PAYBACK #30
5 Nisan Cuma, 23.00 - C
Blue Cross Arena
Rochester, New York
REKLAMLAR SON BULUYOR! KAMERALARIN ARENAYA AÇILMASI İLE YENİ RENKLİ PYROLARIN PATLAMAYA BAŞLAMASI BİR OLUYOR! ARTIK TURKUAZ YOK! BÖYLELİKLE PAYBACK #30 BAŞLIYOR!
Pyroların patlamasından hemen sonra, kadrajımıza şovu başlamasının coşkusunu yaşayan seyirciler giriyor. Görüntüden anlaşılacağı üzere, insanların şova dair büyük bir merakları söz konusu. Bunu sırasıyla yakın çekim yapılan birkaç farklı seyirciden de anlayabiliyoruz. Seyircilerin bekleme halini, tüm arenada yankılanan ve seyircinin coşkusunu aşırı yükselten şarkı sona erdiriyor. Herkes ama herkes o tarafa dönüyor, arenanın büyük bir çoğunluğu ayağa kalkıyor...
Bu şarkının duyulmaya başlanması ile birlikte arenadaki ışıklar tamamen kesiliyor. Mavi bir şimşek çarpma görüntüsü geliyor titantron'a, bu bir kez daha tekrarlanıyor. Bir daha, bir daha ve bir daha! Gitgide hızlanıyor ve mavi renkli spot ışıkları stage'de toplanıyor. Işıkların toplandığı noktada birisi var, bu The Rock! Bunun birkaç saniye ardından titantron'daki şimşek çarpma görüntüsü, yerini art arda çıkan kelimelere bırakıyor.
THE
FINAL
BOSS
THE FINAL BOSS IS HERE!
Arenadaki ışıklar düzeliyor bütün arena ayakta! The Rock, gözündeki gözlüğü çıkartmadan ağır adımlarla ilerlemeye başlıyor. İlerlediği esnada arenadaki izleyici kitlesini ve reaksiyonlarını izliyor. Kendisine büyük bir ilgi var arenada! Gülmeyi eksik etmiyor Rock, o da büyülenmiş gibi görünüyor.
Greg Hamilton: Ladies and Gentlemen, please welcome The Final Boss of Prestige Grand Wrestling, The Rock!
Bir saniye! The Final Boss of Prestige Grand Wrestling mi? Arena yıkılıyor! İnanılmaz bir atmosfer hakim alanda! Rock ringe varıyor, direkt sol tarafına dönerek çelik basamaklara ilerliyor. Çelik basamaklara geldikten sonra vakit kaybetmeden adımları teker teker çıkıyor ve apron'a ulaşıyor. Apron'a geçtikten sonra iplerin arasından ringe girmek yerine, apron'da ilerliyor. Bir köşeden, diğer köşeye varıyor ve vardığı köşeye çıkıyor. Second-rope'ye çıkan Rock, elini yumruk yapıyor ve havaya kaldırıyor! Rock'ın tauntunu yaptığı sırada, arena çığlık çığlığa oluyor! Belli bir sürenin ardından, oradan iniyor ve iplerin arasından ringin içine giriyor. Ringe girdikten sonra bir köşeye doğru hareketleniyor ve Second-rope'ye çıktıktan sonra, aynı tauntunu tekrarlıyor! Pozitif reaksiyonların ardından, şarkı kesiliyor, titantron'daki görüntü son buluyor. Ringin dışından bir mikrofon uzatılıyor, Rock mikrofonu aldıktan sonra ringin tam ortasına geçiyor ve konuşmasına başlıyor.
The Rock: SONUNDA... THE ROCK, PGW'YE GELDİ!
The Rock: Yanlış duymadınız, karşınızda The Final Boss of Prestige Grand Wrestling bulunuyor! (CHEER) Whoa! Uzun zamandır böyle hissetmemiştim. Şu anda sizlerle aynı duyguları hissettiğimizden eminim. Kendimi ringe çıktığımda harika hissediyorum ama bu sefer durum eskisinden daha farklı. Bu sefer farklı bir statü ile ringe bulunuyorum. PGW'yu daha iyi bir hale getirmek adına bütün kontrolü elimde tutuyor olacağım! Buranın yeni patronu benim! Ben ve ekibim önderliğinde, bulunduğumuz noktanın çok daha ötesine gideceğiz. Hep birlikte buraları daha iyi bir hale getirmek ve milyonlara profesyonel güreş zevkini tattırmak için mücadele edeceğiz. Sizlerden geçmişte yaşananlardan bağımsız, yepyeni bir sayfa açmanızı istiyorum çünkü PGW yeni bir döneme giriyor ve işler eskisi gibi çirkin bir hal almayacak. PGW'yu artık yeni bir dönem bekliyor.
Bu şarkının duyulmaya başlanması ile birlikte arenadaki ışıklar tamamen kesiliyor. Mavi bir şimşek çarpma görüntüsü geliyor titantron'a, bu bir kez daha tekrarlanıyor. Bir daha, bir daha ve bir daha! Gitgide hızlanıyor ve mavi renkli spot ışıkları stage'de toplanıyor. Işıkların toplandığı noktada birisi var, bu The Rock! Bunun birkaç saniye ardından titantron'daki şimşek çarpma görüntüsü, yerini art arda çıkan kelimelere bırakıyor.
THE
FINAL
BOSS
THE FINAL BOSS IS HERE!
Arenadaki ışıklar düzeliyor bütün arena ayakta! The Rock, gözündeki gözlüğü çıkartmadan ağır adımlarla ilerlemeye başlıyor. İlerlediği esnada arenadaki izleyici kitlesini ve reaksiyonlarını izliyor. Kendisine büyük bir ilgi var arenada! Gülmeyi eksik etmiyor Rock, o da büyülenmiş gibi görünüyor.
Greg Hamilton: Ladies and Gentlemen, please welcome The Final Boss of Prestige Grand Wrestling, The Rock!
Bir saniye! The Final Boss of Prestige Grand Wrestling mi? Arena yıkılıyor! İnanılmaz bir atmosfer hakim alanda! Rock ringe varıyor, direkt sol tarafına dönerek çelik basamaklara ilerliyor. Çelik basamaklara geldikten sonra vakit kaybetmeden adımları teker teker çıkıyor ve apron'a ulaşıyor. Apron'a geçtikten sonra iplerin arasından ringe girmek yerine, apron'da ilerliyor. Bir köşeden, diğer köşeye varıyor ve vardığı köşeye çıkıyor. Second-rope'ye çıkan Rock, elini yumruk yapıyor ve havaya kaldırıyor! Rock'ın tauntunu yaptığı sırada, arena çığlık çığlığa oluyor! Belli bir sürenin ardından, oradan iniyor ve iplerin arasından ringin içine giriyor. Ringe girdikten sonra bir köşeye doğru hareketleniyor ve Second-rope'ye çıktıktan sonra, aynı tauntunu tekrarlıyor! Pozitif reaksiyonların ardından, şarkı kesiliyor, titantron'daki görüntü son buluyor. Ringin dışından bir mikrofon uzatılıyor, Rock mikrofonu aldıktan sonra ringin tam ortasına geçiyor ve konuşmasına başlıyor.
The Rock: SONUNDA... THE ROCK, PGW'YE GELDİ!
The Rock: Yanlış duymadınız, karşınızda The Final Boss of Prestige Grand Wrestling bulunuyor! (CHEER) Whoa! Uzun zamandır böyle hissetmemiştim. Şu anda sizlerle aynı duyguları hissettiğimizden eminim. Kendimi ringe çıktığımda harika hissediyorum ama bu sefer durum eskisinden daha farklı. Bu sefer farklı bir statü ile ringe bulunuyorum. PGW'yu daha iyi bir hale getirmek adına bütün kontrolü elimde tutuyor olacağım! Buranın yeni patronu benim! Ben ve ekibim önderliğinde, bulunduğumuz noktanın çok daha ötesine gideceğiz. Hep birlikte buraları daha iyi bir hale getirmek ve milyonlara profesyonel güreş zevkini tattırmak için mücadele edeceğiz. Sizlerden geçmişte yaşananlardan bağımsız, yepyeni bir sayfa açmanızı istiyorum çünkü PGW yeni bir döneme giriyor ve işler eskisi gibi çirkin bir hal almayacak. PGW'yu artık yeni bir dönem bekliyor.
Seyircilerden yoğun bir destek var, Rock bu pozitif reaksiyonlar esnasında seyircileri izleyerek kendisine de dinlenme fırsatı yaratıyor. Ardından konuşmasına devam ediyor.
The Rock: Durmaya zaman yok, asla yerimizde saymayacağız ve çalışmalarımıza bir an evvel başlayacağız. Seyircileri dinlemeye başlayarak harekete geçtiğimizi söyleyebilirim. Harekete geçtiğim ilk iş, seyircileri dinlemek. Sizlerin düşünceleri ve ilgileri bizim için çok şey ifade ediyor, öyle ki biz de sizlerin seveceği şeyler inşa etme konusunda kararlıyız. Rahatlıkla görebiliyorum ki, sımsıkı tuttuğunuz sevgiler var; ya da hâlâ doyamadıklarınız. Humberto Garza'ya duyulan saygı ve sevginin farkındayım. Bu işin üstüne düştüm, düşündüm, taşındım. Durumu duygusallıktan ziyade profesyonellikle düşündüm, ince eleyip sık dokudum. Sizlerin ona yaklaşımınız, benim de kendisinin bu işi en doğru biçimde yapacağına inandığımdan ötürü bir karar aldım. O kadar da Humberto'nun PGW'nun yeni genel müdürü olması yönünde! Şimdi ise onu buraya davet ediyorum.
Greg Hamilton: Ladies and Gentlemen, please welcome Former Prince and The New General Manager of PGW, Mr. Berto!
JBL: Mr. Berto mu?
Arka alandan gelen isim Mr. Berto! Arenada kendisine büyük bir ilgi var, bunu seyircilerin gösterdikleri pozitif reaksiyonlardan rahatlıkla anlayabiliyoruz. Mr. Berto ise bu reaksiyonlar karşısında kafasını sallayarak ve uzun uzun etrafını izleyerek veriyor. Aradan geçen zamanın ardından üstünde takım elbise bulunan Mr. Berto, kravatını düzeltiyor ve ringe doğru ilerliyor. Kendisinin halihazırda elinde bir mikrofon bulunmakta. Fazla sürmüyor, Mr. Berto ringe ulaşıyor ve çelik basamakları kullanarak apron'a çıkışından hemen sonra iplerin arasından ringe giriyor. Ringe girer girmez ilk işi The Rock'a doğru ilerlemek ve onun elini sıkımak oluyor. İkili el sıkışıyorlar ve bu esnada yoğun bir CHEER hakim oluyor arenamızda. Reaksiyonlar sona erdiğinde konuşmasına başlıyor sayın genel müdür.
Mr. Berto: Karşıma böyle bir fırsat çıktıktan sonra yaşadıklarımı tarif edemiyorum. Böyle bir teklif asla reddedilemezdi, ben de öyle yaptım. Öncelikle bu fırsatı bana sunduğunuz için teşekkür ederim bayım. (Rock elini yumruk yaparak uzatıyor ve yumruk tokuşturuyorlar) Özellikle ne yapılmaması gerektiğinin farkındayım, neler yapacağıma gelmeden önce. Elimden gelenin en iyisini yapma konusunda kararlıyım. En iyisi için şartları zorlamaktan çekinmeyeceğim. Farklı bir profil, farklı bir yöntem... (biraz duraksıyor) Ve evet... Burayı O'Neil'in bıraktığı pisliklerden arındırıp soyadımızı, Garza'yı burada yaşatmayı, onu burada hissettirmeyi sürdüreceğim. O daima burada olacak ve bizimle birlikte olmayı sürdürecek. (kuru bir yutkunma) Pekala, Mr. Rock... Geride bıraktığımız hafta sonunda, PGW'nun nasıl bir bunalımı geride bıraktığının farkındasınızdır. Müsaadeniz ile PGW'nun bu denli değişimine yol açan ve o gecenin kahramanı olan o ismi buraya davet etmek istiyorum. Sole Survivor'ı yanımıza çağırıyorum! Gecenin asıl adamı da burada, bizimle olmalı!
Seyirciler ayağa kalkıyorlar! Arka alandan, stage'ye gelen isim Pure Şampiyonu ve Sole Survivor Jey Uso! Stage'nin tam orta noktasında duruyor ve elindeki Pure Championship'i havaya kaldırıyor! Kendisine büyük saygı, büyük bir destek var. Sonrasında kemeri omzunun arkasına koyuyor ve tek eliyle tutarak ilerlemeye başlıyor. Jey, kendisine elini uzatan seyircilerin ellerine çakarak ringe doğru ilerlemeye başlıyor.
Ringe vardıktan sonra çelik basamakları kullanarak turnbuckle'a çıkıyor ve orada seyircilerle senkronize şekilde "FEIN" tezahüratına eşlik ettikten sonra aşağı inip bir mikrofon istiyor. mikrofon istiyor. Ring dışarısından uzatılan mikrofonu aldıktan sonra Mr. Berto ile The Rock'ın tam karşısına geçerek konuşmasına başlıyor.
Jey Uso: Burası artık... Burası artık biraz farklı kokuyor ve ben bu kokuyu şimdiden sevmeye başladım. Ama bunu... (Rock'a dönüyor) Bunu şahsi algılamanı pek istemiyorum. O'Neil yerine kim gelse sonuç olarak bu koku güzel olacaktı. Ama... Olmuş. Daha güzel olmuş. (Rock'ın elini sıkıyor) Şimdi... İnsanların benden beklediği bir konuşma bu. Ve ben, baskı altında pek mantıklı konuşabilen biri olmadım. Hiçbir zaman. Bunu ilk farkeden babamdı. Dolayısıyla Jimmy'nin aksine ben, hep suskun olan oldum. Belki de bu kadar duygularını yoğun yaşayan bir "tohum" olmamın sebebi bunun bana etkisi olan içe kapanıklıktır. (duygulanıyor ama gülüyor) Her neyse. PURE ŞAMPİYONU VE SOLE SURVIVOR JEY USO BURADA!
Seyircilerden çok yoğun olumlu tepkiler alma furyası Jey Uso için devam ediyor. Bu momentumu ve etkileşimi daha önce PGW'de yakalayabilmiş sayısı çok az. The Rock ve Mr. Berto bunu şaşkınlıkla izlerken Jey devam ediyor.
The Rock: Durmaya zaman yok, asla yerimizde saymayacağız ve çalışmalarımıza bir an evvel başlayacağız. Seyircileri dinlemeye başlayarak harekete geçtiğimizi söyleyebilirim. Harekete geçtiğim ilk iş, seyircileri dinlemek. Sizlerin düşünceleri ve ilgileri bizim için çok şey ifade ediyor, öyle ki biz de sizlerin seveceği şeyler inşa etme konusunda kararlıyız. Rahatlıkla görebiliyorum ki, sımsıkı tuttuğunuz sevgiler var; ya da hâlâ doyamadıklarınız. Humberto Garza'ya duyulan saygı ve sevginin farkındayım. Bu işin üstüne düştüm, düşündüm, taşındım. Durumu duygusallıktan ziyade profesyonellikle düşündüm, ince eleyip sık dokudum. Sizlerin ona yaklaşımınız, benim de kendisinin bu işi en doğru biçimde yapacağına inandığımdan ötürü bir karar aldım. O kadar da Humberto'nun PGW'nun yeni genel müdürü olması yönünde! Şimdi ise onu buraya davet ediyorum.
Greg Hamilton: Ladies and Gentlemen, please welcome Former Prince and The New General Manager of PGW, Mr. Berto!
JBL: Mr. Berto mu?
Arka alandan gelen isim Mr. Berto! Arenada kendisine büyük bir ilgi var, bunu seyircilerin gösterdikleri pozitif reaksiyonlardan rahatlıkla anlayabiliyoruz. Mr. Berto ise bu reaksiyonlar karşısında kafasını sallayarak ve uzun uzun etrafını izleyerek veriyor. Aradan geçen zamanın ardından üstünde takım elbise bulunan Mr. Berto, kravatını düzeltiyor ve ringe doğru ilerliyor. Kendisinin halihazırda elinde bir mikrofon bulunmakta. Fazla sürmüyor, Mr. Berto ringe ulaşıyor ve çelik basamakları kullanarak apron'a çıkışından hemen sonra iplerin arasından ringe giriyor. Ringe girer girmez ilk işi The Rock'a doğru ilerlemek ve onun elini sıkımak oluyor. İkili el sıkışıyorlar ve bu esnada yoğun bir CHEER hakim oluyor arenamızda. Reaksiyonlar sona erdiğinde konuşmasına başlıyor sayın genel müdür.
Mr. Berto: Karşıma böyle bir fırsat çıktıktan sonra yaşadıklarımı tarif edemiyorum. Böyle bir teklif asla reddedilemezdi, ben de öyle yaptım. Öncelikle bu fırsatı bana sunduğunuz için teşekkür ederim bayım. (Rock elini yumruk yaparak uzatıyor ve yumruk tokuşturuyorlar) Özellikle ne yapılmaması gerektiğinin farkındayım, neler yapacağıma gelmeden önce. Elimden gelenin en iyisini yapma konusunda kararlıyım. En iyisi için şartları zorlamaktan çekinmeyeceğim. Farklı bir profil, farklı bir yöntem... (biraz duraksıyor) Ve evet... Burayı O'Neil'in bıraktığı pisliklerden arındırıp soyadımızı, Garza'yı burada yaşatmayı, onu burada hissettirmeyi sürdüreceğim. O daima burada olacak ve bizimle birlikte olmayı sürdürecek. (kuru bir yutkunma) Pekala, Mr. Rock... Geride bıraktığımız hafta sonunda, PGW'nun nasıl bir bunalımı geride bıraktığının farkındasınızdır. Müsaadeniz ile PGW'nun bu denli değişimine yol açan ve o gecenin kahramanı olan o ismi buraya davet etmek istiyorum. Sole Survivor'ı yanımıza çağırıyorum! Gecenin asıl adamı da burada, bizimle olmalı!
Seyirciler ayağa kalkıyorlar! Arka alandan, stage'ye gelen isim Pure Şampiyonu ve Sole Survivor Jey Uso! Stage'nin tam orta noktasında duruyor ve elindeki Pure Championship'i havaya kaldırıyor! Kendisine büyük saygı, büyük bir destek var. Sonrasında kemeri omzunun arkasına koyuyor ve tek eliyle tutarak ilerlemeye başlıyor. Jey, kendisine elini uzatan seyircilerin ellerine çakarak ringe doğru ilerlemeye başlıyor.
Ringe vardıktan sonra çelik basamakları kullanarak turnbuckle'a çıkıyor ve orada seyircilerle senkronize şekilde "FEIN" tezahüratına eşlik ettikten sonra aşağı inip bir mikrofon istiyor. mikrofon istiyor. Ring dışarısından uzatılan mikrofonu aldıktan sonra Mr. Berto ile The Rock'ın tam karşısına geçerek konuşmasına başlıyor.
Jey Uso: Burası artık... Burası artık biraz farklı kokuyor ve ben bu kokuyu şimdiden sevmeye başladım. Ama bunu... (Rock'a dönüyor) Bunu şahsi algılamanı pek istemiyorum. O'Neil yerine kim gelse sonuç olarak bu koku güzel olacaktı. Ama... Olmuş. Daha güzel olmuş. (Rock'ın elini sıkıyor) Şimdi... İnsanların benden beklediği bir konuşma bu. Ve ben, baskı altında pek mantıklı konuşabilen biri olmadım. Hiçbir zaman. Bunu ilk farkeden babamdı. Dolayısıyla Jimmy'nin aksine ben, hep suskun olan oldum. Belki de bu kadar duygularını yoğun yaşayan bir "tohum" olmamın sebebi bunun bana etkisi olan içe kapanıklıktır. (duygulanıyor ama gülüyor) Her neyse. PURE ŞAMPİYONU VE SOLE SURVIVOR JEY USO BURADA!
Seyircilerden çok yoğun olumlu tepkiler alma furyası Jey Uso için devam ediyor. Bu momentumu ve etkileşimi daha önce PGW'de yakalayabilmiş sayısı çok az. The Rock ve Mr. Berto bunu şaşkınlıkla izlerken Jey devam ediyor.
Jey Uso: O ringe çıktığımda-
Bu müzik? PGW'de ilk kez duyduğumuz bir giriş müziği ve sahibi Johnny Mayhem!? Koltuk değneklerini atmış şekilde girişte görünüyor değişik bir tarzla. Seyircilerden pek reaksiyon aldığı söylenemez. En azından Jey Uso'nun aldığının onda birini bile alıyor diyemeyiz. Ama adeta bir star edasında etrafa gülücükler saçarak ve selamlar vererek ilerliyor. Yüzünde güller açarak içeriye giriyor ve Jey Uso'ya bakıp dışarıdan bir mikrofon isteyip konuşmasına başlıyor.
Johnny Mayhem: Bayanlar ve baylar... Evet aramız bozuktu. Bir zamanlar. Ama... Kanımız hiç bozulmadı! Sizlere SOLE SURVIVOR JEY USO'YU TAKDİM ETMEME İZİN VERİN!
Mayhem coşkuyla Jey Uso'nun elini kaldırırken Uso kafasını sallayarak kibarca teşekkür ediyor. Rock ve Mr. Berto anlamsız şekilde Mayhem'e bakıyorlar.
Johnny Mayhem: Sonuç olarak neredeyse bir senedir bu ringde hep bir şekilde mücadelemizi sürdürmeye çalıştık ve benimle aynı şeyleri yaşayan, aynı yollardan geçen bir adamın burada "Main Event" olarak duruyor olması... Bu beni duygulandırıyor. Çok duygulandırıyor. Hatırlıyor musun Jey, bir zamanlar biz Val ile PGW'nin altından üstünden geçerken -buna Garza's dahil- (Mr. Berto'ya dönüp gülümsüyor)
JBL: Vay canına, burada gerçekten de üç takımın da üyesi var! Garzalardan Mr. Berto, The Sex'den Johnny Mayhem, Father & Seed'den ise Jey Uso! Bir zamanlar PGW'nin divizyonu inanılmazmış!
Bu müzik? PGW'de ilk kez duyduğumuz bir giriş müziği ve sahibi Johnny Mayhem!? Koltuk değneklerini atmış şekilde girişte görünüyor değişik bir tarzla. Seyircilerden pek reaksiyon aldığı söylenemez. En azından Jey Uso'nun aldığının onda birini bile alıyor diyemeyiz. Ama adeta bir star edasında etrafa gülücükler saçarak ve selamlar vererek ilerliyor. Yüzünde güller açarak içeriye giriyor ve Jey Uso'ya bakıp dışarıdan bir mikrofon isteyip konuşmasına başlıyor.
Johnny Mayhem: Bayanlar ve baylar... Evet aramız bozuktu. Bir zamanlar. Ama... Kanımız hiç bozulmadı! Sizlere SOLE SURVIVOR JEY USO'YU TAKDİM ETMEME İZİN VERİN!
Mayhem coşkuyla Jey Uso'nun elini kaldırırken Uso kafasını sallayarak kibarca teşekkür ediyor. Rock ve Mr. Berto anlamsız şekilde Mayhem'e bakıyorlar.
Johnny Mayhem: Sonuç olarak neredeyse bir senedir bu ringde hep bir şekilde mücadelemizi sürdürmeye çalıştık ve benimle aynı şeyleri yaşayan, aynı yollardan geçen bir adamın burada "Main Event" olarak duruyor olması... Bu beni duygulandırıyor. Çok duygulandırıyor. Hatırlıyor musun Jey, bir zamanlar biz Val ile PGW'nin altından üstünden geçerken -buna Garza's dahil- (Mr. Berto'ya dönüp gülümsüyor)
JBL: Vay canına, burada gerçekten de üç takımın da üyesi var! Garzalardan Mr. Berto, The Sex'den Johnny Mayhem, Father & Seed'den ise Jey Uso! Bir zamanlar PGW'nin divizyonu inanılmazmış!
Johnny Mayhem: Şimdi üçümüz buradayız ve kabul edelim ki... Sen başardın Jey. Tüm bu insanların kalbini sen çaldın. Ve daha önemlisi... PGW'i bir mikroptan sen kurtardın. Söylemememde bir sakınca yok... Yarattığım şeyden... Senden gurur duyuyorum!
Başta Jey Uso olmak üzere herkes anlamsız bakışlarla ve şaşkınlıkla Mayhem'i dinliyor.
Başta Jey Uso olmak üzere herkes anlamsız bakışlarla ve şaşkınlıkla Mayhem'i dinliyor.
Johnny Mayhem: Aynı zamanda kendimle de gurur duyuyorum çünkü 10 aydır toprakta öylece duran bu tohumu ben yeşerttim. Johnny Mayhem. Seni ilmek ilmek Team PGW için bir kurtarıcı olarak işledim ve... Ve karşımdasın! Buna inanamıyorum ve sana sarılmak istiyorum ama kendimi tutuyorum çünkü en son sarıldığım kişiyle işler devamında hiç iyi gitmedi. Kabul edelim ki, sen oldun Jey. Sen olmalıydın da. Çünkü olması gereken şeyin bu olduğunu biraz geç fark ettim. Sole Survivor olmak... Benim için yazılmış kaderde yoktu. Hiç olmadı da. Belki üzüldüm, belki kırıldım, senin zamanında tattığın çoğu duyguyu tattım. Çünkü bilirsin, ben de tıpkı senin gibi duygusal bir adamım. İşin özü... Olması gereken oldu. Ben olmamalıydım, sen olmalıydın! Ve oldun da!
Michael Cole: Ne saçmalıyor? Jey Uso'nun kutlamasını berbat etti ve onu konuşturmuyor bile!
Michael Cole: Ne saçmalıyor? Jey Uso'nun kutlamasını berbat etti ve onu konuşturmuyor bile!
Johnny Mayhem: Bir teşekkür bekliyor değilim. Çünkü yarattığım şeyden duyduğum gurur, Team PGW'e seni dahil ederek yazdığım hikaye yeterince kendimi iyi hissettiriyor. O yüzden... Bir kez daha yüksek sesle... UUUUUUUUUUUUUUUUUUUUSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO!
Michael Cole: Sonunda oldu. Mayhem tamamıyla delirdi.
JBL: Bu... Uyumsuz hayal kurma hastalığı. Mayhem bundan müzdarip olmalı!
Michael Cole: O da nedir?
JBL: Biraz araştırırsan görürsün. Şu anda canlı canlı bu hastalığın tüm fonksiyonlarını gösteren birini izliyoruz.
Uso'nun adını haykırdıktan sonra Mayhem mikrofonu yere atıp ona sarılıyor! Ardından yeni giriş müziği giriyor ve The Rock ile el sıkışıyor. Mr. Berto'yla da kısa bir süre bakıştıktan sonra sarılıyor ve en sonunda seyircileri selamlamaya başlıyor. Jey Uso bundan hoşnut olmadığını ters bakışlarıyla ve suskun tavrıyla açık açık belli etse de Mayhem direkt olarak aşağı inip seyircilerle tokalaşarak arka alana gidiyor. Biz de ringdeki üçlünün birbirlerine tuhaf bakışları arasında reklamlara gidiyoruz.
Kameralar açıldığında HIV Zeke'yi ringde görüyoruz. Kendisine inanılmaz bir yuhalama hakim arenada.
HIV Zeke: Neden... Neden... Neden... Neden aptallar neden? (boo) Neden bunu yapıyorsunuz ha? Ben size ne yaptım? (WHAT?) Benim suçum ne? (WHAT?)
HIV Zeke: Bir daha WHAT? diyen... Morondur!
Seyircilerin hepsi bir anda susuyor. Zeke sırıtarak mikrofonu eline alıyor. ve konuşmaya yelteniyor..
(WHAT?)
Michael Cole: Sonunda oldu. Mayhem tamamıyla delirdi.
JBL: Bu... Uyumsuz hayal kurma hastalığı. Mayhem bundan müzdarip olmalı!
Michael Cole: O da nedir?
JBL: Biraz araştırırsan görürsün. Şu anda canlı canlı bu hastalığın tüm fonksiyonlarını gösteren birini izliyoruz.
Uso'nun adını haykırdıktan sonra Mayhem mikrofonu yere atıp ona sarılıyor! Ardından yeni giriş müziği giriyor ve The Rock ile el sıkışıyor. Mr. Berto'yla da kısa bir süre bakıştıktan sonra sarılıyor ve en sonunda seyircileri selamlamaya başlıyor. Jey Uso bundan hoşnut olmadığını ters bakışlarıyla ve suskun tavrıyla açık açık belli etse de Mayhem direkt olarak aşağı inip seyircilerle tokalaşarak arka alana gidiyor. Biz de ringdeki üçlünün birbirlerine tuhaf bakışları arasında reklamlara gidiyoruz.
Kameralar açıldığında HIV Zeke'yi ringde görüyoruz. Kendisine inanılmaz bir yuhalama hakim arenada.
HIV Zeke: Neden... Neden... Neden... Neden aptallar neden? (boo) Neden bunu yapıyorsunuz ha? Ben size ne yaptım? (WHAT?) Benim suçum ne? (WHAT?)
HIV Zeke: Bir daha WHAT? diyen... Morondur!
Seyircilerin hepsi bir anda susuyor. Zeke sırıtarak mikrofonu eline alıyor. ve konuşmaya yelteniyor..
(WHAT?)
HIV Zeke: Hepiniz umarım en yakın zamanda ölürsünüz. (WHAT?) Uzun uzadıya konuşmayı hayal ediyordum fakat bu aptallığınız her şeyin önüne geçti. Bryan Danielson! Beni yenmen şans eseri bir-
(YES! YES! YES! YES! YES!) Zeke bu sefer de bu taunt yüzünden tam olarak hislerini açıklayamıyor. Seyirci tarafından sabote ediliyor.
(YES! YES! YES! YES! YES!) Zeke bu sefer de bu taunt yüzünden tam olarak hislerini açıklayamıyor. Seyirci tarafından sabote ediliyor.
HIV Zeke: Beni yenmen şans eseri bir olaydı ve şimdi burada, başka bir rakip için... (WHAT?) Bekliyorum. Kim gelirse gelsin, onu yeneceğim! (WHAT?)
Zeke üstündeki giysisini çıkarıp rakibini beklemeye koyuluyor.
Apronda giriş müziği olmadan biri görünüyor.
Bu Harland! PGW'de çok kısa görünen isimlerden biriydi ve şimdi yanında Joe Gacy olmadan burada! Zeke onu ciddiye aldı gibi görünüyor. Gardını alıp ringde rakibini bekliyor.
HIV Zeke vs. Harland
Zeke üstündeki giysisini çıkarıp rakibini beklemeye koyuluyor.
Apronda giriş müziği olmadan biri görünüyor.
Bu Harland! PGW'de çok kısa görünen isimlerden biriydi ve şimdi yanında Joe Gacy olmadan burada! Zeke onu ciddiye aldı gibi görünüyor. Gardını alıp ringde rakibini bekliyor.
HIV Zeke vs. Harland
Zeke sağlam bir yumruk geçiriyor! Fakat bu Harland'a etki etmiyor! Harland, Zeke'ye bakıyor. Zeke güçlü bir şekilde Harland'ı köşeye yapıştırıyor. Sonrasında karşı köşeye koşup oradan Clothesline! Fakat Harland'a işlemiyor! Üstüne koşuyor fakat Harland onu boğazlıyor! Chokeslam'i oturtuyor! Zeke yerde acıyla sırtını tutuyor! Harland boğazlayarak yerden kaldırıyor. Zeke'nin boğazından sıkıyor. Zeke, Harland'ın elini üstünden çekiyor ve Scoop Slam'le kaldırıyor! Scoop Slam'le Harland'ı yere yapıştırıyor! Harland hızla yerden kalkıyor. Zeke neye uğradığını şaşırıyor! Zeke hızla iplerden sekiyor ve bir Clothesline! Fakat bu da Harland'a işlemiyor! Harland bunun üstüne sağlam bir big boot vuruyor!
Michael Cole: Sen de benim gibi bu işte bir tuhaflık var diyor musun?
JBL: Kesinlikle. Ben mi yanlış görüyorum yoksa Harland sanki bir robot gibi, hiçbir fiziksel şeye tepki vermeden mi güreşiyor?
Michael Cole: Harland... Acının zerresini hissetmiyor gibi.
JBL: Kesinlikle. Düşünsene... Gerçekten böyle bir şey var!
Zeke yerden kalkarken çaresizce Harland'a bakıyor! Harland yerdeki Zeke'ye sağlam bir bootu geçiriyor!
Michael Cole: Sen de benim gibi bu işte bir tuhaflık var diyor musun?
JBL: Kesinlikle. Ben mi yanlış görüyorum yoksa Harland sanki bir robot gibi, hiçbir fiziksel şeye tepki vermeden mi güreşiyor?
Michael Cole: Harland... Acının zerresini hissetmiyor gibi.
JBL: Kesinlikle. Düşünsene... Gerçekten böyle bir şey var!
Zeke yerden kalkarken çaresizce Harland'a bakıyor! Harland yerdeki Zeke'ye sağlam bir bootu geçiriyor!
Michael Cole: Böyle bir şey derken... Tam olarak ne?
JBL: Bir güreşçi hiçbir şekilde acı hissetmiyor... Düşünsene nasıl olurdu... Kabus gibi.
Michael Cole: Kabus gibi.
JBL: Bir güreşçi hiçbir şekilde acı hissetmiyor... Düşünsene nasıl olurdu... Kabus gibi.
Michael Cole: Kabus gibi.
Harland yerdeki Zeke'ye kafa göz girişiyor! Kafasına üst üste yumruklar! Sonrasında iki eliyle Zeke'yi kaldırıyor ve Vice Grip! Bu şekilde bir süre sıktıktan sonra çeviriyor ve boğazlıyor bir CHOKESLAM DAHA! Zeke acı içinde yerde kıvranıyor! Harland ciddiyetini bozmadan kalk diye bağırıyor! Zeke öksüre öksüre karnını tutarak kalkıyor. Çevresine bakıyor. Çaresizce kalan son gücüyle Harland'ın üstüne koşuyor fakat Harland onu Chokeslam'le yakalıyor ve bir Chokeslam daha! Sonrasında ensesinden kaldırıyor ve arkasından yakalayıp Back Suplex Side Slam! Tuşa gidiyor! 1.......2.......
3!
Kazanan: Harland
Michael Cole: Her neyse... Bence tanık olduğumuz bu garip şey biraz Zeke'nin yumruklarıyla alakalı.
JBL: Harland'ı haftaya da izlemek isterim.
Uzun süre sonra burada Joe Gacy ile görünerek değil tek başına boy gösteren Harland, HIV Zeke karşısında kendinden emin bir galibiyet alıp öylece arka alana ilerliyor.
Angelico'yu evinde, Kitâb-ı Mukaddes'i sessiz bir şekilde okurken görüyoruz. Kendisi arkada çalan ilahilere kendini kaptırmış bir vaziyette iken telefonuna gelen arama tüm bu ortamı bozuyor.
Angelico: Sefir! Hiç aramayacaksın sandım. Günlerdir aramanızı bekliyordum. Peder nasıl? Daha iyi bir elçi olmak adına bana vermiş olduğunuz ilk görevi yerine getirdim.
Telefonun başındaki Sefir'in boğuk sesini duyamasak da Angelico kafasını sallıyor.
Angelico: Evet, tam çantayı bozduracağı anda müdahele ettim. Tanrı şahidim ki hayatım boyunca bir şeye bu kadar hızlı yetişmemiştim. Peder benden memnun mu?
Duraksıyor ve Sefir'in cevabını bekliyor.
Kazanan: Harland
Michael Cole: Her neyse... Bence tanık olduğumuz bu garip şey biraz Zeke'nin yumruklarıyla alakalı.
JBL: Harland'ı haftaya da izlemek isterim.
Uzun süre sonra burada Joe Gacy ile görünerek değil tek başına boy gösteren Harland, HIV Zeke karşısında kendinden emin bir galibiyet alıp öylece arka alana ilerliyor.
Angelico'yu evinde, Kitâb-ı Mukaddes'i sessiz bir şekilde okurken görüyoruz. Kendisi arkada çalan ilahilere kendini kaptırmış bir vaziyette iken telefonuna gelen arama tüm bu ortamı bozuyor.
Angelico: Sefir! Hiç aramayacaksın sandım. Günlerdir aramanızı bekliyordum. Peder nasıl? Daha iyi bir elçi olmak adına bana vermiş olduğunuz ilk görevi yerine getirdim.
Telefonun başındaki Sefir'in boğuk sesini duyamasak da Angelico kafasını sallıyor.
Angelico: Evet, tam çantayı bozduracağı anda müdahele ettim. Tanrı şahidim ki hayatım boyunca bir şeye bu kadar hızlı yetişmemiştim. Peder benden memnun mu?
Duraksıyor ve Sefir'in cevabını bekliyor.
Angelico: Öyleyse çok mutluyum. Bu daha hizmetimin başlangıcı. Pederi onurlandırmak için ne gerekiyorsa yapacağım... Wes ise eninde sonunda benimle konuşmaya gelecek. Muhtemelen önümüzdeki hafta PAYBACK şovuna uğrarsam onunla karşılaşaca-
Angelico cümlesini bitiremiyor çünkü aşağıdan resmen kapıya gülleyle vuruyorlarcasına sesler geliyor. Kendisi feci şekilde tırsıyor. Sefir ona bu duraksamasının nedenini sorarken Angelico korkuyla ayağa kalkıyor.
Angelico: Hemen sizi arayacağım Sefir-
Aşağıya indiği zaman karşılaştığı manzara onu şok ediyor. Resmen aldığı hasardan dolayı parçalanan kapısına bakıyor. Kapıyı iyice kilitlerken evin içinden bir ses geliyor!
Angelico cümlesini bitiremiyor çünkü aşağıdan resmen kapıya gülleyle vuruyorlarcasına sesler geliyor. Kendisi feci şekilde tırsıyor. Sefir ona bu duraksamasının nedenini sorarken Angelico korkuyla ayağa kalkıyor.
Angelico: Hemen sizi arayacağım Sefir-
Aşağıya indiği zaman karşılaştığı manzara onu şok ediyor. Resmen aldığı hasardan dolayı parçalanan kapısına bakıyor. Kapıyı iyice kilitlerken evin içinden bir ses geliyor!
?: Arkana bak oğluşum.
BU WES LEE! ÇOKTAN İÇERİ GİRMİŞ! Angelico ölü görmüşe dönüyor. Tam konuşacakken Wes Lee onun üstüne atlıyor ve deli gibi yumruklamaya başlıyor! Angelico'nun tam yüzüne yumruk darbeleri indiriyor. Angelico ona vurmamak için çabalasa da en sonunda Wes'in karnına dizini geçiriyor. Tüm gücüyle Wes'i yana itiyor ve ayağa kalkıp koşarak dışarı çıkmak istiyor- AMA SON ANDA WES ONUN AYAĞINI TUTUYOR VE ANGELICO YÜZ ÜSTÜ YERE DÜŞÜYOR! ANGELICO'NUN BURNU KIRILDI RESMEN, ŞARIL ŞARIL KANLAR AKIYOR! Wes ayağa kalkıp Angelico'ya sert tekmeler vuruyor. Tüm bu tekmeleri atarken bir yandan bağırıyor.
Wes Lee: Daha iyi bir an yoktu... Her şeye sahip olacaktım. Babam bildiğim adamın, O'Neil'ın hayatını bile siktir ettim... Onu yarı yolda bıraktım, takımımı yarı yolda bıraktım, onurumu kirlettim. Hepsi o an içindi. Ben şampiyon olacaktım... Tek bir saniyem kalmıştı... Hakeme çantayı veriyordum- Sen- sen- ne-den bunu yaptın?
Wes Lee resmen acı bir kahkaha atıyor ve Angelico yerine duvarı yumrukluyor. Şimdi ayağıyla Angelico'nun boğazına bastırıyor!
Wes Lee: NEDEN? NEDEN OROSPU ÇOCUĞU NEDEN?
Angelico konuşmak istiyor ancak Wes Lee öyle bir nefretle bastırıyor ki nefesi kesildiği için doğru düzgün konuşamıyor. Ağzından çıkan harfler birleşince Wes aniden onu boğmayı bırakıyor.
Angelico: As-Aster
Angelico resmen ölmeden önce hayatını kurtaracak kelimeyi söylemiş gibi! Wes onu boğmayı tamamen bırakıyor ve Angelico deli gibi öksürüyor. Zar zor kendisine geldikten sonra cümlesini tamamlıyor.
Angelico: Aster ile mut-lu olmak is-temiyor musun Wes? Tek istediğin bu değil mi? O çantayı bozup, Aster'ı geri kazanmak. E-eğer o çantayı tam olarak orada bozsaydın başarısız olacaktın. Hatta diskalifiye ile. Güreş tarihine, tarihin en kötü cash-in'ini yaparak geçecektin. Aster ise seninle bir daha yüz yüze gelmek bile istemeyecekti. Ben seni kurtardım Wes. Çünkü Peder kurtarılmanı istedi.
Wes, bu saçmalığa kendi kendine gülüyor.
Wes Lee: Seni de pederini de ayrı ayrı çoğaltırım. Benimle taşak mı geçiyorsunuz? Başıma peygamber ve tarikatı mı kesildiniz? Geleceği gördüğünüzü mü iddia ediyorsunuz orospu çocukları? Seni şansım varken gebertmeliyim.
Wes, tekrar Angelico'ya yaklaşıyor ama...
Angelico: SADECE GELECEĞİ DEĞİL! GEÇMİŞİ! İnanmakta güçlük çekebilirsin. Fakat o her şeyi görüyor Wes. Küçükken ölmesine göz yumduğun dedeni bile görüyor.
WES DONUP KALIYOR! RESMEN DONUP KALIYOR. ANGELICO'YA YÜRÜMEK YERİNE OLDUĞU YERDE KALIYOR. ANGELICO İSE YÜZÜ GÖZÜ KAN OLMASINA RAĞMEN SANKİ BUNLARI YAPAN ADAM KARŞISINDA DEĞİLMİŞCESİNE RAHAT BİR ŞEKİLDE AYAKLANMAYA ÇALIŞIYOR!
Angelico: Ne kadar garip değil mi? Peder'in senin gözlerine bakınca gördüğü ilk şey buymuş. Ne zaman olmuştu bu olay.. Sanırım 2001'de bir Aralık sabahıymış. Deden Herbert'ın sen doğmadan seneler önce kalbi arızalanmış. Anlaşılan sen daha 7 yaşındayken durum iyice vahimleşmiş. Yataktan doğru düzgün çıkmıyordu değil mi? Ölmekten korkuyormuş. Herbert dışardan ne kadar iyi, kendi halinde bir yaşlı adam gibi dursa da sana hiçbir zaman... Sana hiçbir zaman iyi değildi değil mi Wes? Belki de bu yüzden sonraki hayatında hep dedesi ile derin bir bağ kuran insanlara tiksintiyle baktın. Çünkü onlar senin asla sahip olamayacağın bir dedeye sahipti.
Wes Lee olduğu yere yığılıyor. Resmen öylece kafasını elleriyle kapatıyor.
Angelico: Küçük bir çocuğa seneler boyu yapılan insanlık dışı dayaklar. Dedenin nasıl bir insan olduğunu en iyi baban biliyordu. Ama o seni görmedi. Seni duymak istemedi çünkü babasının nasıl biri olduğunu o da biliyordu. Ama sen Wes... Sen her zaman olduğun gibi inatçı bir çocuktun. Adalet anlayışın o zamandan belliymiş. Dedenin kalp ilaçlarını içi boş haplarla değiştirmeyi 7 yaşında bir çocuğun akıl etmesi akıl alır gibi bir şey değil. Sadece senin bileceğini sandığın bir günah işlemek ise... Kelime bulamıyorum, Wes. Çünkü seni anlıyorum kardeşim. Anlıyorum... Bununla yaşamak çok zor Wes. Seni çok çok iyi anlıyorum. Ama o gördü. Peder, yaşlı Hurbert'ın sana attığı dayakları gördü. Suçsuz bir çocuk olan senin, ortada hiçbir şey yokken kemerle saatler boyu yediğin dayakları gördü. İşin acı yanı o senin için ağladı. PEDER DEDEN İÇİN DEĞİL, SENİN ÇEKTİĞİN ACILAR İÇİN AĞLADI. Çünkü bu günahı neden işlediğini gördü. Masumiyetini gördü ve seni bağışladı! Seni kollarının arasına almak istedi. Şimdi anlıyor musun Wes? Onun kudretini... Anlıyor musun?
Angelico tam olarak doğrulur doğrulmaz yerde öylece duran Wes'e elini uzatıyor. Wes gözleri yaşlı bir şekilde ona bakıyor.
Angelico: Ona inanırsan her şeyin üstesinden gelebilirsin. Her şeyin.
Wes Lee, Angelico'nun uzattığı ele uzunca bir süre baksa da hiçbir tepki vermeden etrafa bakıyor ve Kitâb-ı Mukaddes'i görüyor.
Wes Lee: Bu da ne?
Angelico: Tekke'nin içinde bir Suhte olarak bulunuyorum. Öğrenmek, bilinçlenmek ve içeride daha da yükselip bir Sefir olmak için tüm bilgileri edinmeliyim. O yüzden bu kitabı okuyorum.
Kitaba küçümseyici şekilde bakan Wes Lee, kafasını iki yana sallayıp sırt çantasından bir kitap çıkarıyor. Bu kitabın Alexandre Dumas tarafından yazılan "Monte Kristo Kontu" olduğunu görüyoruz.
Angelico: Peki bu ne?
Wes Lee: En azından gerçekten olmuş ya da yakın zamanda olabilecek şeyleri okuman için.
Önce bir maçtan kendisine kalan yarayı kapatmak için eline yaptırdığı yıldız dövmesine odaklanan sonrasında ise Angelico'ya acıyarak bakan Wes Lee odadan çıkıyor ve kameralar kapanıyor.
I WAS BORN FOR GREATNESS! American Dragon girişte. Güreşe döndüğü gibi PGW ile tekrar kontrat imzalayan Danielson'a seyircilerden büyük bir destek geliyor. Big Zeke'e karşı aldığı büyük galibiyet sonrası şimdiden bahis sitelerinde Royal Rumble kazananları arasında ismi geçmekte.
Michael Cole: Önce Zeke, şimdi de Bate diyebilir miyiz?
JBL: Orada dur Michael. Bate kolay lokma değil. En azından yanında ağabeyi olduğu sürece değil.
Danielson seyircilerle teker teker selamlaştıktan sonra ringdeki yerini alıyor ve rakibi Tyler Bate'i beklemeye koyuluyor...
"PGW Champion" Val Venis ve manevi küçük kardeşi Tyler Bate girişte beliriyor. Venis'in, Civil War'u iyisiyle kötüsüyle geride bıraktığı yüzünden okunuyor. Wes Lee tarafından kazıklanması bir yana, Johnny Mayhem ile ezeli çekişmesini sonlandırması bir yana... Ne olursa olsun o halen bu şirketin en önemli kemerinin şampiyonu, PGW Şampiyonu! Venis girişte bir süre seyircilere baktıktan sonra PGW kemerini omuzundan çıkarıp Bate'in omuzuna koyuyor. "Jeff ile iyi uğraştın, alış buna ben emekli olunca senin olacak" diyor. Bate'in duygulandığını görüyoruz. Ringe gelene kadar Venis'in PGW kemerini taşıyor, bu sırada ikili deli gibi yuhalanıyor. Bate ringe girmeden kemeri tekrardan Venis'e teslim ediyor ve ringe girip rakibinin karşısına dikiliyor. Bu sırada Venis'in havlusunu çıkardığını ve havlusunun içine yazdırmış olduğu yazıyı kameraya tuttuğunu görüyoruz.
"Ezik Mayhem'e,
Maymun Wes Lee'ye sevgilerimle..."
BU WES LEE! ÇOKTAN İÇERİ GİRMİŞ! Angelico ölü görmüşe dönüyor. Tam konuşacakken Wes Lee onun üstüne atlıyor ve deli gibi yumruklamaya başlıyor! Angelico'nun tam yüzüne yumruk darbeleri indiriyor. Angelico ona vurmamak için çabalasa da en sonunda Wes'in karnına dizini geçiriyor. Tüm gücüyle Wes'i yana itiyor ve ayağa kalkıp koşarak dışarı çıkmak istiyor- AMA SON ANDA WES ONUN AYAĞINI TUTUYOR VE ANGELICO YÜZ ÜSTÜ YERE DÜŞÜYOR! ANGELICO'NUN BURNU KIRILDI RESMEN, ŞARIL ŞARIL KANLAR AKIYOR! Wes ayağa kalkıp Angelico'ya sert tekmeler vuruyor. Tüm bu tekmeleri atarken bir yandan bağırıyor.
Wes Lee: Daha iyi bir an yoktu... Her şeye sahip olacaktım. Babam bildiğim adamın, O'Neil'ın hayatını bile siktir ettim... Onu yarı yolda bıraktım, takımımı yarı yolda bıraktım, onurumu kirlettim. Hepsi o an içindi. Ben şampiyon olacaktım... Tek bir saniyem kalmıştı... Hakeme çantayı veriyordum- Sen- sen- ne-den bunu yaptın?
Wes Lee resmen acı bir kahkaha atıyor ve Angelico yerine duvarı yumrukluyor. Şimdi ayağıyla Angelico'nun boğazına bastırıyor!
Wes Lee: NEDEN? NEDEN OROSPU ÇOCUĞU NEDEN?
Angelico konuşmak istiyor ancak Wes Lee öyle bir nefretle bastırıyor ki nefesi kesildiği için doğru düzgün konuşamıyor. Ağzından çıkan harfler birleşince Wes aniden onu boğmayı bırakıyor.
Angelico: As-Aster
Angelico resmen ölmeden önce hayatını kurtaracak kelimeyi söylemiş gibi! Wes onu boğmayı tamamen bırakıyor ve Angelico deli gibi öksürüyor. Zar zor kendisine geldikten sonra cümlesini tamamlıyor.
Angelico: Aster ile mut-lu olmak is-temiyor musun Wes? Tek istediğin bu değil mi? O çantayı bozup, Aster'ı geri kazanmak. E-eğer o çantayı tam olarak orada bozsaydın başarısız olacaktın. Hatta diskalifiye ile. Güreş tarihine, tarihin en kötü cash-in'ini yaparak geçecektin. Aster ise seninle bir daha yüz yüze gelmek bile istemeyecekti. Ben seni kurtardım Wes. Çünkü Peder kurtarılmanı istedi.
Wes, bu saçmalığa kendi kendine gülüyor.
Wes Lee: Seni de pederini de ayrı ayrı çoğaltırım. Benimle taşak mı geçiyorsunuz? Başıma peygamber ve tarikatı mı kesildiniz? Geleceği gördüğünüzü mü iddia ediyorsunuz orospu çocukları? Seni şansım varken gebertmeliyim.
Wes, tekrar Angelico'ya yaklaşıyor ama...
Angelico: SADECE GELECEĞİ DEĞİL! GEÇMİŞİ! İnanmakta güçlük çekebilirsin. Fakat o her şeyi görüyor Wes. Küçükken ölmesine göz yumduğun dedeni bile görüyor.
WES DONUP KALIYOR! RESMEN DONUP KALIYOR. ANGELICO'YA YÜRÜMEK YERİNE OLDUĞU YERDE KALIYOR. ANGELICO İSE YÜZÜ GÖZÜ KAN OLMASINA RAĞMEN SANKİ BUNLARI YAPAN ADAM KARŞISINDA DEĞİLMİŞCESİNE RAHAT BİR ŞEKİLDE AYAKLANMAYA ÇALIŞIYOR!
Angelico: Ne kadar garip değil mi? Peder'in senin gözlerine bakınca gördüğü ilk şey buymuş. Ne zaman olmuştu bu olay.. Sanırım 2001'de bir Aralık sabahıymış. Deden Herbert'ın sen doğmadan seneler önce kalbi arızalanmış. Anlaşılan sen daha 7 yaşındayken durum iyice vahimleşmiş. Yataktan doğru düzgün çıkmıyordu değil mi? Ölmekten korkuyormuş. Herbert dışardan ne kadar iyi, kendi halinde bir yaşlı adam gibi dursa da sana hiçbir zaman... Sana hiçbir zaman iyi değildi değil mi Wes? Belki de bu yüzden sonraki hayatında hep dedesi ile derin bir bağ kuran insanlara tiksintiyle baktın. Çünkü onlar senin asla sahip olamayacağın bir dedeye sahipti.
Wes Lee olduğu yere yığılıyor. Resmen öylece kafasını elleriyle kapatıyor.
Angelico: Küçük bir çocuğa seneler boyu yapılan insanlık dışı dayaklar. Dedenin nasıl bir insan olduğunu en iyi baban biliyordu. Ama o seni görmedi. Seni duymak istemedi çünkü babasının nasıl biri olduğunu o da biliyordu. Ama sen Wes... Sen her zaman olduğun gibi inatçı bir çocuktun. Adalet anlayışın o zamandan belliymiş. Dedenin kalp ilaçlarını içi boş haplarla değiştirmeyi 7 yaşında bir çocuğun akıl etmesi akıl alır gibi bir şey değil. Sadece senin bileceğini sandığın bir günah işlemek ise... Kelime bulamıyorum, Wes. Çünkü seni anlıyorum kardeşim. Anlıyorum... Bununla yaşamak çok zor Wes. Seni çok çok iyi anlıyorum. Ama o gördü. Peder, yaşlı Hurbert'ın sana attığı dayakları gördü. Suçsuz bir çocuk olan senin, ortada hiçbir şey yokken kemerle saatler boyu yediğin dayakları gördü. İşin acı yanı o senin için ağladı. PEDER DEDEN İÇİN DEĞİL, SENİN ÇEKTİĞİN ACILAR İÇİN AĞLADI. Çünkü bu günahı neden işlediğini gördü. Masumiyetini gördü ve seni bağışladı! Seni kollarının arasına almak istedi. Şimdi anlıyor musun Wes? Onun kudretini... Anlıyor musun?
Angelico tam olarak doğrulur doğrulmaz yerde öylece duran Wes'e elini uzatıyor. Wes gözleri yaşlı bir şekilde ona bakıyor.
Angelico: Ona inanırsan her şeyin üstesinden gelebilirsin. Her şeyin.
Wes Lee, Angelico'nun uzattığı ele uzunca bir süre baksa da hiçbir tepki vermeden etrafa bakıyor ve Kitâb-ı Mukaddes'i görüyor.
Wes Lee: Bu da ne?
Angelico: Tekke'nin içinde bir Suhte olarak bulunuyorum. Öğrenmek, bilinçlenmek ve içeride daha da yükselip bir Sefir olmak için tüm bilgileri edinmeliyim. O yüzden bu kitabı okuyorum.
Kitaba küçümseyici şekilde bakan Wes Lee, kafasını iki yana sallayıp sırt çantasından bir kitap çıkarıyor. Bu kitabın Alexandre Dumas tarafından yazılan "Monte Kristo Kontu" olduğunu görüyoruz.
Angelico: Peki bu ne?
Wes Lee: En azından gerçekten olmuş ya da yakın zamanda olabilecek şeyleri okuman için.
Önce bir maçtan kendisine kalan yarayı kapatmak için eline yaptırdığı yıldız dövmesine odaklanan sonrasında ise Angelico'ya acıyarak bakan Wes Lee odadan çıkıyor ve kameralar kapanıyor.
I WAS BORN FOR GREATNESS! American Dragon girişte. Güreşe döndüğü gibi PGW ile tekrar kontrat imzalayan Danielson'a seyircilerden büyük bir destek geliyor. Big Zeke'e karşı aldığı büyük galibiyet sonrası şimdiden bahis sitelerinde Royal Rumble kazananları arasında ismi geçmekte.
Michael Cole: Önce Zeke, şimdi de Bate diyebilir miyiz?
JBL: Orada dur Michael. Bate kolay lokma değil. En azından yanında ağabeyi olduğu sürece değil.
Danielson seyircilerle teker teker selamlaştıktan sonra ringdeki yerini alıyor ve rakibi Tyler Bate'i beklemeye koyuluyor...
"PGW Champion" Val Venis ve manevi küçük kardeşi Tyler Bate girişte beliriyor. Venis'in, Civil War'u iyisiyle kötüsüyle geride bıraktığı yüzünden okunuyor. Wes Lee tarafından kazıklanması bir yana, Johnny Mayhem ile ezeli çekişmesini sonlandırması bir yana... Ne olursa olsun o halen bu şirketin en önemli kemerinin şampiyonu, PGW Şampiyonu! Venis girişte bir süre seyircilere baktıktan sonra PGW kemerini omuzundan çıkarıp Bate'in omuzuna koyuyor. "Jeff ile iyi uğraştın, alış buna ben emekli olunca senin olacak" diyor. Bate'in duygulandığını görüyoruz. Ringe gelene kadar Venis'in PGW kemerini taşıyor, bu sırada ikili deli gibi yuhalanıyor. Bate ringe girmeden kemeri tekrardan Venis'e teslim ediyor ve ringe girip rakibinin karşısına dikiliyor. Bu sırada Venis'in havlusunu çıkardığını ve havlusunun içine yazdırmış olduğu yazıyı kameraya tuttuğunu görüyoruz.
"Ezik Mayhem'e,
Maymun Wes Lee'ye sevgilerimle..."
Venis kahkahalar atarak yazıyı bir süre kameraya tutuyor ve sonrasında havluyu seyircilerin arasına fırlatıyor. Bu sırada Danielson ve Bate'in hazır olduğunu ve zilin çaldığını görüyoruz.
Singles Match
Bryan Danielson vs. Tyler Bate
Maç başladı. İkili Elbow And Collar Tie Up'a girişiyor. Bryan hızla kolundan çeviriyor. Bir takla atıyor sonrasında tekrar kolundan çeviriyor ve bir Arm Drag! Bate'in kolunu bir süre kitliyor. Bate bundan ters takla atarak kurtuluyor ve ayağa kalkıp bir Bryan'ın kolunu çevirip sonrasında bir takla atıp ardından bir dropkick vuruyor. Fakat Bryan bundan kurtulmayı başarıyor ve hızla Achilles Lock'a girişiyor. Bate hızla iplere sürünerek iplere sarılıyor. Bate ipi tutarak kalkıyor. İkili tekrar Lock up'a girişecekken Bate arkasına geçiyor ve arkasından kavrıyor. Bryan, Bate'in bacağından çekiyor. Arkasını dönüyor Bate hızla kip up şeklinde Bryan'ı Frankensteiner'e almak istese de Bryan bunu counterlayarak Boston Crab'e çeviriyor! Bate pes mi edecek!? Derken Bate bunu tersine çeviriyor. Bryan'ın kafasına üst üste tekmeler vuruyor fakat Bryan, Bate'in bacağından kavrayarak Jackknife Pin'e gidiyor. 1.. 2.. Kickout. Bate hızla bunu çeviriyor ve Backslide Pin! 1.. 2.. Bryan'da kickoutluyor. Bate hızla oradan Tyler Driver 97'ye almak istiyor fakat Bryan bunu Bate'e bir çelme takıyor ve Surfboard! Oradan Dragon Sleeper'a alıyor! Fakat Bate bir süre sonra anlık bir boşluktan faydalanarak güçlü bir manevrayla ters takla atıyor ve Victory Roll tarzı bir pine alıyor! 1.. 2.. Kickout! Bate geri geri köşeye çekiliyor. Bryan hızla kalkıyor. Bate bir Rolling Wheel Kick! Fakat Bryan bacağından yakalıyor! Tersine çeviriyor ve bir Ankle Lock! Bate acı içinde kıvranıyor!
Bate bir süre sonra ters takla atarak kurtulmayı başarıyor! Bryan köşeye doğru fırlıyor. Bate hızla yerden kalkıyor fakat Bryan second rope'a çıkıyor ve bir ters takla atarak Bate'in arkasına düşüyor. Sonrasında iplerden sekiyor Bate bir Clothesline vursa da eğiliyor ve iplerden tekrar sekiyor. Jumping Clothesline! Ardından Bate köşeye geçiyor. Bryan hızla üstüne doğru koşuyor ve Corner Clothesline! Ardından tekrar geçiyor ve tekrar koşuyor bir tane daha! Sonrasında tekrar koşuyor fakat Bate bundan kaçıyor! Arkasından yakalıyor ve Exploder Suplex! Tuşa gidiyor! 1.. 2.. Kickout! Bryan ipi tutarak kalkıyor. Bate üstüne doğru koşuyor fakat Bryan ipi çekiyor! Bate ringden düşüyor. Bryan hızla kalkıyor ve iplerden sekiyor. Suicide Dive! Fakat Bate bundan kaçıyor ve hızla aprona çıkıyor. Oradan Second Rope'a çıkarak Moonsault'la Bryan'ın üstüne atlıyor! Ardından Bryan'ı ringe atıyor. Sonrasında top rope'a çıkıyor ve Corkscrew Senton! Tuş 1.. 2.. Kickout! Bate, Bryan'ı kaldırıyor ve sırtlıyor. Airplane Spin'le döndürüyor! Döndürdüğü sırada Bryan bundan hızla kurtulmayı başarıyor ve Guillotine Choke'a alıyor! Bate pes mi edecek!? Bate hızla ayaklanıyor! Fakat Bryan bırakıp oradan Lebell Lock'a çeviriyor! Hayır! Bate bundan kurtuluyor ve bunu Brainbuster'a çevirip Brainbuster'la Bryan'ı yere vuruyor! Tuşa gidiyor! 1.. 2..
Kickout! Bate, Bryan'ı kaldırıyor. Bryan bir tokat! Bate'de buna karşılık bir tokat! Bryan üst üste shoot kickler vuruyor! Shoot Kicklerle Bate'i köşeye taşıyor! Üst üste shoot kickler atarken Bate birisini tutuyor fakat Bryan aniden bunu Cross Armbara çeviriyor! Bate'i yere yatırdı! Bate pes mi edecek!? Bate dayanmaya çalışıyor! Bryan kafasına kafasına ayağıyla vuruyor! Sonrasında sıkmaya devam ediyor! Fakat Bate bir süre sonra ayaklanmayı başarıyor! Bryan'ın tepesine çıktı üst üste yumruklar sonrasında School Boy Roll Up! 1.. 2.. Kickout! Bryan, yerde Bate'in kafasına kafasına tekmeler atıyor ve sonrasında hızlıca kalkıyor. Bate sersemliyor fakat Rope'tan Rebound Lariatla dönüyor! Hayır! Bryan bunu çevirip Lebell Lock'a alıyor! Bate pes mi edecek!? Bate dayanmaya çalışıyor! Bate iplere sürünüyor! Bate ipi tutmayı başarıyor! Bryan buna sinirleniyor ve Bate'in ipteki koluna bir tekme vuruyor! Sonrasında kollarıyla kafasını kıstırıyor ve üst üste foot stomplar! Bate'e acımadan üst üste stomplar atıyor! Sonrasında gazlı bir şekilde köşeye geçiyor! Running Knee için hazırlık yapıyor! Seyirciler Yes chantleri atıyor! Yorgun bir şekilde kalkıyor! Fakat kalkamıyor yere yığılıyor! Hakem Bate'i kontrol ediyor!
Singles Match
Bryan Danielson vs. Tyler Bate
Maç başladı. İkili Elbow And Collar Tie Up'a girişiyor. Bryan hızla kolundan çeviriyor. Bir takla atıyor sonrasında tekrar kolundan çeviriyor ve bir Arm Drag! Bate'in kolunu bir süre kitliyor. Bate bundan ters takla atarak kurtuluyor ve ayağa kalkıp bir Bryan'ın kolunu çevirip sonrasında bir takla atıp ardından bir dropkick vuruyor. Fakat Bryan bundan kurtulmayı başarıyor ve hızla Achilles Lock'a girişiyor. Bate hızla iplere sürünerek iplere sarılıyor. Bate ipi tutarak kalkıyor. İkili tekrar Lock up'a girişecekken Bate arkasına geçiyor ve arkasından kavrıyor. Bryan, Bate'in bacağından çekiyor. Arkasını dönüyor Bate hızla kip up şeklinde Bryan'ı Frankensteiner'e almak istese de Bryan bunu counterlayarak Boston Crab'e çeviriyor! Bate pes mi edecek!? Derken Bate bunu tersine çeviriyor. Bryan'ın kafasına üst üste tekmeler vuruyor fakat Bryan, Bate'in bacağından kavrayarak Jackknife Pin'e gidiyor. 1.. 2.. Kickout. Bate hızla bunu çeviriyor ve Backslide Pin! 1.. 2.. Bryan'da kickoutluyor. Bate hızla oradan Tyler Driver 97'ye almak istiyor fakat Bryan bunu Bate'e bir çelme takıyor ve Surfboard! Oradan Dragon Sleeper'a alıyor! Fakat Bate bir süre sonra anlık bir boşluktan faydalanarak güçlü bir manevrayla ters takla atıyor ve Victory Roll tarzı bir pine alıyor! 1.. 2.. Kickout! Bate geri geri köşeye çekiliyor. Bryan hızla kalkıyor. Bate bir Rolling Wheel Kick! Fakat Bryan bacağından yakalıyor! Tersine çeviriyor ve bir Ankle Lock! Bate acı içinde kıvranıyor!
Bate bir süre sonra ters takla atarak kurtulmayı başarıyor! Bryan köşeye doğru fırlıyor. Bate hızla yerden kalkıyor fakat Bryan second rope'a çıkıyor ve bir ters takla atarak Bate'in arkasına düşüyor. Sonrasında iplerden sekiyor Bate bir Clothesline vursa da eğiliyor ve iplerden tekrar sekiyor. Jumping Clothesline! Ardından Bate köşeye geçiyor. Bryan hızla üstüne doğru koşuyor ve Corner Clothesline! Ardından tekrar geçiyor ve tekrar koşuyor bir tane daha! Sonrasında tekrar koşuyor fakat Bate bundan kaçıyor! Arkasından yakalıyor ve Exploder Suplex! Tuşa gidiyor! 1.. 2.. Kickout! Bryan ipi tutarak kalkıyor. Bate üstüne doğru koşuyor fakat Bryan ipi çekiyor! Bate ringden düşüyor. Bryan hızla kalkıyor ve iplerden sekiyor. Suicide Dive! Fakat Bate bundan kaçıyor ve hızla aprona çıkıyor. Oradan Second Rope'a çıkarak Moonsault'la Bryan'ın üstüne atlıyor! Ardından Bryan'ı ringe atıyor. Sonrasında top rope'a çıkıyor ve Corkscrew Senton! Tuş 1.. 2.. Kickout! Bate, Bryan'ı kaldırıyor ve sırtlıyor. Airplane Spin'le döndürüyor! Döndürdüğü sırada Bryan bundan hızla kurtulmayı başarıyor ve Guillotine Choke'a alıyor! Bate pes mi edecek!? Bate hızla ayaklanıyor! Fakat Bryan bırakıp oradan Lebell Lock'a çeviriyor! Hayır! Bate bundan kurtuluyor ve bunu Brainbuster'a çevirip Brainbuster'la Bryan'ı yere vuruyor! Tuşa gidiyor! 1.. 2..
Kickout! Bate, Bryan'ı kaldırıyor. Bryan bir tokat! Bate'de buna karşılık bir tokat! Bryan üst üste shoot kickler vuruyor! Shoot Kicklerle Bate'i köşeye taşıyor! Üst üste shoot kickler atarken Bate birisini tutuyor fakat Bryan aniden bunu Cross Armbara çeviriyor! Bate'i yere yatırdı! Bate pes mi edecek!? Bate dayanmaya çalışıyor! Bryan kafasına kafasına ayağıyla vuruyor! Sonrasında sıkmaya devam ediyor! Fakat Bate bir süre sonra ayaklanmayı başarıyor! Bryan'ın tepesine çıktı üst üste yumruklar sonrasında School Boy Roll Up! 1.. 2.. Kickout! Bryan, yerde Bate'in kafasına kafasına tekmeler atıyor ve sonrasında hızlıca kalkıyor. Bate sersemliyor fakat Rope'tan Rebound Lariatla dönüyor! Hayır! Bryan bunu çevirip Lebell Lock'a alıyor! Bate pes mi edecek!? Bate dayanmaya çalışıyor! Bate iplere sürünüyor! Bate ipi tutmayı başarıyor! Bryan buna sinirleniyor ve Bate'in ipteki koluna bir tekme vuruyor! Sonrasında kollarıyla kafasını kıstırıyor ve üst üste foot stomplar! Bate'e acımadan üst üste stomplar atıyor! Sonrasında gazlı bir şekilde köşeye geçiyor! Running Knee için hazırlık yapıyor! Seyirciler Yes chantleri atıyor! Yorgun bir şekilde kalkıyor! Fakat kalkamıyor yere yığılıyor! Hakem Bate'i kontrol ediyor!
VAL VENIS! BRYAN DANIELSON'UN KAFASINA PGW CHAMPIONSHIP'İ GEÇİRİYOR! Bate bu hareketten sonra pis pis sırıtarak yerden kalkıyor! Bate kaldırıyor ve TYLER DRIVER 97! Tuş 1.........................2..................
3!
Kazanan: Tyler Bate
Tyler Bate kazanıyor - tabii buna kazanmak denebilirse! Ayağa kalkıp seyircilere bakarak gövde gösterisi yapıyor. Hakem onun elini kaldırırken seyirciler feci yoğun bir şekilde yuhalıyorlar Y-SEX ikilisini. Venis dışarıda gülerken Bate'in ringde seyircilere bağırıp, didiştiğini görüyoruz. Fakat onun için büyük bir tehlike var çünkü Bryan Danielson yavaş yavaş kendisine geliyor ve köşelere yavaşça tutunuyor. Danielson öfkeli bir şekilde Busaiku Knee için hazırlanıyor! Bate hiçbir şeyden habersizce arkasını dönüyor...
Kazanan: Tyler Bate
Tyler Bate kazanıyor - tabii buna kazanmak denebilirse! Ayağa kalkıp seyircilere bakarak gövde gösterisi yapıyor. Hakem onun elini kaldırırken seyirciler feci yoğun bir şekilde yuhalıyorlar Y-SEX ikilisini. Venis dışarıda gülerken Bate'in ringde seyircilere bağırıp, didiştiğini görüyoruz. Fakat onun için büyük bir tehlike var çünkü Bryan Danielson yavaş yavaş kendisine geliyor ve köşelere yavaşça tutunuyor. Danielson öfkeli bir şekilde Busaiku Knee için hazırlanıyor! Bate hiçbir şeyden habersizce arkasını dönüyor...
DANIELSON KOŞUYOR - FAKAT VENIS, BATE'İ AYAĞINDAN ÇEKİP SERT BİR ŞEKİLDE RİNGİN DIŞINA ÇEKİYOR! KÜÇÜK KARDEŞİNİ KURTARDI!
Danielson, tekmesini vuramasa da iplerden sarkıp onları tutmak istiyor ancak yetişemiyor. Bate aşağıda doğrulur doğrulmaz rampaya doğru koşuyor. Bu sırada Venis'in alaycı bir ifadeyle, arka alana doğru geri geri yürüyerek Danielson'a baktığını görüyoruz. Venis omuzundaki PGW kemerini iyice sabitlerken Danielson bakışlarını Bate'den çevirip ona dikiyor! Bu görüntülerle reklam arasına gidiyoruz.
Arka alanda düşünceli şekilde yürüyen PGW Tag Team Şampiyonlarından biri olan Goldust, bir güreşçinin odasının içinde aniden dikkatini verecek bir şey bulur ve kapıdan içeri sızar...
Goldust: İşte ödülüm... Bunu hak ettim. Kaybetsek de, Team Chairman'i Bay Gacy'nin istediği gibi kendi içimde benimseyip bu takım için bir kahraman oldum. Bizim takımımızın Jey Uso'su benim. Kimse bunun farkında değil. Bu benim için olmalı. Mr. O'Neil... Gitmeden önce buraya bunu benim için buraya koymuş olmalı. Tohumlar fidanlara... Altınlar altınlara... Eş eşine, herkes kendi işine.
Ödülü alıp öylece okşamaya başlıyor ve üstündeki tozları üflüyor ve öpücükler kondurmaya başlıyor.
Goldust: Benim güzel ödülüm...
Danielson, tekmesini vuramasa da iplerden sarkıp onları tutmak istiyor ancak yetişemiyor. Bate aşağıda doğrulur doğrulmaz rampaya doğru koşuyor. Bu sırada Venis'in alaycı bir ifadeyle, arka alana doğru geri geri yürüyerek Danielson'a baktığını görüyoruz. Venis omuzundaki PGW kemerini iyice sabitlerken Danielson bakışlarını Bate'den çevirip ona dikiyor! Bu görüntülerle reklam arasına gidiyoruz.
Arka alanda düşünceli şekilde yürüyen PGW Tag Team Şampiyonlarından biri olan Goldust, bir güreşçinin odasının içinde aniden dikkatini verecek bir şey bulur ve kapıdan içeri sızar...
Goldust: İşte ödülüm... Bunu hak ettim. Kaybetsek de, Team Chairman'i Bay Gacy'nin istediği gibi kendi içimde benimseyip bu takım için bir kahraman oldum. Bizim takımımızın Jey Uso'su benim. Kimse bunun farkında değil. Bu benim için olmalı. Mr. O'Neil... Gitmeden önce buraya bunu benim için buraya koymuş olmalı. Tohumlar fidanlara... Altınlar altınlara... Eş eşine, herkes kendi işine.
Ödülü alıp öylece okşamaya başlıyor ve üstündeki tozları üflüyor ve öpücükler kondurmaya başlıyor.
Goldust: Benim güzel ödülüm...
Ödülü göğsüne kucaklayıp odadan çıkış yapan Goldust, bir hışımla ve aynı zamanda sevinçle arka alanda ilerlemeye başlıyor. "Bay Gacy" diye sayıkladığını duyabiliyoruz! Bu sırada arka alanda bir temizlik görevlisiyle muhabbet eden Joe Gacy'nin yanında biter.
Joe Gacy: ... Biliyorsun ki kimse burada zor bir iş yaptığının farkında değil. O yüzden ne zaman konuşmak istersen-
Goldust: Bay Gacy!
Temizlik görevlisinin sırtını sıvazlayan ve onun gitmesini bekleyen Gacy, Goldust'a döner.
Goldust: Buna bir bakın!
Elindeki Slammy'i kaldırıp Gacy'e gösteren Goldust beklediği tepkiyi alamaz. Gacy şaşkınlıkla ona bakar.
Joe Gacy: ... Biliyorsun ki kimse burada zor bir iş yaptığının farkında değil. O yüzden ne zaman konuşmak istersen-
Goldust: Bay Gacy!
Temizlik görevlisinin sırtını sıvazlayan ve onun gitmesini bekleyen Gacy, Goldust'a döner.
Goldust: Buna bir bakın!
Elindeki Slammy'i kaldırıp Gacy'e gösteren Goldust beklediği tepkiyi alamaz. Gacy şaşkınlıkla ona bakar.
Goldust: Bunun sizin planınız dahilinde de olmadığını biliyordum! Mr. O'Neil bana bir sürpriz yapmış. Team Chairman'de yaptığım şey için! Kendimi takıma adadığımı, sizin başarınız için mücadele ettiğimi görmüş olmalı!
Joe Gacy: Orada yaptığın şey gerçekten çok etkileyiciydi. Hatta onur ve gurur duydum. Seninle yan yana geldiğim günden beri hep olduğu gibi. Sanat galerine o kadar güzel bir görüntü ekledin ki... Buna hayran olmamam elde değildi. Seninle konuştuğumuzda bana, gözlerin parıldayarak söylemiştin; herkes kendi gerçeğini yaşayıp içindeki sanatçıyı özgür bırakmalı. Orada bunu öyle güzel gösterdin ki, benim için her şeyden çok kıymetliydi. Ama bu... Bu ödül. Üzülerek söylüyorum, seni çok seviyorum. Seni üzecek herhangi bir şeyin bana ne kadar zeval vereceğini düşünemezsin. Ama bu... (Slammy'i işaret ediyor) Senin değil. Mr. O'Neil bunu senin için bırakmamış. Aslına bakarsan bu, çok daha önce birinin aldığı bir Slammy ödülü. Bilmiyorum. Belki biz burada yoktuk bile.
Goldust: Bu... Bu benim için değil mi? (gözleri dolmaya başlıyor ve ağlayıp boyalarını akıtıyor) Peki ya... Kimin?
Joe Gacy: Orada yaptığın şey gerçekten çok etkileyiciydi. Hatta onur ve gurur duydum. Seninle yan yana geldiğim günden beri hep olduğu gibi. Sanat galerine o kadar güzel bir görüntü ekledin ki... Buna hayran olmamam elde değildi. Seninle konuştuğumuzda bana, gözlerin parıldayarak söylemiştin; herkes kendi gerçeğini yaşayıp içindeki sanatçıyı özgür bırakmalı. Orada bunu öyle güzel gösterdin ki, benim için her şeyden çok kıymetliydi. Ama bu... Bu ödül. Üzülerek söylüyorum, seni çok seviyorum. Seni üzecek herhangi bir şeyin bana ne kadar zeval vereceğini düşünemezsin. Ama bu... (Slammy'i işaret ediyor) Senin değil. Mr. O'Neil bunu senin için bırakmamış. Aslına bakarsan bu, çok daha önce birinin aldığı bir Slammy ödülü. Bilmiyorum. Belki biz burada yoktuk bile.
Goldust: Bu... Bu benim için değil mi? (gözleri dolmaya başlıyor ve ağlayıp boyalarını akıtıyor) Peki ya... Kimin?
GECE ANİDEN SOKAKTA PATLATILAN BİR TORPİL SESİ GİBİ ARKA ALANDAKİ HERKES İRKİLİYOR! GOLDUST BİR ÇÖP KOVASINA YAPIŞIYOR! ÖYLE İRKİLİYOR Kİ ELİNDEKİ ÖDÜL HAVAYA DOĞRU GİDİYOR...
AMA ONU TUTAN BİRİ VAR! VELVETEEN DREAM! ÖDÜLÜ HAVADA TUTUP DİĞER ELİNE ALIP GOLDUST'IN KAFASINA DOĞRU PARÇALAMAYA GÖTÜRECEKKEN SON ANDA JOE GACY ONUN ELİNİ TUTUYOR!
Joe Gacy: HEY! NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN?
Velveteen Dream: BUNU... BUNU SEN Mİ? Oh... Oh... Benim... Benim ödülüm. Burada kafayı yiyeceğim. Burada kafayı yemek üzereyim... Her geçen gün sizin gibi gerizekalılarla uğraşmak zorundayım. Ve her geçen gün sayınız artıyor... PGW'nin kapıları hiç kapanmıyor! BUNU SEN Mİ SÖYLÜYORSUN? SENİN İÇİN MÜCADELE EDEN UCUBENİN NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN? BENİ NE DENLİ BİR ZARARA UĞRATMAK ÜZERE OLDUĞUNUN FARKINDA MISIN? SEN... SEN BU ÖDÜLÜN BENİM İÇİN NE İFADE ETTİĞİNİ BİLİYOR MUSUN?
Resmen PGW'nin ilk dönemlerinden esintiler sunuyor. Velveteen Dream'de bu dakikalarda bunu hissedebiliyoruz. Ama Joe Gacy'de hiç normal duruyor değil.
Joe Gacy: HEY! NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN?
Velveteen Dream: BUNU... BUNU SEN Mİ? Oh... Oh... Benim... Benim ödülüm. Burada kafayı yiyeceğim. Burada kafayı yemek üzereyim... Her geçen gün sizin gibi gerizekalılarla uğraşmak zorundayım. Ve her geçen gün sayınız artıyor... PGW'nin kapıları hiç kapanmıyor! BUNU SEN Mİ SÖYLÜYORSUN? SENİN İÇİN MÜCADELE EDEN UCUBENİN NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN? BENİ NE DENLİ BİR ZARARA UĞRATMAK ÜZERE OLDUĞUNUN FARKINDA MISIN? SEN... SEN BU ÖDÜLÜN BENİM İÇİN NE İFADE ETTİĞİNİ BİLİYOR MUSUN?
Resmen PGW'nin ilk dönemlerinden esintiler sunuyor. Velveteen Dream'de bu dakikalarda bunu hissedebiliyoruz. Ama Joe Gacy'de hiç normal duruyor değil.
Joe Gacy: O BİR UCUBE DEĞİL, SANATÇI!
Velveteen Dream: O bir ucube ve ödülümü-
Joe Gacy: BİTİRMEDİM!
Ters tarafını Gacy, One Night Stand'de bir kez göstermişti. Ama bunu ring içinde, biraz da sevgi dilini onun için temsil edecek birinin var olmamasından dolayı mecburen yapmıştı. Şimdi de ters tarafını gösteriyor ama bu başka. Gacy kıpkırmızı. Ona öfkeyle bakan Television Şampiyonu Velveteen Dream ile biraz suskunluk sekansı yaşayıp kendi nabzını düşürüyor.
Joe Gacy: Ona bunu yapmanı gerektirecek hiçbir şey yapmadı. Bu ödülü sen almışsın. Ben burada yoktum ve bilmiyordum. Ama ödülün üstünü okuduğumda gördüm. Goldust'a durumu anlatıyordum ve ödülünü geri getirecekti. Chairman'in gitmeden onun Civil War'da kendini feda etmesinden dolayı ona bir hediye aldığını sanmış. Anlıyor musun?
Goldust: Özür dilerim. Bu benim için inşa edilmiş bir sanat değildi. Sadece ben öyle sandım.
Ödülünü avcunun içinde iyice sıkıp Joe Gacy'e bakan Velveteen omzundaki Television Championship unvanını düzeltip ona dik dik bakan Joe Gacy'e karşı söze giriyor.
Velveteen Dream: Bir daha ucubeni ve seni etrafımda görmek istemiyorum. Anlıyor musun? Özellikle benim için... Benim için çok değerli olan, bana Neşe ve Barbaros'u hatırlatan tek şey olan bu ödülün etrafında. Onu kontrol altına alırsan iyi olur. Bir daha böyle bir şey yaşamak istemiyorum.
Öfkeli bakışlarını sürdürüp oradan ayrılan Velveteen Dream'in arkasından PGW Tag Team Şampiyonları öylece bakıyorlar. Joe Gacy, sevgi dili temsilcisi Goldust'ına iyi olup olmadığını sorup ilgilenirken kameralarımız kapanıyor.
Kamera, Jeff Hardy'nin röportaj vermek üzere olduğu sahne arkası alana dönüyor. Jeff'i, Civil War'da aldığı galibiyet sonrası oldukça mutlu görüyoruz. Röportaj ekibini görür görmez duraksıyor ve onları selamlıyor.
Jeff Hardy: Nasılsınız çocuklar? İstediğinizi sorabilirsiniz. Cumartesi gününden sonra hiç olmadığım kadar iyi hissediyorum.
Velveteen Dream: O bir ucube ve ödülümü-
Joe Gacy: BİTİRMEDİM!
Ters tarafını Gacy, One Night Stand'de bir kez göstermişti. Ama bunu ring içinde, biraz da sevgi dilini onun için temsil edecek birinin var olmamasından dolayı mecburen yapmıştı. Şimdi de ters tarafını gösteriyor ama bu başka. Gacy kıpkırmızı. Ona öfkeyle bakan Television Şampiyonu Velveteen Dream ile biraz suskunluk sekansı yaşayıp kendi nabzını düşürüyor.
Joe Gacy: Ona bunu yapmanı gerektirecek hiçbir şey yapmadı. Bu ödülü sen almışsın. Ben burada yoktum ve bilmiyordum. Ama ödülün üstünü okuduğumda gördüm. Goldust'a durumu anlatıyordum ve ödülünü geri getirecekti. Chairman'in gitmeden onun Civil War'da kendini feda etmesinden dolayı ona bir hediye aldığını sanmış. Anlıyor musun?
Goldust: Özür dilerim. Bu benim için inşa edilmiş bir sanat değildi. Sadece ben öyle sandım.
Ödülünü avcunun içinde iyice sıkıp Joe Gacy'e bakan Velveteen omzundaki Television Championship unvanını düzeltip ona dik dik bakan Joe Gacy'e karşı söze giriyor.
Velveteen Dream: Bir daha ucubeni ve seni etrafımda görmek istemiyorum. Anlıyor musun? Özellikle benim için... Benim için çok değerli olan, bana Neşe ve Barbaros'u hatırlatan tek şey olan bu ödülün etrafında. Onu kontrol altına alırsan iyi olur. Bir daha böyle bir şey yaşamak istemiyorum.
Öfkeli bakışlarını sürdürüp oradan ayrılan Velveteen Dream'in arkasından PGW Tag Team Şampiyonları öylece bakıyorlar. Joe Gacy, sevgi dili temsilcisi Goldust'ına iyi olup olmadığını sorup ilgilenirken kameralarımız kapanıyor.
Kamera, Jeff Hardy'nin röportaj vermek üzere olduğu sahne arkası alana dönüyor. Jeff'i, Civil War'da aldığı galibiyet sonrası oldukça mutlu görüyoruz. Röportaj ekibini görür görmez duraksıyor ve onları selamlıyor.
Jeff Hardy: Nasılsınız çocuklar? İstediğinizi sorabilirsiniz. Cumartesi gününden sonra hiç olmadığım kadar iyi hissediyorum.
PGW muhabirimiz ona ilk sorusunu soracakken arkadan gelen ses Jeff'in somurtmasına neden oluyor!
Alberto Del Rio: İyi hissediyorsun demek ha? Senden başka kim bu kadar iyi hissedebilirdi ki? PGW'da büyük savaştan kaçıp halen iyi adamı oynayan tek bir korkak var. Jeffrey Nero Hardy.
Alberto "El Patron" Del Rio burada! Jeff, sinirli bir şekilde ona bakarken Alberto'nun oldukça kendinden emin olduğunu görüyoruz. Eskiden kendisinin yüzünde görmeye alışkın olduğumuz o pis sırıtış yok. Fazlasıyla ciddi bir şekilde burada Alberto.
Alberto Del Rio: İyi hissediyorsun demek ha? Senden başka kim bu kadar iyi hissedebilirdi ki? PGW'da büyük savaştan kaçıp halen iyi adamı oynayan tek bir korkak var. Jeffrey Nero Hardy.
Alberto "El Patron" Del Rio burada! Jeff, sinirli bir şekilde ona bakarken Alberto'nun oldukça kendinden emin olduğunu görüyoruz. Eskiden kendisinin yüzünde görmeye alışkın olduğumuz o pis sırıtış yok. Fazlasıyla ciddi bir şekilde burada Alberto.
Jeff Hardy: Ne istiyorsun Alberto?
Alberto Del Rio: Neden burada olduğumu bilmiyormuş gibi davranma Jeff. Şu an yanında koca bir fil duruyor. Senin bu korkaklığın... Susulacak eşiği geçti. Artık bir fil kadar büyük. Anlayabiliyor musun?
Alberto Del Rio: Neden burada olduğumu bilmiyormuş gibi davranma Jeff. Şu an yanında koca bir fil duruyor. Senin bu korkaklığın... Susulacak eşiği geçti. Artık bir fil kadar büyük. Anlayabiliyor musun?
Jeff Hardy: Korkaklık mı? Korkaklıktan en son bahsetmesi gereken adam sensin. Geçmişimde ve PGW boyunca her zaman doğru olan, savaşan bendim. Senin bana bunları söyleyecek yüzü bulman bile şaka gibi geliyor. Senin tüm hayatın, tüm şampiyonlukların korkaklık üzerine inşa edilmişken ben her zaman gururla o ringe çıktım.
Alberto Del Rio: Ben sadece akıllı bir adamım. Senin gibi aptallar zaman zaman taktiklerimi korkaklıkla eşleştirebilir, sizin küçük beyninizin bunu anlamayacağını hep biliyordum. Fakat en azından yaptığın korkaklığı anlamanı umardım. PGW, bir savaşa gitti Jeff. O'Neil denilen piç kurusu bu şirketi yok edecekti. Tüm bu emeklerimiz, tüm bu başarılarımız... Hepsi kriminal bir ruh hastasının zevki uğruna çöpe gidecekti. Chairman denilen bu şeytanı dizginlemek ve kontrol altına almak için çok uğraştım. Ta ki o Angel'ı ortadan kaldırana kadar. Bir zamanlar düşmanım olan Angel'dan bahsediyorum. İşte burada yapacak hiçbir şey kalmadı. Çünkü Angel haklıydı. PGW'nin iyiliğini düşünerek kendini feda etti. Bana ise onun öcünü almak kaldı. Tıpkı Jey, tıpkı Cody gibi. Mayhem ve Daniels'dan ne kadar haz etmesem de ben PGW'nin var olması için son nefesime kadar savaştım. PGW kemerini kaybettiğin Val Venis'i o ringde ortadan kaldıran adam ben oldum. Sen ise... Sözde "Gözüpek" Jeff... Sen orada yoktun. Kaybetmekten korktun ve bu savaş benim savaşım değil dedin, kendini oyalamak adına Val Venis'in yancısıyla uğraşıp bir tiyatro çevirdin. Geçmişini korkakla suçladığın karşındaki bu adam, son nefesini PGW ringinde vermeyi göze aldı. Sen neredeydin? Yüz boyalarının ve bahanelerinin arkasına saklanmaktaydın.
Jeff bu ağır laflara karşı bir şey diyemiyor. Alberto, ona biraz daha yaklaşıp tüm ciddiyetiyle devam ediyor.
Alberto Del Rio: Ben sadece akıllı bir adamım. Senin gibi aptallar zaman zaman taktiklerimi korkaklıkla eşleştirebilir, sizin küçük beyninizin bunu anlamayacağını hep biliyordum. Fakat en azından yaptığın korkaklığı anlamanı umardım. PGW, bir savaşa gitti Jeff. O'Neil denilen piç kurusu bu şirketi yok edecekti. Tüm bu emeklerimiz, tüm bu başarılarımız... Hepsi kriminal bir ruh hastasının zevki uğruna çöpe gidecekti. Chairman denilen bu şeytanı dizginlemek ve kontrol altına almak için çok uğraştım. Ta ki o Angel'ı ortadan kaldırana kadar. Bir zamanlar düşmanım olan Angel'dan bahsediyorum. İşte burada yapacak hiçbir şey kalmadı. Çünkü Angel haklıydı. PGW'nin iyiliğini düşünerek kendini feda etti. Bana ise onun öcünü almak kaldı. Tıpkı Jey, tıpkı Cody gibi. Mayhem ve Daniels'dan ne kadar haz etmesem de ben PGW'nin var olması için son nefesime kadar savaştım. PGW kemerini kaybettiğin Val Venis'i o ringde ortadan kaldıran adam ben oldum. Sen ise... Sözde "Gözüpek" Jeff... Sen orada yoktun. Kaybetmekten korktun ve bu savaş benim savaşım değil dedin, kendini oyalamak adına Val Venis'in yancısıyla uğraşıp bir tiyatro çevirdin. Geçmişini korkakla suçladığın karşındaki bu adam, son nefesini PGW ringinde vermeyi göze aldı. Sen neredeydin? Yüz boyalarının ve bahanelerinin arkasına saklanmaktaydın.
Jeff bu ağır laflara karşı bir şey diyemiyor. Alberto, ona biraz daha yaklaşıp tüm ciddiyetiyle devam ediyor.
Alberto Del Rio: Aramızda büyük bir fark var Jeff. Ben eski bir ana kemer şampiyonuyum. Sen ise tarafsızlığınla kendini bitiren, korkak bir adamsın.
Jeff Hardy: Her şeyi bildiğini sanıyorsun Alberto ama yaşadıklarım hakkında hiçbir fikrin yok. PGW'da payıma düşen tüm savaşlarla ne olursa olsun savaştım. Lanet olsun, ben bu şirketin en başında bir brand'e karşı tek başıma savaştım! Fakat artık yoruldum. Beni anlamanı beklemiyorum çünkü hayatın hep kişisel meselelerle geçti. Ben ise hep bir savaşın ortasındaydım. Civil War'da ise bir başkasına sürüklenmek istemedim. Hele Johnny Mayhem'in ve Val Venis'in iki opsiyondan biri olduğu bir savaşa... Açılışı izlediysen ne kadar haklı olduğumu görebilirsin.
Bu sefer de Alberto pek bir şey diyemiyor.
Jeff Hardy: Her şeyi bildiğini sanıyorsun Alberto ama yaşadıklarım hakkında hiçbir fikrin yok. PGW'da payıma düşen tüm savaşlarla ne olursa olsun savaştım. Lanet olsun, ben bu şirketin en başında bir brand'e karşı tek başıma savaştım! Fakat artık yoruldum. Beni anlamanı beklemiyorum çünkü hayatın hep kişisel meselelerle geçti. Ben ise hep bir savaşın ortasındaydım. Civil War'da ise bir başkasına sürüklenmek istemedim. Hele Johnny Mayhem'in ve Val Venis'in iki opsiyondan biri olduğu bir savaşa... Açılışı izlediysen ne kadar haklı olduğumu görebilirsin.
Bu sefer de Alberto pek bir şey diyemiyor.
Jeff Hardy: Ama madem adımı ağzına bu kadar doladın... Bu sinirini ringde benden çıkarmaya ne dersin? Önümüzdeki PAYBACK'de, Alberto "El Patron" Del Rio vs. Jeff Hardy. Omuzunda bir kemer varken seni tuş etmiştim, bu sefer aksini kanıtlayabilecek misin?
Alberto gülüyor.
Alberto Del Rio: Ah, sonunda gerçek Jeff Hardy kendini gösteriyor. Kabul Jeff. Haftaya ringde görüşürüz. Seninle işim bittiğinde, keşke boyalarımın ve bahanelerimin arkasına saklanmaya devam etseydim diye iç geçireceksin.
İkili yüz yüze geliyorlar. Ancak onlara doğru yaklaşan birisi var!
Alberto gülüyor.
Alberto Del Rio: Ah, sonunda gerçek Jeff Hardy kendini gösteriyor. Kabul Jeff. Haftaya ringde görüşürüz. Seninle işim bittiğinde, keşke boyalarımın ve bahanelerimin arkasına saklanmaya devam etseydim diye iç geçireceksin.
İkili yüz yüze geliyorlar. Ancak onlara doğru yaklaşan birisi var!
?: Beyler! İşleri biraz daha ilginç hale getirmeye ne dersiniz?
Bu "General Manager" Humberto! Alberto ile yüz yüze geliyorlar. Humberto ve onun güreş kariyerini bitiren, ömür boyu uğraşacağı bir sakatlık hediye eden adamla karşı karşıya! Alberto, duygusuz bir ifadeyle Humberto'ya bakarken Humberto'nun nefret dolu bakışları yumuşuyor.
Mr. Berto: Profesyonel bir müdür olacağım gerçeği seni asla affedeceğim anlamına gelmiyor. Sadece adaletli olacağım.
Şimdi bakışlarını Jeff'e çeviriyor. Sonrasında konuşurken sırayla iki isime birden bakıyor.
Bu "General Manager" Humberto! Alberto ile yüz yüze geliyorlar. Humberto ve onun güreş kariyerini bitiren, ömür boyu uğraşacağı bir sakatlık hediye eden adamla karşı karşıya! Alberto, duygusuz bir ifadeyle Humberto'ya bakarken Humberto'nun nefret dolu bakışları yumuşuyor.
Mr. Berto: Profesyonel bir müdür olacağım gerçeği seni asla affedeceğim anlamına gelmiyor. Sadece adaletli olacağım.
Şimdi bakışlarını Jeff'e çeviriyor. Sonrasında konuşurken sırayla iki isime birden bakıyor.
Mr. Berto: Farkında mısınız bilmiyorum ama önümüzde Royal Rumble var. Karşımda ise iki tane eski ana kemer şampiyonu duruyor. Bence zirveye tekrar çıkma çabanızı daha ilgi çekici hale getirmeliyiz. Madem birbirinizle maça çıkmak için bu kadar heveslisiniz... O zaman kazanmak için daha da uğraşın. Çünkü haftayaki maçınızda kaybeden kim olursa Royal Rumble'a 1 numaradan girecek.
Alberto ve Jeff'in keyfi bir anlığına kaçsa da Humberto için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz. Humberto orayı terk ederken biz de ringe dönüyoruz.
Alberto ve Jeff'in keyfi bir anlığına kaçsa da Humberto için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz. Humberto orayı terk ederken biz de ringe dönüyoruz.
Kameralar açıldığında ringimizi boş bir şekilde görüyoruz. Seyirciler merakla şovun geri kalanını bekliyorlar. Bu merak halini, arenamızda yankılanan müzik kesiyor.