiremez. Elimde bir ton kanıt var ama seni ikna etmek gibi bir derim yok. Ben Teoman Garza'yım ve senin Garzalara bir can borcun var. Humberto tek başına Garzaları temsil edemez. Çünkü o Son Garza falan değil. Ben hala nefes alıyorum seni orospu çocuğu. Hala yaşıyorum!... Ve Garzalar adına seni affetmiyorum. Angel'e yaptığının aynısını yaşayacaksın. Herkesin bir borcu vardır Wes. Bu da benim Angel'e olan vefa borcum.
Wes Lee: Angel hayatta olsaydı sana inanır mıydı sanıyorsun aptal?
Teoman Garza: Hala anlamıyorsun değil mi? Bu hiç bir şeyi değiştirmez. İnanıp inanmamaları, destekleyip desteklememeleri... Bugün olmazsa yarın. Yarın olmazsa öbür gün. Ama bir gün, elbet bir gün... Herkes bu gerçeği kabullenecek. Bense o güne dek bir Garza'ya yakışacak şekilde hareket edeceğim. Mesela, yanlış yapanın biletini keseceğim. Affetmek mi? Zayıflığını tasdik etmektir affetmek. Çözümü sağlayamayacağına olan inancındır. Affetmek, bir tesellidir. Benim teselliye ihtiyacım yok Wes. Çözüme ihtiyacım var ve çözüm... İntikamdır.
Wes Lee: Seni kararından geri döndürmek gibi bir niyetim yok. Kendi intiharını başka ellerin gerçekleştirmesini dilenen bir zavallısın sadece. Hep diyorsun ya, Garzaları çok iyi tanıyormuşsun. O zaman, onlar kadar olmasa da beni de tanıyorsundur. Ben zavallılara acımam Teo. Kuyuda yalvaran birini duyduğumda... Onu seyrederim. Gözlerine bakarım. Ona biraz umut veririm. Perişanlığı ve bana olan muhtaçlığı beni tiksindirir de elimde bir halat olduğu halde yardım etmem. O gece düşme Teo. Canına biraz değer veriyorsan o çukura düşme. Ve unutmadan...
Wes Lee: Beni nerede bulacağını biliyorsun.
Wes Lee mikrofonu salıp Teoman'ı ringde tek başına bırakırken Teoman gülümsüyor. Titantrona doğru ilerliyor Wes. Teoman ise ona en yakın iplere doğru yanaşıyor. Second rope'a bir ayağını koyup rahat bir tavır içinde Wes'e göz kırpıyor.
Teoman Garza: Hey amigo, nereye böyle?
Teoman Garza: Seni bulmama gerek kalmayacak... Seni ben götüreceğim.
Sözün tehditkarlığını anlayan Wes hemen çevresini kontrol ediyor. Bariyerlerden zıplayıp ona doğru koşan Jimenéz'i görünce diğer tarafa yöneliyor. Fakat oraya döndüğünde, orada Vega var! Wes battı balık yan gider misali uçuyor Vega'ya. Yere yıkıyor onu. Biraz pataklayıp kaçmanın derdinde. Sert yumruklardan sonra o taraftan kaçmak için hareketlendiğinde Vega ona çelme takıp düşürüyor. Jimenéz de yetişti şimdi. Üstüne kapaklanıp lanet gibi çöküyorlar Wes'in. Tekme ve yumruklarla bir dakikada perişan ediyorlar. Teoman da geliyor şimdi. Adamlarına direktif veriyor. Wes'i de alıp arka alana doğru ilerliyorlar. Seyirciler Wes'in alandan çıkarılışını büyük bir panik ve heyecanla takip ediyorlar. Siyah bir Jeep Wrangler'a varıyorlar. Jimenéz bagajı açıyor hızla. Wes birden kendine geliyor. Jimenéz'e sert bir Forearm Smash çakıyor. Fakat arabaya vuruyor sırtını! Teoman Dropkick'le yapıştırıyor onu. Jimenéz'i de kaldırıp Wes'e bir posta daha kayıyorlar ve ellerini ayaklarını bağlayıp bagaja fırlatıyorlar öylece!
Jeep'in tekerleklerinin çıkardığı acı ses otoparkta yankılanırken kameralar kapanıyor.
Mahkeme salonu.. Bir duruşma ortamı. Henüz taraflar orada değil. Duruşmayı izlemeye gelenler mahkemeyi fullemiş. Tek bir boş sandalye dahi yok. Val Venis ve Tyler Breeze, davalıların bir an önce gelip duruşmanın başlamasını bekliyorlar. Venis Breeze'ye dönüyor.
Wes Lee: Seni kararından geri döndürmek gibi bir niyetim yok. Kendi intiharını başka ellerin gerçekleştirmesini dilenen bir zavallısın sadece. Hep diyorsun ya, Garzaları çok iyi tanıyormuşsun. O zaman, onlar kadar olmasa da beni de tanıyorsundur. Ben zavallılara acımam Teo. Kuyuda yalvaran birini duyduğumda... Onu seyrederim. Gözlerine bakarım. Ona biraz umut veririm. Perişanlığı ve bana olan muhtaçlığı beni tiksindirir de elimde bir halat olduğu halde yardım etmem. O gece düşme Teo. Canına biraz değer veriyorsan o çukura düşme. Ve unutmadan...
Wes Lee: Beni nerede bulacağını biliyorsun.
Wes Lee mikrofonu salıp Teoman'ı ringde tek başına bırakırken Teoman gülümsüyor. Titantrona doğru ilerliyor Wes. Teoman ise ona en yakın iplere doğru yanaşıyor. Second rope'a bir ayağını koyup rahat bir tavır içinde Wes'e göz kırpıyor.
Teoman Garza: Hey amigo, nereye böyle?
Teoman Garza: Seni bulmama gerek kalmayacak... Seni ben götüreceğim.
Sözün tehditkarlığını anlayan Wes hemen çevresini kontrol ediyor. Bariyerlerden zıplayıp ona doğru koşan Jimenéz'i görünce diğer tarafa yöneliyor. Fakat oraya döndüğünde, orada Vega var! Wes battı balık yan gider misali uçuyor Vega'ya. Yere yıkıyor onu. Biraz pataklayıp kaçmanın derdinde. Sert yumruklardan sonra o taraftan kaçmak için hareketlendiğinde Vega ona çelme takıp düşürüyor. Jimenéz de yetişti şimdi. Üstüne kapaklanıp lanet gibi çöküyorlar Wes'in. Tekme ve yumruklarla bir dakikada perişan ediyorlar. Teoman da geliyor şimdi. Adamlarına direktif veriyor. Wes'i de alıp arka alana doğru ilerliyorlar. Seyirciler Wes'in alandan çıkarılışını büyük bir panik ve heyecanla takip ediyorlar. Siyah bir Jeep Wrangler'a varıyorlar. Jimenéz bagajı açıyor hızla. Wes birden kendine geliyor. Jimenéz'e sert bir Forearm Smash çakıyor. Fakat arabaya vuruyor sırtını! Teoman Dropkick'le yapıştırıyor onu. Jimenéz'i de kaldırıp Wes'e bir posta daha kayıyorlar ve ellerini ayaklarını bağlayıp bagaja fırlatıyorlar öylece!
Jeep'in tekerleklerinin çıkardığı acı ses otoparkta yankılanırken kameralar kapanıyor.
Mahkeme salonu.. Bir duruşma ortamı. Henüz taraflar orada değil. Duruşmayı izlemeye gelenler mahkemeyi fullemiş. Tek bir boş sandalye dahi yok. Val Venis ve Tyler Breeze, davalıların bir an önce gelip duruşmanın başlamasını bekliyorlar. Venis Breeze'ye dönüyor.
Val Venis: Seninle gurur duyuyorum.
Tyler Breeze: Bu da nereden çıktı?
Val Venis: Geçen hafta yaptığın şey... Belki kazanmadın ama takdiri hak ediyor. Miz'e karşı bir takım olarak berbattık. Sayı üstünlüğümüzle onu kolayca alt etmeliydik. Fakat Maryse'i öyle görünce... Gitmek zorunda kaldım... Asıl olay ise gecenin sonunda PURE Şampiyonluğu Maçı'na dahil olman... Maryse'nin küçük sakatlığı için revirdeydik. Birisi senin maça karıştığını söyledi. Ekrandan izledim. Alberto Del Rio ve Roman Reigns'in arasına girmek... Üstelik birbirlerinden ölesiye nefret ettikleri şu anda... Cesur bir hareketti Breeze. Fırsatları kolluyorsun. İnisiyatif almaya başlıyorsun. Evet, işte senden istediğim de bu. Bazen-
Tyler Breeze: Bu da nereden çıktı?
Val Venis: Geçen hafta yaptığın şey... Belki kazanmadın ama takdiri hak ediyor. Miz'e karşı bir takım olarak berbattık. Sayı üstünlüğümüzle onu kolayca alt etmeliydik. Fakat Maryse'i öyle görünce... Gitmek zorunda kaldım... Asıl olay ise gecenin sonunda PURE Şampiyonluğu Maçı'na dahil olman... Maryse'nin küçük sakatlığı için revirdeydik. Birisi senin maça karıştığını söyledi. Ekrandan izledim. Alberto Del Rio ve Roman Reigns'in arasına girmek... Üstelik birbirlerinden ölesiye nefret ettikleri şu anda... Cesur bir hareketti Breeze. Fırsatları kolluyorsun. İnisiyatif almaya başlıyorsun. Evet, işte senden istediğim de bu. Bazen-
Venis susuyor. Devam etmek istemiyor. Breeze meraklanıyor haliyle.
Tyler Breeze: Bazen ne?
Val Venis: Boş ver.
Tyler Breeze, hadi ama dercesine bir bakış atıyor Venis'e.
Val Venis: Bazen sana iyi mentörlük yapamadığım hissine kapılıyorum. Bağlı olma. Sen birinin uzvu değilsin. Bir yancı... Değilsin. Devam et. Fırsatlar, ancak onu kovalayanların kucağına düşüyor.
Tyler Breeze: Bazen ne?
Val Venis: Boş ver.
Tyler Breeze, hadi ama dercesine bir bakış atıyor Venis'e.
Val Venis: Bazen sana iyi mentörlük yapamadığım hissine kapılıyorum. Bağlı olma. Sen birinin uzvu değilsin. Bir yancı... Değilsin. Devam et. Fırsatlar, ancak onu kovalayanların kucağına düşüyor.
Tyler Breeze: Böyle düşünme. Sen bana hep yardımcı oldun. Bazen sıçıp batırıyorum. Ne yapacağımı bilmediğim anlar oluyor. Bana ring içinde olduğu kadar bakış açısı olarak da bir perspektif sunuyorsun. Devam ediyoruz. Çünkü SEX, hiç bitmez.
Val Venis: SEX hiç bitmez.
Kapı açılıyor. Maryse Ouellet ve avukatı kendilerine ayrılan kısma geçiyorlar. Maryse gergin. Venis onu suratından tanıyor artık. Bunu fark ettiğinde gülümsemesine engel olamıyor. Ahmet Kural gülümsemesine... Yanlış anlaşılmaya müsaade etmeme amacıyla hemen kendine çeki düzen veriyor. Hemen artlarından The Miz giriyor. Boş bir surat ifadesiyle kendine ayrılan kısma, Maryse'nin tam karşısındaki masaya kuruluyor. Tokmak vuruluyor. Hakim klasik konuşmaları yaptıktan sonra Miz'e dönüyor.
Hakim: Avukat istememişsiniz.
The Miz: Gerek duymadım.
Val Venis: SEX hiç bitmez.
Kapı açılıyor. Maryse Ouellet ve avukatı kendilerine ayrılan kısma geçiyorlar. Maryse gergin. Venis onu suratından tanıyor artık. Bunu fark ettiğinde gülümsemesine engel olamıyor. Ahmet Kural gülümsemesine... Yanlış anlaşılmaya müsaade etmeme amacıyla hemen kendine çeki düzen veriyor. Hemen artlarından The Miz giriyor. Boş bir surat ifadesiyle kendine ayrılan kısma, Maryse'nin tam karşısındaki masaya kuruluyor. Tokmak vuruluyor. Hakim klasik konuşmaları yaptıktan sonra Miz'e dönüyor.
Hakim: Avukat istememişsiniz.
The Miz: Gerek duymadım.
Hakim: Neden?
The Miz: Çünkü... Ben de boşanmak istiyorum.
Hakim: Fakat dosyalarda ve sözlü ifadelerinizde ısrarla bunun aksini ifade ediyordunuz.
The Miz: Çünkü... Ben de boşanmak istiyorum.
Hakim: Fakat dosyalarda ve sözlü ifadelerinizde ısrarla bunun aksini ifade ediyordunuz.
