Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Kullanıcılar
Aylık Konu İstatistikleri
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Ayın En Çok Mesaj Atanları
Rozetler
ELITE Efektleri
ELITE Üyelik
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Konuya cevap cer
Ana sayfa
Forumlar
Güreş Dışı
Serbest Kürsü
İtiraf ve Dertleşme Konusu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Mesaj
<blockquote data-quote="KALKTI!!!!" data-source="post: 367719" data-attributes="member: 63"><p>Geçmiş olsun. Bildiğim kadarıyla antidepresanların bağımlılık yapıcı özelliği yok ama yeşil mi kırmızı mı reçeteli dediklerinde var. İlaç bence artık kendine güvenini iyice kaybettiğin, fiziksel semptomlardan önünü göremediğin bir zamanda kullanılabilir ama öncelik hiçbir zaman değil. Sen de pdr okuyorsun diye biliyorum. Yanlış mı hatırlıyorum? Gıda sektörü, ilaç sektörü, sağlık sektörü, vs. alayını gördükten sonra psikoloji sektörünün de manipülasyona çok açık, hatta belki de en açık sektör olduğunu düşünüyorum. İzzet Güllü izleyin diye yorumları muhakkak görmüşsündür. Ben bir süredir izliyorum. Pek faydasını göremedim henüz ama teoride aklıma çok yattı dedikleri. Belki de ben iyi uygulayamıyorumdur. Psikolog-psikiyatr sayısının bu kadar arttığı bir dönemde vakaların azalması gerekirken katlanarak artması bana tuhaf geliyor. Hiç panik atak köylü bir dede görmedim. Hiç okb bir teyze görmedim. Davranışsal olarak buralara yakın kişiler gördüm ama yeni nesil kadar nevrotik değiller nicelik olarak bakıldığında. Bu bana çok tuhaf geliyor.</p><p></p><p>Psikoloji alanında o kadar çok farklı ses var ki. Aslında bu en basitinden göz doktorlarında bile var. Mesela ben miyobum. Muayene gidiyorum. Bir doktor diyor ki "iyi ki gözlüğü sürekli takmamışsın. Gözler tembelleşirdi." Diğeri "gözlük takmazsan gözün yorulur, numarası artar." Daha en basit konularda bile bir mutabakat yok. Bu psikoloji alanında da böyle. Bir tayfa tamamen ilaç dayama usulü. Ki bunun yanlış olduğunu anlamak için Buda olmaya gerek yok. Pratikte de işe yaramadığını görüyoruz. İlaç kullanılırken iyi, bıraktıktan bir süre sonra yine aynı terane. Öteki tayfa tamamen bilinçaltına odaklanmış. Bilinçaltının Gücü tarzı kitapları bilirsin. Bunlar da "bir şeyi ne kadar tekrarlarsan, telkinlersen, uyumadan önce ve sonra, meditatif halde, vs.. o kadar hızlı düzelirsin" kafasındalar ama beyin hakkında neredeyse hala çok çok az şey bildiğimiz şu dönemde bana bu yaklaşım kestirip atma gibi geliyor. Kaç sayfalık iki kitap okudum. Tüm kitap boyunca yaklaşım şu şekildeydi: "Hasta bir kadın varmış. İyiyim, iyiyim demiş. Ve o andan itibaren iyiymiş gibi yaşamaya başlamış. Kadın ölümcül hastalığı yenmiş." Fakat ne bir bilimsel izahat, ne bir rasyonalite. Yani bu telkin şunu şunu harekete geçirdiği için beyinde şöyle bir değişim olur gibi bir açıklama bile yoktu.</p><p></p><p>İzzet Güllü önce beyni yani kişiyi ikna etmek gerektiğini söylüyor, ki eğer bir şey bilimsel olarak doğruysa akla da yatacaktır ve uygulaması kolaylaşacaktır. Kişi ikna olduktan sonra, yani psikoloji alanı ve kendi psikolojisiyle ilgili çarpık algılardan kurtulduktan sonra bol bol telkinle çok kolay bir şekilde kişinin düzeleceğini iddia ediyor ki yorumlarına bakacak olursak fayda gören çok kişi var. Yıllardır psikolojiye ilgiliyim, bu adamın iddialarından daha tutarlı bir şekilde olaya açıklık getiren görmedim. Ama dediğim gibi kendim bir faydasını görmedim hala. PDR'ci olduğunu anımsıyorum. Bu konuda fikrini merak ediyorum. Çünkü zeminin hatalı olması iyileşme sürecini de etkiliyor kökünden.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="KALKTI!!!!, post: 367719, member: 63"] Geçmiş olsun. Bildiğim kadarıyla antidepresanların bağımlılık yapıcı özelliği yok ama yeşil mi kırmızı mı reçeteli dediklerinde var. İlaç bence artık kendine güvenini iyice kaybettiğin, fiziksel semptomlardan önünü göremediğin bir zamanda kullanılabilir ama öncelik hiçbir zaman değil. Sen de pdr okuyorsun diye biliyorum. Yanlış mı hatırlıyorum? Gıda sektörü, ilaç sektörü, sağlık sektörü, vs. alayını gördükten sonra psikoloji sektörünün de manipülasyona çok açık, hatta belki de en açık sektör olduğunu düşünüyorum. İzzet Güllü izleyin diye yorumları muhakkak görmüşsündür. Ben bir süredir izliyorum. Pek faydasını göremedim henüz ama teoride aklıma çok yattı dedikleri. Belki de ben iyi uygulayamıyorumdur. Psikolog-psikiyatr sayısının bu kadar arttığı bir dönemde vakaların azalması gerekirken katlanarak artması bana tuhaf geliyor. Hiç panik atak köylü bir dede görmedim. Hiç okb bir teyze görmedim. Davranışsal olarak buralara yakın kişiler gördüm ama yeni nesil kadar nevrotik değiller nicelik olarak bakıldığında. Bu bana çok tuhaf geliyor. Psikoloji alanında o kadar çok farklı ses var ki. Aslında bu en basitinden göz doktorlarında bile var. Mesela ben miyobum. Muayene gidiyorum. Bir doktor diyor ki "iyi ki gözlüğü sürekli takmamışsın. Gözler tembelleşirdi." Diğeri "gözlük takmazsan gözün yorulur, numarası artar." Daha en basit konularda bile bir mutabakat yok. Bu psikoloji alanında da böyle. Bir tayfa tamamen ilaç dayama usulü. Ki bunun yanlış olduğunu anlamak için Buda olmaya gerek yok. Pratikte de işe yaramadığını görüyoruz. İlaç kullanılırken iyi, bıraktıktan bir süre sonra yine aynı terane. Öteki tayfa tamamen bilinçaltına odaklanmış. Bilinçaltının Gücü tarzı kitapları bilirsin. Bunlar da "bir şeyi ne kadar tekrarlarsan, telkinlersen, uyumadan önce ve sonra, meditatif halde, vs.. o kadar hızlı düzelirsin" kafasındalar ama beyin hakkında neredeyse hala çok çok az şey bildiğimiz şu dönemde bana bu yaklaşım kestirip atma gibi geliyor. Kaç sayfalık iki kitap okudum. Tüm kitap boyunca yaklaşım şu şekildeydi: "Hasta bir kadın varmış. İyiyim, iyiyim demiş. Ve o andan itibaren iyiymiş gibi yaşamaya başlamış. Kadın ölümcül hastalığı yenmiş." Fakat ne bir bilimsel izahat, ne bir rasyonalite. Yani bu telkin şunu şunu harekete geçirdiği için beyinde şöyle bir değişim olur gibi bir açıklama bile yoktu. İzzet Güllü önce beyni yani kişiyi ikna etmek gerektiğini söylüyor, ki eğer bir şey bilimsel olarak doğruysa akla da yatacaktır ve uygulaması kolaylaşacaktır. Kişi ikna olduktan sonra, yani psikoloji alanı ve kendi psikolojisiyle ilgili çarpık algılardan kurtulduktan sonra bol bol telkinle çok kolay bir şekilde kişinin düzeleceğini iddia ediyor ki yorumlarına bakacak olursak fayda gören çok kişi var. Yıllardır psikolojiye ilgiliyim, bu adamın iddialarından daha tutarlı bir şekilde olaya açıklık getiren görmedim. Ama dediğim gibi kendim bir faydasını görmedim hala. PDR'ci olduğunu anımsıyorum. Bu konuda fikrini merak ediyorum. Çünkü zeminin hatalı olması iyileşme sürecini de etkiliyor kökünden. [/QUOTE]
Yükleniyor…
Alıntı ekle…
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
Güreş Dışı
Serbest Kürsü
İtiraf ve Dertleşme Konusu
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Uygulamayı yükle
Yükle
Forumlar
Neler yeni
Giriş yap
Kayıt ol
Ara
Anasayfa
Üst
Alt
Tema Rengi
Sıfırla